Bülent Yüksel "Siyasi İktidar Gerçekte Kaybetmiştir !"

Serkan Kapancı : Kıymetli Bülent Yüksel Hocam röportaj talebimizi kabul edip bizi evinizde ağırladığınız için öncelikle size çok teşekkür ederiz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetim sisteminin oylandığı tarihi 16 Nisan 2017 Referandumun ardından insanlarımızın kafasında “şimdi ne olacak ?” , “mevcut durum nedir ?”, “bundan sonra ne yapılabilir ?” gibi sorular yumağı oluştuğunu gördüğümüzden, Habererk olarak, toplumumuzun farklı kesimlerinden, farklı görüşteki insanlarla konuşarak, memleketimizin bugünü ve yarınına dair düşüncelerini öğrenmek, mevcut duruma ve geleceğe yönelik analizlerini konuşmak istedik.

Bu röportajlar dizimizin birincisini de sizinle gerçekleştiriyoruz. Öncelikle sizi birkaç cümleyle tanıtacak olursak :

Müzik yolculuğunuza çok küçük yaşlarda Neşet Ertaş’ı tanıyarak ve ondan feyz alarak başlamışsınız, 2008 yılında Dünya Yayıncılar Birliği tarafından Türkiye’nin en iyi 41 yazarı arasında gösterilmişsiniz. Okullar arası müzik yarışmalarında çalıştırdığınız okullar, TRT Jürilerinde 6 defa Türkiye Birinciliği kazanmış, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarında komisyonlarda görev almışsınız, 2013 yılında Uluslararası bir proje olan Dünya Barış Orkestrası kuruculuğuna ve şefliğine getirilmişsiniz, hali hazırda da hem müzik çalışmalarınız devam etmekte, hem de editörlük yapmaktasınız.

Kısaca sizi tanıdıktan sonra röportajımızın ana konusuna gelelim. TBMM nde oylamalar sona erip, anayasa değişikliği referanduma gittikten sonraki süreçle, referandum gününe gelene kadar yapılan çalışmaları değerlendirecek olursanız, ne dersiniz Hocam ?

TÜRKİYE BÜYÜK BİR TUZAĞIN İÇİNE ÇEKİLMİŞTİR…

 Bülent Yüksel  :   Şimdi bu referandum süreci aslında siyasi iktidar tarafından rafa kaldırılmıştı, ama MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ani bir şekilde konuyu tekrar gündeme getirmesiyle siyasi iktidar kendisi açısından hiç hayal etmediği bir fırsata kavuştu ve böyle bir sürece girdik. Bu referandum sürecinde gördük ki siyasi iktidara karşı siyasi anlamda yelpazenin sağından solundan, toplumun her kesiminden muazzam bir konsensüs oluştu. Ayrıca siyasi iktidarın seçmenleri içinde de en az %15 lik bir kesim de bu referandumda evet oyu verme taraftarı değildi.

Sonuç itibarıyla Türkiye büyük bir tuzağın içine çekilmiştir çünkü başkanlık sistemiyle yönetilip te Amerika hariç dünyada başı derde girmemiş bir toplum yok. Türkiye’yi saraydaki danışmanlar kadrosu yönetiyor, başkanlık onların yol haritasıdır ve çok iyi irdelenmelidir.

SK :   Referandum süreci başladı, partiler saflarını belirlediler, kimi insanlar da partisiz kendi çabalarıyla yollara çıktılar ve insanlarımıza eveti ve hayırı anlatmaya başladılar. Sizce bu tam anlamıyla adil bir yarış oldu mu ?

DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN ADALETSİZ SEÇİMİ…

BY :  Adil bir yarış  olmadı, özellikle Meral Akşener üzerinde yoğunlaşan baskıları hepimiz gördük. Salonların elektriği kesildi, kapıları kitlendi, daha da öteye geçelim Saadet Partisi de bu referandumda hayır cephesinde yer aldığı için Necmettin Erbakan’ı Anma toplantıları yapmasına dahi müsaade edilmedi. Saadet Partisinin Türkiye genelinde planlanmış, programlanmış toplantılarını yapmasına izin verilmedi.

Bana göre de dünya siyasi tarihinde yapılmış olan en adaletsiz seçimdi. 6 milyon oynanmış oydan söz ediliyor. Bunu ben söylemiyorum, CIA nın Beyaz Saray a vermiş olduğu raporda 4 milyon oyun evete çevrildiği, ayrıca 2 milyon Suriyeliye oy kullandırıldığından bahsediliyor.

SK :  Sonuçta Türkiye için tarihi öneme sahip olan bir referandum sürecini geride bıraktık, peki bundan sonra ne olacak ?

KRİTİK NOKTALARDAKİ FETHULLAHCILARA DOKUNULMADI…

BY :  Siyasi iktidar Fethullahcı kadrolarda özellike TSK, MEB ve diğer kamu kuruluşları üzerinde büyük bir temizlik yapmış gibi gözüküyor. Ancak bana göre  stratejik noktalardaki, kurumlardaki ve görevlerdeki Fethullahcı kadrolara dokunmadı. Dokunmadı ve o kadrolarda kendilerinin deşifre olduklarını biliyorlar. Burası çok önemli, siyasi iktidar bunların tepesinde hep bir Demokles’in kılıcını sallandırıyor, bunlar siyasi iktidarın çizdiği çizgilerin dışına çıktıkları an tutuklanacaklarını biliyorlar. Bu kurumların içine YSK da dahil. Bu kadrolar dışarıdan deşifre edilmiş uyuyan hücreler olarak görülüyor, uyuyan hücreler tabiri buraya çok da örtüşmüş olmayabilir ama durum bu. En azından çok önemli, bir sinyal almadan bu görevlerini sürdürmeye devam edecekler.

SK :   İçinde bulunduğumuz durumda vatandaşlarımızda bir kafa karışıklığı var. Referandum süreci geride kalmış olsa da alınan kararların önemli bir kısmı özellikle de başkanlık konusu 2019 a ertelenmiş durumda Başkanlık Türkiye’ye neler getirecek, neler götürecek Hocam ?

SARAYDAKİ DANIŞMAN KADROSUNA DİKKAT…

BY :  Bu sorunun cevabını hayır cephesindeki kanaat önderleri çok iyi açıkladılar aslında, ama neler götürecek derseniz, çok şeyler götüreceği aşikar. Her şey bir kişinin iki dudağı arasında olacak ve bütün devlet kurumları da bu duruma göre şekillenmek zorunda kalacak. Bir süredir bir paralel devlet terimi modası çıktı, paralel devlet Aksaray’da, Türkiye oradan yönetiliyor. Danışmanlar kadrosunun üzerinde özellikle duruyorum. Bu kişilikler ve kimlikler özellikle incelenmelidir. Bütün soruların cevabı oradadır. Çünkü orada her şeyi göreceksiniz, her şeyi göreceksiniz ama bir şeyi göremeyeceksiniz, hiçbirisinin ayakları bu topraklara basmıyor. Hepsinin içeride ve dışarda uluslararası ilişkiler boyutunda ilişkileri var ki paralel devlet orada, başka hiçbir yerde aramasınlar.

2019 a kadar geçecek sürede neden bu şimdi yürürlüğe girmiyor, önce bunun cevabını arayalım. Bugünkü anayasamıza göre Cumhurbaşkanımızın sahip olamadığı tek bir yetki var. KHK lerle eyalet yasası çıkarma yetkisi yok. Yarın bir takım siyasi ortam hazırlandığı zaman Cumhurbaşkanı çok rahatlıkla Güneydoğu’daki şu şu şu illeri, şartlar bunu gerektirdiğinden bir eyalet çatısı altına aldım diyebilir.  Demek istediğim 16 Nisan 2017 ile 2019 arasında halk buna hazırlanacak. Bu işaretlerde bize terörün durmayacağını söylüyor çünkü durduğunuz yerde bu eyalet yasasını çıkaramazsınız, halka kabul ettiremezsiniz. Ettirseniz bile çok yapay durur.

Şimdi bunun ilk bakışta alakasız gibi duran ama konuştuğumuz konuyla paralellik arz eden bir yere taşıyalım. Sınırlarımızın ötesinde önce IŞID i yerleştirip saldırtıyor. Diğer tarafta YPG,PYD,PKK var. Ondan sonra IŞID in temizlenmesi bahanesiyle diğerleri ortaya sürülüyor. Bizim sınırlarımızın dışında bize mesaj veren, ders almamız gereken o kadar çok hadise oluyor ki. Bu yapılar tek bir merkezden sevk ve idare ediliyor.

Yarın aynısı burada yapılacak çünkü durduğunuz yerde ülkeyi bölemezsiniz ya da eyaletlere ayıramazsınız. Bunu yapmanız için önce milleti bölmeniz lazım.

SK :  Hele ki Türkiye gibi milli manevi değerlerin ve duyguların had safhada olduğu ülkelerde, 4.000 yıllık tarihe sahip bir milleti bölmek, aralarına tefrika sokmak, Irak vatandaşlarının, Suriye vatandaşlarının arasına nifak sokmaktan çok daha zor, imkansıza yakın olarak görüyorum Hocam.

DÜNYADA HİÇBİR DEVLET DAVUL ZURNAYLA BÖLÜNMEMİŞTİR…

BY :  Zor, çok daha zor bunu da o güçler çok iyi biliyorlar. Şunu üzülerek ama yüzde yüz inanarak söylüyorum müdahil devletler istedikleri an Türkiye de bir iç savaş çıkarabilirler. Ancak bunun tutmayacağını biliyorlar yoksa daha önce 80 döneminde yaşadık, bunu yapabilecek güce sahipler.

Burada enerji hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi ve müdahil devletlerin kendi aralarında anlaşamaması yüzünden böyle bir süreci devreye sokamıyorlar. Bu Arap Baharı denilen tiyatroyu başlattılar, bir kıvılcımla yerle bir oldu. Bize çocukluğumuzdan beri Türkiye’nin bölüneceği hep söylenir, Kürdistan haritaları asılır, dünyada hiçbir devlet davul zurnayla bölünmemiştir. Biz bütün göstergeleri masanın üzerine koyarsak, o göstergeler bize Türkiye’nin bölünmek istendiğini söylüyor ama ben aynı kanaatte değilim, en azından şu süreçte pek yakın görünmüyor. Çünkü bunun tutmayacağını biliyorlar. O kadar kolay değil. Yoksa münferit bir takım hareketler yapıp toplumun farklı kesimlerini, katmanlarını karşı karşıya getirebilirler. Ama bunun tutmayacağını bildiklerinden, kurbağa ve kaynayan su misali hep onu yapıyorlar.

SK :  Kıymetli Hocam, Türkiye de AKP haricindeki siyasi oluşumları dikkate aldığınızda mevcut durumda aralarından bir iktidar alternatifi görebiliyor muzunuz ?

BY :  Mevcut durumda göremiyorum. En son yapılan anketlerde CHP %24-25 bandında dolaşıyor, MHP %5 görünüyor, ilginç bir sonuç var HDP %10,5 görünüyor, ben bunu pek anlayabilmiş değilim. Tabi referandum öncesinde HDP nin sessizliğine, eş başkanlarının, milletvekillerinin içeri alınmasına bakarsak bunlar da bize burada doğal bir gelişme olmadığını gösteriyor.

SK :    Peki MHP ye gelecek olursak, 2019 başkanlık seçiminde nasıl hareket etmesini bekliyorsunuz ? Kendi adayıyla mı seçime girerler, yoksa bu referandum sürecinde olduğu gibi bir ortak hareket etme, bir işbirliği tarzına mı bürünürler ?

BAHÇELİ’Yİ HİÇ KONUŞMAYALIM…

BY :  Şimdi bunu üzülerek söylüyorum MHP kurumsal anlamda ele alındığında bence bir kumpasın ortasındadır. 2019 a gelene kadar Bahçeli’nin ne yapıp yapmayacağını hiç konuşmayalım çünkü Bahçeli talimatla hareket eden bir lider. Bunların çok ulu orta konuşulmasını da tasvip eden birisi değilim ama özellikle şu son referandum öncesinden itibaren aldığı tutum ve davranışlar bizi bunları konuşmaya zorluyor. Zira başka bir açıklaması yok.  

SK :  Peki bu referandum sonuçları bizlere ne mesaj veriyor ? Mevcut partilerden memnun olmayan seçmen kendisine bir alternatif arıyor mu ?

MERAL AKŞENER %35 İ ZORLAR…

BY :  Siyasi iktidarın kemikleşmiş seçmenlerinin dışında kalan herkesin bu ortak derdidir aslında. Kendilerine bir ışık gördükleri anda siyasi yelpazenin hemen hemen her kesimindeki insanların o adayı destekleyeceğini düşünüyoruz. Buna en yakın isim de Meral Akşener görünüyor. Eğer ki ayak oyunları yapılmazsa çünkü artık Türkiye’de siyaset çok çirkinleşti, hep bel altı vuruluyor. Siyasi ahlak diye bir şey olmalı. Yeni bir oluşum kurulmalı ve bu MHP nin dışında düşünülmeli. 

Şu anda gördüğümüz manzarayla bana göre MHP işgal altındadır. İster istemez bu kesim bunun dışında aramak zorunda çünkü kurumsal görünüm itibarıyla şu an MHP ye verdiğimiz her oy Devlet Bahçeliye gidecektir. Ben şu anlayışı doğru bulmuyorum, “Ya biz şahsa değil partiye oy veriyoruz.”  Hayır, Türkiye’de şahsa oy veriliyor. Bu gerçeği kabul edelim. Bunca olaydan sonra bu siyasi düşüncedeki insanların gidip ben Devlet Bahçeli’ye oy veriyorum demelerini ben çok yadırgarım.

Meral Akşener ise toplumun her kesiminden destek görüyor. MHP çizgisiyle hiç ilgisi olmayan insanlar bile oy vereceğini söylüyor. Türkiye Meral Akşener’in arkasına takılıp yol yürüyebilir. Şunu da çok rahatlıkla söyleyeyim %35 i zorlar.

SK :  Meral Akşener in MHP nin başına geçmesi ihtimalini nasıl görüyorsunuz ? Haziran ayındaki mahkemeden müspet bir sonuç çıkar mı ?

BY :  Sanmıyorum.

SK :  Kıymetli Hocam misafirperverliğiniz için teşekkür ederiz. Çok geniş kapsamlı bir röportaj oldu. Bitirirken son olarak neler söylemek istersiniz ?

ORTAK AKILDA BULUŞULMALI…

BY :  Bence ortak akılda buluşmamız lazım. Aklımızı daha ön plana çıkarmazsak bizi çok güzel kullanmaya devam edeceklerdir. Bakıyorsunuz bu değerlerle hiç alakası olmayan bir takım türevi insanlar çıkıp bunu çok güzel istismar ediyor. Bizim en büyük sorunumuz bu aslında. Bakın milli ve manevi değerlerimiz diyoruz ama bu değerlerimiz en çok kendilerine maneviyatçı, muhafazakar diyen iktidarlar dönemimde yıpranmıştır.

Bizi kurtaracak ortak akıl ve ortak değerdir. Bu bizi birbirimize düşmemizi de engelleyecektir.

Referanduma tekrar dönersek “Siyasi iktidar gerçekte kaybetmiştir.” Siyasetçilerin konuşmalarına değil beden dillerine bakmak lazım. O gece yapılan konuşmada mağlubiyetin izleri, bir demoralizasyon vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.