Öncelikle belirtelim; bu davranışımız herhangi bir adayı ya da gurubu desteklemek maksatlı değildir.Yapılanın, tehditlerle, baskılarla yok edilmeye çalışılan ülkücü iradenin yeniden inşa ve ihya edilmesi mücadelesine katkı verecek bir çoban ateşi olarak değerlendirilmesini diliyorum.

MAHALLENİN DELİLERİ
Allah izin verirse, önümüzdeki onbeş gün içinde, MHP Genel Merkezi’nin karşısında, ülküdaşlarımızla toplanarak bir basın toplantısı yapacağız. Ülkücülerin düşüncelerini ve geleceğe yönelik beklentilerini Bahçeli’ye ileteceğiz. Bu demokratik mücadelenin öncülüğüne soyunduğumu Habererk’ten ilan ettik.
Öncelikle belirtelim; bu davranışımız herhangi bir adayı ya da gurubu desteklemek maksatlı değildir.
Yapılanın, tehditlerle, baskılarla yok edilmeye çalışılan ülkücü iradenin yeniden inşa ve ihya edilmesi mücadelesine katkı verecek bir çoban ateşi olarak değerlendirilmesini diliyorum.
Sayın Bahçeli’nin, daha önceki sayısız örnekte olduğu gibi, muhtemelen, Ülkücülerin çağrısına kulak vermek yerine, “Üç - beş çapulcuyu mu dikkate alacağız” şeklinde tepki vereceği için ben, bu basın toplantısında, 300 civarında insanın, münferit bir davranış olarak görülmemesi için yeteceğini düşünmüştüm. Şükürler olsun ki Diyarbakır, Denizli, Afyon, Uşak, İzmir, Aydın, Amasya ve İstanbul hemen ses verdi ve telaffuz ettiğim rakamı kat kat aşmış durumdayız.
Bu sayının katlanarak büyümesi de mümkündür. Ankaralı ülküdaşlarımızın bizi yalnız bırakmayacağını, o sayıyı sadece Ankara’dan, fazlasıyla toplayacağımıza inanıyorum.
Bu samimi, iyi niyetli feryadımızı duymazlarsa, ikinci adımda oraya binlerin, on binlerin nasıl yığıldığını görecekler. Artık korkulara yer yok.
Bana, “bu faaliyeti yaparsanız, herkes için bitmiş olan bir Bahçeli’ye güç verirsiniz” diyen iyi niyetli dostlarıma, başka hangi yolun kaldığını soruyorum? Biz, ülkücü iradeye saygı duyulmasını, adaletli, hukuka uygun bir kongre yapılmasını isteyeceğiz. Bu, Bahçeli’yi güçlendirecekse buyursun güçlensin…
İkinci hususşu; dayak yermişiz… Ülkücülere bunu reva görecekse, Bahçeli ilelebet o kara lekeyle yaşayacaktır. Provokasyon, bir siyasi partinin mensuplarının, o siyasi partiyi her gün eriten, tüketen, aslına uzaklaştıran bir yönetim anlayışının yanlışlarını dile getirmek değil, demokratik hakkını kullananlara karşı bir saldırı örgütlemektir.
Ayrıca, unutmayalım ki Türkiye muz cumhuriyeti değildir.
Bu ülkede her şeye rağmen kanun var, hukuk var, güvenlik var…
İsmail Türk