
Osmanlının Beyliğinden Çıkardığım Dersler
27 Ocak 1299 Osmanlı Devletinin kuruluş günü. O dönemler için elbette, böylesine önemli bir olaya gün tayin etmek zor. Ama ortada bir kabul var.
Tarihin Aydınlattığı Gelecek isimli kitabım olduğu için, bu gibi olaylardan öncelikle kendi adıma dersler çıkarırım.
Hepinizin bildiği gibi, Anadolu’daki beyliklerin toprak olarak en küçüğü Osmanlı idi. Ama Devlet-i Âli olmak ona nasip oldu. Özellikle bu terimi kullandım. İmparatorluk demedim. Çünkü bizde Batı anlamında imparatorluk anlayışı yoktur. Batılılar Emperyaldir. Sömürgecidir. Bizde sömürgecilik anlayışı yoktur. Hattâ Osmanlı Devleti hakkında bizlerin şikâyeti, Anadolu’ya ciddi eserler yapmadığı şeklindedir.
Osmanlı Türklerinin anlayışı, Emperyal düşüncenin tam tersine, hizmet temeline dayanır. Osmanlının temelinde adalet ve hizmet anlayışı vardır. Ayrıca enerjisini içe değil, rakiplere yöneltmiştir. İçte barış sağlanmadan dışa yönelinemez.
Günümüzdeki Milliyetçi Hareket Camiası ile Anadolu’daki beylikler dönemi arasında benzerlikler vardır. Bu sebeple Osmanlı Devletinin kuruluşundan ders çıkarmayı kendi adıma hiç ihmal etmedim.
Öncelikle adaletli davranmaya gayret sarf etmeye çalıştım. Kendime yapılmasını istemediğim bir davranışı, başkalarına uygulamama gayreti içerisinde oldum. Ama sabrın; yapılan yanlışlıklara katlanmak değil, hayatın güçlüklerine göğüs gererek mücadele etmek olduğunu unutmadım.
Ülkücü hareket içerisinde enerjimi iç sorunlara değil, dışa yöneltmeye uğraştım. Fakat bunu sağlayabilmek için, içimizdeki bilerek veya bilmeyerek yanlış davrananlara, hep birlikte ve kanunlar çerçevesinde karşı durup sorunu çözmemiz gerektiğine inandım. İçeride söz dalaşıyla uğraşırsak dışa yöneltecek enerji toplayamayız. Sonumuz Anadolu’daki diğer beyliklerin başına gelen gibi, bir süre sonra tarihten silinmek olur.
Yazılarımda ve konuşmalarımda Camiamız yöneticilerinin şahsiyetlerini tahkir etmedim. Onların yaptıklarını halkımız zaten görüyor ve bu yüzden bize oy vermiyor. Bizim niyetimiz Devlet olmaksa, Camiamıza zarar verecek hiçbir davranışın içerisinde olmamalıyız.
Yazılarımda AKP iktidarına ve Sayın Başbakana yaptıkları hataları teknik yönden anlatan sert söylemlerde bulundum. Bu sebeple MHP Genel Başkanlığına ve Türkiye’yi daha iyi yönetmeye aday olduğumu açıkladığım basın toplantımı duyurmadılar.
Bugüne kadarki yazılarım ve konuşmalarımda Camiamızı küçük düşürecek hiçbir söylemin içersinde olmadım. Bunu fırsat bilen yönetim, benim anlaşmalı olduğum
şeklinde haberler oluşturdu. Osmanlı Beyliği için de, Konya’daki Selçuklu Sultanının adamı deniliyordu. Bu nedenle böyle konulara hiç aldırış etmiyorum. Zaten şöyle bir düşünen insan bunun böyle olmadığını hemen anlar. Siz hiç ihaleden önce dışarıdan anlaşan firmaların anlaştıklarını açıkladıklarını gördünüz mü? Açıklarlarsa ne olur? Ayrıca benim mücadelemi yakından bilenler, böyle bir iddianın en son tutacağı kişilerden olduğuma inanırlar.
Ama bizim Camiamızın yayın kuruluşlarından hiçbir gazetenin ve Haber Erk hariç haber sitelerinin adaylığımı ve gönderdiğim yazılarımı yayınlamamaları, tabanımızla olan birlikteliğim ve gönül bağımdan çekindiklerini, suçlayacak da bir şey bulamadıklarını gösterir.
Benim mücadelem sadece yönetici isimleri değişikliği için değildir. Yönetim anlayışı değişikliği içindir.
Ülkücünün ölümü, mücadeleden vazgeçtiği an başlar.
Peki, biz diri iken mezara mı girmek istiyoruz? Etkili iktidar mı olmak istiyoruz?
İsmail Hakkı KÜPÇÜ- MHP Genel Başkan Adayı