
İYİ UYKULAR SAYIN SEYİRCİLER!
Özel televizyonların yayına başladığı yıllara gelir benim çocukluğum. Ve o çocuk aklımdan geçerdi televizyon yayınlarının gereksiz programlarla dolu olduğu. Düşünürdüm:
“Neden acaba dizi filmlerin arasına 15–20 dakikalık milli kültür ile ilgili yayınlar konmaz
Neden saygının ve sevginin önemine ilişkin bilgiler verilmez
Tarihi çizgi filmler neden yapılmaz
Türk büyüklerinin tanıtım filmleri neden çekilmez
Neden, adab-ı muaşeret ile ilgili hiç belgesel-film yoktur
Ne olur yani okulda tam verilmeyen bilgiler televizyon yoluyla açıklansa
Fena mı olur Ömer Seyfettin gibi eşsiz yazarların kitapları ekrandan okunsa
Kültür ve sanat adamlarımızın hayat hikâyeleri her gün ekranda yer alsa”
Tabii o küçücük aklımdan geçerdi bunlar. Bilmezdim o zaman kapitalizm denen canavarın en önemli silahı olduğunu televizyonun. Anlamamışım işte, amacın tüketen bir toplum meydana getirmek olduğunu ve heveslerin kamçılandığı cam ekranın bizi uyuttuğunu.
Her geçen yıl, özel televizyon sayısı arttıkça ekrandan maruz kaldığımız bombardımanda arttı. Ve gelinen nokta o kadar tehlikeli ki;
En muhafazakâr aileler için bile televizyon ciddi bir alan kaplamakta ve zaman çalma ve uyuşturma görevini sürdürmektedir.
Günaydın Sayın Seyirciler! Sabah şekerleri ile toplumun nefsine şuh görüntüler sunarak başlayan yayınlar, araya bir sağlık uzmanı sıkıştırarak toplumsal görev ifa ediyormuş görüntüsü vermeyi de ihmal etmiyor.
Ardından eş bulma faslına geçiyor. Ve ekran başında milyonlar, eş arayanlarla birlikte olayın içine öyle bir dalıyor ki, kız istemeye bütün ahali birlikte gitmişçesine heyecanlı.
Sonra bir yemek programı faslıdır gidiyor. Aylık yarım kilo kıyma almaya mecali olmayan ahaliye, 2 kilo pirzolalık etten yapılacak telaffuzu zor ama malzemesi kuvvetli yemeğin tarifini veriyor cam ekran.
Öğleden sonra, bir “yakıştı/yakışmadı muhabbeti” ve 5 kişinin ne giyeceğini belirlemekle geçiyor 1 saatlik zaman.
İyi Akşamlar Sayın Seyirciler! Akşam haberleri; önlerine servis edilen, güç karşısında diz çökmüş sözde gazetecilerin, etkileyici sesleri ile birlikte gücün sunulmasına izin verdiği haberler yapılmakta. Hava durumunda bile insanın nefsine hitap etmek için “havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun” kıvamında çakılıyoruz ekran başına.
Tartışma programlarında yer alanlar aynı tezgahtan çıkmış gibi. Hepsi aydın! 4-5 tanesinin arasına bir de bizden birini koyuyorlar ki yandaşlık bütünüyle ortaya çıkmasın.
Yarışmalar bile kültür ve bilgi üzerine değildir. Ses yarışmasında fiziki görüntü öne çıkarılırken yetenek yarışmasında dans adı altında bizden olmayan her şey mevcuttur.
Avrupai hayatı özendiren, aile içi cinselliği hoş gösteren, aldatmayı normal, ana-babaya isyanı doğal gösteren, evlilik dışı ilişkileri meşrulaştıran, tarihe hakaret eden, mafyaya itibar kazandıran dizi-filmler saatlerce bütün kanallarda ekranı dolduruyor.
Televizyon batının ışıltısıyla kaplıdır doğuyu bulmazsınız orada.
Hiçbir televizyon ABD’nin arka sokaklarında açlıktan ölen, evsiz yaşayanları göstermez. Avrupa’da tükenen maneviyat yüzünden ahlakın çöktüğünden bahsetmez.
Gecenin bir yarısında kadar sürer böylece yayın. Ve artık çok geç olmuştur. Siz günün stresini atacağım diye saatlerdir küresel gücün düşünmenizi engellemek üzere kurduğu kapanda zamanı öldürmüşsünüz, ne güzel değil mi? Attınız mı stresinizi.
İyi uykular sayın seyirciler!
Ruhi ÖZMEN (Önkuzu)
okuryazarturk@hotmail.com