BU BİR BİRLİKTELİK TALEBİDİR.11 Şubat bir kıvılcımdır ayrı ayrı olanların bir olmaları için ilk adım 15 yıllık atalete vurulan ilk organize yumruktur…

BU BİR BİRLİKTELİK TALEBİDİR.
Ülkemiz başta Siyonistlerin, misyonerlerin ve emperyalist güçlerin bir kuklası olmuştur. Bırakın bu durumu gözler önüne sermeyi bunu düşünenlerin bile kendilerini içinde buldukları durum bir yandan trajikomik bir yandan insanın kanını dondurucu boyuttadır.
Ülkemiz tepeden tırnağa –maalesef belirtmek lazım ki- benzeri görülmemiş şekilde müthiş bir oyunun içindedir ve emsalsiz bir sona doğru hayalperest ve gayritabiî bir mutlulukla koşar adım gitmektedir. Doğrular ve yanlışlar iç içe geçirilmiş “içi boşaltılmış ideolojiler” insanlara dikta edilmiş, “hedefsiz ve ümitsiz” genç nesil benzeri görülmemiş bir acizleştirme operasyonuna tabii tutulmuştur, “müflis ve gölge insancıklar” zenginleştirilmiş, mevki ve makam sahibi yapılmıştır. “İdeali” olmayan bir “güruh” toplum mühendisliği yapılarak bir takım sanal hedefler ve sanal terimler ile bitap ve biçare düşürülmüş; ancak ne halde olduklarının idrakinden çok uzakta olan bu güruh devamlı kamçılanmış ve daha müthiş akıl oyunları içerisinde bir labirentin içerisinde sevk ve idare edilmiştir.
Eğitim sistemi insanlarımızı görülmemiş(!) bir cahilliğe yöneltmiştir. Üniversite gençliği fikir ve gayret yönünden ne yazık ki bitirilmiştir. İktidar ve muhalefet dahi yazılan senaryoları oynama telaşesindeler ve oynadıkları bu rolleri o kadar sevdiler ki sufle ne olursa olsun perde hep aynı ihtişamla seyirciye kapanmaktadır.
Ülkemizde sanat adileştirilmiştir ve medyanın kuklası olmuştur. Ülke can damarlarından birini gönül rızası ile kesmiştir.
Devletimiz etki-tepki denkleminde sandıklara gitmektedir; bizlerin derdi ne parti ve particilik ne de slogan ve kuru laftır. Bizler gönül adamları Ülkü erleriyiz.
Bildiğiniz gibi bundan tam 100 yıl evvel çoğunluğun aklı hayaline gelmeyen devlet-i ebed müddet Osmanlı çökme sinyalleri verirken 190 tıbbiyeli tarafından ülkenin her bir yanındaki satılmamış ve ülkesini seven yazar, düşünür ve fikir adamlarına birlik çağrısı yapılmıştır. O vakitler bu çağrı çoğunluğa göre yersiz ve şizofrence idi. Çok değil bu çağrıdan tam 1 yıl sonra Türk Ocakları kurulmuş ve peş peşe girilen Balkan Muharebeleri ve I. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi çıkmıştır. Ülkeyi nüfus, besin ve savaş kuvveti açısından benzersiz bir zorluğa sokmasına rağmen fikir ve mücadele adamları ve onların gayretleri ile yepyeni ve umutları taptaze bir devlet kuracak direnci bir halka bahşetmiştir. Elbette burada liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün payı asla azımsanamaz; ancak pekâlâ büyük bir lideri doğuran “ortam ve fikriyattır”.
Bugün her birimizin kulağında Fatih’in babasına ordunun başına geçmesi için söylediği söz malumdur. Şu an bizler bu çağrıyı sizlere yapıyoruz: “eğer ülkenin bekası için kontrol bizim elimizde ise sizlere emir ediyoruz buyurun bizlere kılavuz olun ve bizleri atacağımız adımlar için komuta edin; yok eğer bu komuta sizde ise görevinizin başına gelin ve bizlere ve ülkenin bekasına sahip çıkın”
Nasıl ki iki bir’in ayrı ayrı olmaları toplamında onun 2 olmasına ve görev ve birlik bağı ile birleştikleri zaman yan yana olduklarında ona tam beş buçuk kat değer kazandırıyorsa; bugün ayrı ayrı olmamız ehven bir olmamız elzemdir.
11 Şubat bir kıvılcımdır ayrı ayrı olanların bir olmaları için ilk adım 15 yıllık atalete vurulan ilk organize yumruktur… Allah bizleri iman ve ülkümüzde daim etsin.. Saygılarımla binlerce Serdengeçen gönül erinden biri…Ahmet afşin küçük