Yıl, 1969… Şubat Ayı’nın 2. Cumartesi günü yapılan kongrede CKMP adını MHP olarak değiştirmiş, siyasette bölük pörçük bir şekilde yer alan TÜRK MİLLİYETÇİLERİ kendi siyasi organizasyonlarını kurmuşlardır.

43 YIL SONRA 2. AYIN 2. CUMARTESİ
Yıl, 1969…
Şubat Ayı’nın 2. Cumartesi günü yapılan kongrede CKMP adını MHP olarak değiştirmiş, siyasette bölük pörçük bir şekilde yer alan TÜRK MİLLİYETÇİLERİ kendi siyasi organizasyonlarını kurmuşlardır.
İlk seçimden % 3’lük oy oranıyla çıkan Milliyetçi Hareket, oy oranını her seçimde artırmayı başarmış; Başbuğ’un olağanüstü karizması ve yetenekleriyle oy oranından fazla siyasi güç elde etmiş; iktidara yürüyüşü 12 Eylül de kurulan hain pusu ile engellenmiştir.
MHP belki tek başına iktidar olamamıştır, ama TÜRKİYE de asla bir Afganistan olmamıştır.
12 Eylül sonrası lider zindanda iken onun talimatıyla TÜRK MİLLİYETÇİLERİ yeni partilerini kurmuş, (Devlet Bey ancak 1987 yılında Partiye katılmıştır!) o günden bu yana da oylarını sürekli artırarak gelmiştir. Ta ki olmaz olası iktidar deneyimine kadar…
Bu satırların yazarı 80 sonrası kuşağıdır. 85-90’lı yılların OCAK’lısıdır. Partisinin oy oranı barajı geçmeyen, cebinde parası olmayan, 6 yumurtayı 6 ekmekle 10 kişi yerken şükreden, başı dik yarından umutlu, davası olan bir nesildendir. Mecliste bir tek milletvekili yokken, Ocakların kirası ödenemezken, “Bizim Davamız ALLAH DAVASI.” diyen, sırf ÜLKÜCÜ sıfatını taşıdığı için mutlu olan nesildendir.
Bunları neden yazıyorum?
Etrafınıza bakın, bir tek mutlu ÜLKÜCÜ var mı?
Nizam-ı Alemi, TURAN’ı kim hatırlıyor?
Sahi, MUSUL KERKÜK bizim olacak sloganları ne çabuk unutuldu…
Hafıza-i beşer bu mu?
1999’da gözyaşlarımızla kutladığımız MHP iktidarı icraatlarıyla bizim ve milletimizin gözyaşlarını akıtmadı mı?
Sonuçta, Sayın Genel Başkan görevi bıraktı…
Lider, kendisine yeniden aday olup olmayacağını soran gazeteci kızımızı (dönemin Sabah gazetesi muhabiri) “O sözleri söyleyen insan tekrar aday olur mu?” diye payladı…
Ya sonra? MHP Genel Merkezi önünde dönemin Ülkü Ocakları Başkanı “Her ülkücü kendini yakmalı, Devlet Bey bırakmamalı.” dedi…
Malumunuz, o sözleri söyleyen bir süre sonra yeniden aday oldu…
Ama Ülkücüler hiç mutlu olmadı…
Şimdi iki benzerliğe dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi, 43 yıl sonra yine bir Şubat ayında ve yine bir Cumartesi günü Bozkurtlar Adana’da değil bu kez Ankara’da toplanıyor. İkinci benzerlik ise, 2002 seçim yenilgisinden sonra olduğu gibi Ülkücüler MHP Genel Merkezinin önünde toplanıyor, Ülkü Ocakları Genel Başkanının cümleleriyle haykırıyor: “Gerekirse her Ülkücü kendini yakmalı, Devlet Bey bırakmalı.”.
Bırakıp bırakmamak elbette kendi seçimidir, buna saygı da duyabilirim (duyarım değil duyabilirim), ancak bu saygının yegane şartı, Sayın Genel Başkanın Ülkücü iradeye saygı duyması; Ülkücülerin Parti üyeliklerinin silinmesine engel olması; il ve ilçe kongrelerinde zulüm düzeyine varan baskılara son vermesidir…
“Genel Merkezin adayı bu, diğer arkadaşımız da çok iyi bir arkadaş ama bizim adayımız belli. Başkası seçilirse görevden alırız.” baskısının derhal durdurulması gerekir…
Aday olanın ihracı, kongreye gelenin “kemik sesi” ile tehdit edilmesi saçmalığının son bulmasınadır çağrımız…
Azmi Başkan Türk Milletinin kara günü 4 Nisan’da açıkladı, “Artık Başbuğ gelmeyecek”…
Ama cennetmekân Başbuğ’un evlatları ve fikirleri sonsuza kadar yaşayacak…
Ülkücü hareketin şehitlerine gazilerine, Başbuğ’una vefa borcudur iktidar olmak!
Doğu Türkistan’da Musul Kerkük’te TÜRK’e yapılan zulmün durmasıdır iktidar olmak!
Yeniden TÜRK Cihan hakimiyetinin kurulmasının ilk basamağıdır MHP iktidarı!
Milletin dik başı, tok karnı, mutlu yarınıdır iktidarımız!
Bu iktidarın önündeki tüm bentleri yıkmalıdır Ülkücü hareket!
Ve 11 Şubat’ta Ankara’da olmak…
O bentleri yıkacak kükremiş selde bir damla olmak…
Bozkurt Töresine uymaktır…
Mehmet BAYIR
9 Şubat 2012