RSS / XML
$1.8325
€2.3355
IMKB56,669
Firma Rehberi
Foto Galeri
Video Galeri
     
     
     
     
     
    Bu haber 10 Şubat 2012, Cuma 10:44:21 tarihinde eklendi.
    Bu yazı 1671 kez okundu.
    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    KENDİ MUHALEFETİNE MUHALEFET EDEN PARTİ

    MHP iktidarı parti içi muhalefeti yok etmeye çalışırken, daha büyük iktidar sahibi AKP’de mecliste içtüzük değişikliği ile muhalefetin sesini kısmaya çalışıyor.

    KENDİ MUHALEFETİNE MUHALEFET EDEN PARTİ

    KENDİ MUHALEFETİNE MUHALEFET EDEN PARTİ

    ! www.habererk.com kurucusu İsmail Türk’ün 11 Şubat günü MHP önünde “entrikasız adaletli kongre, ülkücü iradeye saygı” konulu basın açıklaması kanuna aykırı bir şekilde Ankara Emniyet Müdürlüğünce yasaklandı!

    Yasağın arkasında MHP Genel Merkezinin olduğu söyleniyor.

    Bu durum daha önceki bazı gelişmeleri bilen bizleri hiç şaşırtmamıştır.

    Emniyet müdürlüğü doğrudan doğruya siyasi iradeye bağlı olan bir kurumdur.

    Bir muhalefet partisinin içindeki muhalefeti susturmak girişiminin iktidar partisi eliyle yapılması ne kadar ironik ne kadar trajik bir durumdur!

    MHP içi muhalefet, MHP’nin isteğiyle AKP iktidarına mutlak bağlı bir kurum eliyle engellenmeye çalışılıyor.

    AKP’nin ileri demokrasisi bu ise MHP’nin demokrasisi nicedir?!

    MHP iktidarı parti içi muhalefeti yok etmeye çalışırken, daha büyük iktidar sahibi AKP’de mecliste içtüzük değişikliği ile muhalefetin sesini kısmaya çalışıyor.

    Bunların ahlaken bir birinden hiçbir farkı yoktur.

    Demokrasinin öncelikle bir ahlak sorunu olduğu kuşku götürmez! Kendin için istediğin hak ve hürriyetleri başkası içinde isteyeceksin. Bunu talep etmeyen kimse demokrat olamayacağı gibi en basit şekliyle temel ahlaki hassasiyetlerden de yoksun demektir.

    Demokrasi en çok ezilen kesimlere, emekçilere, yoksullara ve kimsesi olmayanlara lazımdır! Çünkü hak arama, muhalefet etme, örgütlenme ihtiyacı somut sorunlardan doğar. Egemen sınıfların (zenginler, mal mülk sahipleri) hak arama, muhalefet etme yada örgütlenme ihtiyaçları somut sorunlardan değil ahlaki yada felsefi nedenlerden kaynaklanır.

    Diktatörler ülkeleri tek başına yönetmezler. Dayandıkları egemen sınıflar yada bürokratik oligarşiler vardır. Ama hiçbir diktatörün toplumun çoğunluğunu oluşturan halka dayanarak diktatörlüğünü sürdürdüğü görülmemiştir. Bu nedenle otoriter her rejimde en çok ezilenler, yoksullar, kimsesizler mağdur edilirler.

    MHP ve ülkücü hareketin tabanı Türkiye’nin görece yoksul, köylü ve emeği ile geçinenlerden oluşmaktadır. Ülkücüler yoksuldur, ezilenlerdir ve ne yazık ki kimsesizdirler! Ama yoktan var ettikleri partilerini yönetme ve iktidara alternatif olabilme iradesinden yoksun bırakılmışlardır. Tamda bu somut nedenlerle ülkücülerin hem parti içinde hem de ülkede demokratik standartların yükseltilmesini talep etmeleri gerekir.

    Devlet Bahçeli 1997 yılında iyi kötü demokrasinin işlediği bir kurultay sonucu işbaşına gelmiştir. 1999 seçimlerinde elde edilen başarıda bu demokratik kurultayın ve yine 1999 seçimleri öncesinde yapılan gayri resmi önseçimle milletvekili adayı belirlenmesinin katkısı büyük olmuştur. Ancak MHP’de de “oligarşinin tunç kanunu” devreye girmiş ve bir daha ne ön seçim nede demokratik bir kurultay yapılabilmiştir. Parti içi demokrasi MHP’de bir hayal, bir ütopya olarak kalmıştır.

    Eğer MHP’de parti içi demokrasi olsaydı Bülent Didinmez, Ümit Şafak, Mehmet Ekici gibi çapsızlar üst düzey yönetici, Recai Yıldırım gibi kendi deyimiyle “her akşam düzenli olarak pavyona” giden biri “kadın ve aileden” sorumlu genel başkan yardımcısı olamazlardı. MHP’de bu isimler gibi yetenek ve fazilet yoksunu bir çok kimse parti içi demokrasinin yokluğundan üst düzey yönetici olabilmişlerdir.

    Bu eleştirilerimize hemen başka partileri yönetenler çok mu ahlaklı/nitelikli kişiler diye itiraz edilebilir. Öncelikle bir ülkücü ve MHP’li olarak beni kendi partim ilgilendiriyor. Başka partiler değil! Ayrıca AKP denilen parti 2002 den bu yana girdiği her seçimden oyunu artırarak ve tek başına iktidar olarak çıkmıştır. Başarı olan yerde muhalefet zayıf olur! AKP’yi sürükleyen karizmatik ve tartışmasız bir lideri vardır. Orada parti içi demokrasi henüz bir ihtiyaç halinde zuhur etmemiştir.

    AKP özellikle 2007 den bu yana ileri demokrasi havarisi olmuş ve 12 Eylül kalıntısı yasaları değiştirdiğini ileri sürmüştür. Ancak 12 Eylülün en önemli mirası siyasi partiler yasası ile seçim yasasına dokunmamıştır! Çünkü bu yasalar en çok AKP’nin işine yaramaktadır!

    Siyasi partiler yasası demokratik olsa ve seçim başarısı elde edemeyen partilerde liderler ve kadrolar demokratik yollarla el değiştirebilseler bugün için bundan en az etkilenecek parti AKP’dir. Çünkü güçlü ve başarılı bir lidere sahiptir. Kimse girdiği her seçimi ezici bir üstünlükle kazanan lideri ve onun kadrosunu değiştirmeye çalışmaz. Ama girdiği her seçimde başarısız olan bir muhalefet vardır. Parti içi demokrasi yasalar yoluyla teminat altına alınmış olsa başarısız muhalefet liderleri ve parti kadroları değişecek ve bu durumda AKP’nin her seferinde yeni ve daha güçlü rakiplerle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Bu AKP’nin 10 yıllık ezberinin bozulmasına yol açacaktır.

    İbrahim DİLMAÇ

    10.02.2012

    ETİKETLER :
    Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
    Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!

    Haber Kapital
    Yazarlarmz
    Hava Durumu

    ANKET
    MHP de Genel Başkan Kimi Görmek istersiniz ?
    Ahmet Çakar
    Musavat Dervişoğlu
    Koray Aydın
    Devlet Bahçeli
    Levent Temiz
    İsmail Hakkı Küpçü
    Diger anketlerimiz için tıklayın...
    Yol Durumu

    Ekin Nakliyat

    © Copyright 2010 Gazi SOFT PHP Haber Full haber
    Her hakkı saklıdır.Karasu Satılık Yazlık