
Meral Tamer mtamer@milliyet.com.tr 18 Ocak 2012 Çarşamba
18 kentimize UEFA kriterlerine göre stadyumlar yapılacağı ve 720 milyon lira bütçeli bu stadyumlar için Maliye Bakanlığı ile protokollerin imzalandığını iftiharla açıklayan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’a “Peki ya kadınlar?” diye sormuştum.
Sayın Bakan, kendisine “Kadınları nasıl ihmal etmediklerini gösterme fırsatını” verdiğim için, bu sorunun sorulmasından pek mutlu olmuş. Anadolu’nun her bölgesine dağılacak bu stadyumlar, öyle haftada ya da 15 günde bir, sadece maçların oynandığı yerler olmayacakmış; tribün altı denen yerlerde tenisten masa tenisine, bokstan haltere, jimnastikten karateye pek çok branşta spor yapılabilecekmiş.
Stadyumlar sadece futbol amaçlı olmayacak deniyor; ama tribün altındaki değişik spor branşlarından kadınlar kadar erkekler de yararlanacağına göre ben burada “kadınların nasıl ihmal edilmediklerini” doğrusu anlayamadım. Bu 720 milyon liralık kamu yatırımı, bal gibi erkekleri esas alıyor.
Teniste İstanbul farkı
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın tenisle ilgili yatırımları ise daha hedefe yönelik: “Kadınların daha çok ilgi duyduğu branş olan teniste İstanbul’a, tarihinin en büyük tenis kortları kompleksini yapıyoruz,” diyor Kılıç. 2013 Dünya Tenis Turnuvası öncesinde tamamlanacak olan bu tesislerden kadınlar, erkeklere oranla dörtte bir, beşte bir gibi çok daha düşük bir ücret ödeyerek yararlanabileceklermiş.
Stadyumların aksine burada gerçekten de kadınları gözeten bir yaklaşım var; ancak sadece İstanbullu kadınlar için... Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü’nün web sitesindeki lisanslı sporcu sayılarına baktığımızda tenis, gerçekten de kadın sporcu sayımızın, erkeklere en çok yaklaştığı spor dallarından biri. Sayın Bakan’dan ricamız, İstanbullu kadınlara sağlayacağı bu imkânı, Anadolu’nun dört bir yanında belki de çok başarılı bir tenisçi olabilecek genç kızlarımız
için de yaratması.
Eczacıbaşı voleybol
Bakanlığın sitesinde, lisanslı sporcu sayılarının yer aldığı liste aslında çok ilginç. Baktıkça yeni bir ipucunu, önceden fark etmediğiniz bir trendi yakalıyorsunuz. Ben tenisteki rakamları kontrol etmek için bakayım dedim ve kadın-erkek sporcu oranını -erkekler lehine % 44 - % 56 olsa da- sevindirici buldum. Sonra gözüm voleybola ilişti ve o da ne?
Bakanlığın sitesinden derlediğim yandaki tabloda da görebileceğiniz gibi 83 bin kadın voleybolcumuza karşılık 70 bin erkek voleybolcumuz var! Oran kadınlar lehine % 54’e % 46. Ve lisanslı en fazla kadın sporcumuzun olduğu branş, açık ara voleybol.
Haydiii bu sefer acaba dünyada da durum böyle mi diye merak ediyorsunuz ve biraz araştırınca görüyorsunuz ki bizim ülkemizdeki seyir, dünyadakine paralel değil. Kadın voleybolcularımız genç ve yıldızlarda dünya sıralamasında 5’inciyken, erkekler 40’ıncı sırada.
A takımlarda yine kadınlar dünyada 11’inci sıradayken erkekler 47’inci.
Neden dövüş sporları?
Kıssadan hisseye gelirsek Sayın Bakan: Eczacıbaşı Topluluğu’nun kadın voleybolcu yetiştirmek için yıllar öncesinden ektiği tohumlar, bu alanda bizi dünyaya fark atacak noktaya getirmiş bulunuyor; göğsümüzü kabartıyor.
Kadın sporcularımızın başarılarını, twitter’da (erkeklerden farklı olarak) özellikle kutladığınızı görüyoruz. Seyircisiz oynama cezası alan maçları kadın seyircilerin ücretsiz izlemelerini de sizin sağladığınızı biliyoruz.
Erkekler için 720 milyon liralık stadyum yatırımına karşılık, genç kızlarımızı dünya klasmanına taşıyacak, Anadolu’nun dört bir yanındaki kadınlarımız için ciddi spor yatırımlarının müjdesini sizden bekliyoruz.
Bir nokta daha: Bakanlığınızın verilerine bakarken, halkımızın Uzakdoğu dövüş sporlarına ilgi patlaması beni ürküttü. Bakanlık olarak o konuda gençleri nasıl yönlendirmeyi düşündüğünüzü de merak ediyorum.
Milliyet