Bu haber 22 Ekim 2010, Cuma 16:14 tarihinde eklendi.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sibel Can Porno Videoları

Sex tacierlerine Dava açacağını söyleyen sibel can
Sibel Can Porno Videoları

SONSUZ KAVGA…

 

İnsan yaradılışı gereği toplu yaşamak zorunda olan sosyal bir varlıktır.

 

İlk çağlardan başlayarak aynı dili konuşan ve bir arada yaşayan insan toplulukları milletleri meydana getirmişlerdir.

 

Zaman içinde artan nüfus ve insanların bir arada yaşama mecburiyeti, toplumsal kuralları (hukuk) ve bu kuralları uygulayacak kurumları (adalet, eğitim, sağlık, güvenlik, yasama, yürütme, yargı… gibi kurumlar) yani devleti mecburi kılmıştır. (Devletlerin birbiri ile olan ilişkilerini düzenlemek ve ortaya çıkan anlaşmazlıkları gidermek amacıyla da devletlerarası hukuk ve devletlerarası kurumlar meydana gelmiştir.)

 

Toplumsal kurallara olan ihtiyacın ortaya çıkış süreci ve bu kuralların uygulamaları, farklı fikirleri ve fikir ayrılıklarına dayalı tartışmaları / ayrışmaları da beraberinde getirmiştir.

 

Milletler arasında hakim olan farklı fikirler sebebiyle; kural koyma(hukuk) ve bu kuralları uygulama farklılıkları, siyasi yönetim anlayışlarını tescilleyerek devlet yapılarını şekillendirmiştir. Öze bakarsak her üretim ve paylaşım anlayışı; kendi fikir düzenini, hukuk sistemini, kendi kültürünü ve siyasal iktidar modelini yani bir bütün olarak kendi sistemini, devletini oluşturmuştur. 

 

Süreç içinde farklı sebeplerle zayıf düşen uygarlıklar, devletler ve milletler asırlar içinde azalmışlar, dönüşmüşler / yok olmuşlar ve bu günkü dünya (coğrafi devletler / demografik milletler) yapısı ortaya çıkmıştır. (Unutulmasın ki; dünyamızın milletleşme / devletleşme süreci devam etmektedir ve bu döngü dünya durdukça devam edecektir.) 

 

Ateşi, tekerleği, patlayıcı silahları, telefonu, bilgisayarı, uçağı keşfeden insanoğlu ürettiği bilgi ve teknolojiyi bazen diğer insanların haklarını çalmak, sömürmek, gasp etmek için kullanmış; acımasızca zulmetmiştir.

 

Toprak, su, enerji ve altın gibi değerli dünya kaynaklarından daha fazla yararlanmak isteyen egemen güçler arasında yaşanan çekişmeler ve savaşlar ise dünyamızın en büyük sorunu ve utancı olmuştur.

 

İnsanoğlu ilerleyen zaman içinde ortaya çıkan sorunlarıyla baş edebilmek için düşünmüş, araştırmış; yaşadığı sorunlara çözüm önerileri, fikirler geliştirmiştir. Modern çağın köle ve silah tüccarları ise bu çözüm önerileri, fikirler arasındaki farklılıkları kavga ve ayrışma sebebi olarak kullanmakta bir an bile tereddüt etmemiş, insanları fikri kamplara ayrıştırıp ideolojik savaşlar çıkarmaktan çekinmemiştir.

 

Fikir ayrılıkları bazı dönemlerde öyle bir boyuta gelmiştir ki; aynı dili konuşan, aynı coğrafyada yaşayan, aynı dine inanan milletler dahi fikri ayrılıklar nedeniyle bölünmüş hatta savaşmışlardır / savaştırılmışlardır.  Bu konuda Doğu / Batı Almanya ayrışması en belirgin örnektir.

 

Materyalist emperyalizmin dayatmacı ve tekelci sömürü düzeni içinde, büyük yalanlarla aç ve cahil bırakılmış, tembelleştirilmiş, korkutulmuş, sindirilmiş, bölünmüş, esir alınmış, köleleştirilmiş, robotlaştırılmış düşünmeyen insanların çoğunluk haline geldiği günümüzde; emperyalist kapitalist güçler ve işbirlikçi profesyonel piyonları kavramların içini boşalttıkları fikir dünyamızı bataklığa, fiili dünyamızı kan gölüne çevirmişlerdir. 

 

İnsana, inançlara, emeğe, bilime ve yaşayanlarına saygı göstermeyen, düşünürlerini, gönüllü hizmetkârlarını ve sevenlerini yaşarken gömen; aç gözlü / aciz / korkak / kan emici / ölü sevici / zalim yönetim anlayışı dünyamızı yaşanmaz hale getirmiştir.

 

İnsanın en büyük hakkı yaşam hakkıdır. İnsanı yok sayan, emeğini yok sayan, inançlarını, hayallerini ve fikirlerini yok sayan, eline geçirdiği insana ait her şeyi çalan, gasp eden insanlık düşmanı bu derebeylik düzeninin yok edilmesi, her türlü olumsuzluğa rağmen; yine özgür düşünebilen, akıllı, cesur, onurlu ve inançlı insanlar tarafından gerçekleştirilebilir.

 

İnsani vicdan, ahlâki değer ve manevi inanç taşımayan akıl, fikir, bilim, insanlık âlemi için gerçek bir çözüm olamaz... Kurtuluş ancak iç içe geçmiş vicdan, ahlâk, inanç, akıl, fikir, bilim, cesaret ve emekle mümkündür.

 

Akıl baliğ olmayanlara ve esirlere Yüce Dinimiz İslâm’ın yükümlülük vermemesi de, Atatürk’ün; “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” derken ifade ettiği de, Alparslan Türkeş’in “hürriyetçilik ve şahsiyetçilik” dediği de aynı anlayışın farklı ifadeleridir.

 

Dünyalı olamamış, insan olamamış, birey olamamış, kul olduğunun şuuruna erememiş, yaradılış gayesinin anlamını idrâk edememiş, vicdanını sorguya tabi tutmamış kişilerin, ne olduğu / neci olduğu / nerde olduğu ne anlam ifade edebilir ki? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi, fikir sahibi olmadan inanç sahibi, inanç sahibi olmadan iman sahibi, iman sahibi olmadan düşünce sahibi, düşünce sahibi olmadan yetki sahibi, hiçbir şey ol-a-madan çok şeyin sahibi olanlar insanlığa ne verebilir ki?

 

İnsanı ve ihtiyaçlarını yok sayarak, reddederek, görmezden gelerek, gerçeklerden kaçarak, insana rağmen insanlığın sorunlarına çözüm üretilemez. İnsanı yok eden zehiri kendi elleriyle yapan insanın panzehiri, yine ve sadece insan olabilir.  

 

Dünya durdukça, iyi ve kötü, doğru ve yanlış, güzel ve çirkin var oldukça; fikirler, taraftarlar, tartışmalar, ayrışmalar var olacaktır.

 

Açlık ve cehalet bitmedikçe bu sonsuz kavga bitmeyecektir.

 

İnsan var oldukça, zulüm sürdükçe; bu arayış, bu çile bitmeyecektir.

 

Çile… 

 

 “Olduğun kadar varsın” diyen tasmalı esirlere karşı, “bildiğim kadar varım çilesi…”

 

“İzin verdiğim kadar varsın” diyen derebeylere karşı, “özgürce inanıp, iman ettiğim kadar varım çilesi…”

 

Yetkili kölelerin yok etmeye çalıştığı, yetkisiz özgürlerin “garip(!) çilesi…”

 

“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap” olduğunu bilenlerin; “yanlışta birlik olmama çilesi…“

 

Doğru fikirlerin yanlış adamlar tarafından zedelenmesini seyretmek zorunda kalanların “zulüm çilesi…”

 

Yanlış adamlarla doğru yere gidilemeyeceğini, inanmış gafillere anlatmaya çalışanların “hain çilesi…”

 

Ve… Çilelerin en büyüğü “fikir çilesi…”

 

Sevgi / Saygı / Dostlukla

 

AHMET YILMAZ

 

19 Haziran 2010 / Ankara

 

 

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
Diğer Haberler

EN ÇOK OKUNANLAR
habererk yayın çizgisini onaylıyormusunuz ?
Hayır Sert Buluyorum
Onaylıyorum
Eleştirel ve Analitik Bakışa Devam
GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı