Ltfen bekleyin..
FLAŞ HABER

Cemaat-AK Parti Kavgasının Perde Arkası

25 Şubat 2014, 01:22 - Okunma: 1347

Cemaat-AK Parti Kavgasının Perde Arkası

http://2kere2beseder.com/2013/12/23/cemaat-ak-parti-kavgasinin-perde-arkasi/

 

~~Lafı hiç uzatmadan başlayayım. Cemaat ile AK Parti kavgasının arkasındaki amansız kavganın sebebi İran politikası konusundaki görüş ayrılığı yatmaktadır.

 

Peki bu görüş ayrılığı bu kadar kavgaya sebep olur mu diyorsanız evet hem de bal gibi olur. Cemaat 2 seneden fazladır İran’a yaklaşma, onu onaylama, içindeki İran ajanlarını temizle, onunla iş yapma diyor ama hükümete bir türlü isteğini kabul ettiremiyor.

Aslında herkes Cemaat ile AK Parti kavgasının MİT ile başladığını savunur. Asıl kavga Beşir Atalay’ın sorumluluğunda Kürt sorununu çözmek için “Kürt Açılımı” daha sonra da “Demokratik Açılım” dedikleri şeyle başladı. Cemaat bu meseleye kuşkuyla yaklaştı zira Beşir Atalay Cemaate göre İran’cıydı. O zamanlar Cemaat tarafından İrancı olarak nietelenen başka isim de Abdulkadir Aksu idi.

Derken İran konusundaki politika farklılığı kendisini Uludere Faciasında göstermeye başladı. Görünen sanki bir istihbarat zaafıydı lakin Cemaate göre MİT’in başında Başbakan’ın kendisinin getirdiği İrancı Hakan Fidan’dan başkası değildi. Evet Cemaate göre Hakan Fidan da İrancıydı.

Hal böyle olunca kısa süre sonra MİT krizi patlak verdi ve Hakan Fidan bir savcı tarafından direkt hedef olarak seçildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan adamına sahip çıktı ve ilk defa o zaman Cemaatin kendisine karşı bir tutum olduğuna inandırıldı.

Kısa süre sonra Başbakan Dershane gündemini ortaya attı. İlk defa dershaneleri kapatmaktan bahsediyordu lakin belkin işin zorluğu belki de zamana yayma stratejisiyle işi ağırdan aldılar ve hepimizin bildiği meşhur dershane tartışmalarına kadar gelindi. Bu dersane tartışmasına tam odaklanmadan kızlı-erkekli ev tartışması yaşandı. Asıl amaç ise ışık evleri lağvedebilmekti. Hükümet daha sonra bunun yanlış bir strateji olduğunu anladı ve kendisini tamamen dershane tartışmasına odakladı.

Buraya kadar gelmeden önce Cemaat ile AK Parti arasında gel gitler yaşandı. Çok bilinmez ama mesela Başbakan’ın zehirlenmesini Cemaat önledi. Başbakan bunu da tersinden yorumladı ve zehirlenme işinin de Cemaat tarafından tezgahlandığına inandırıldı. Daha ilginç tarafı ünlü bir Bakan’a kurulan seks tezgahını Cemaatin önceden öğrenmesi ve ilgili Bakan’ın bu melun işten yolda giderken bir telefonla geri çevrilmesi olmuştu. Bu Bakan da daha sonra bu işi Cemaatin tezgahladığına inandırılmıştı. Hatta dersane tartışmalarında kendi namusunu kurtaran Cemaate karşı tavır alması Cemaatte şaşkınlık yaratmıştı.

Daha sonra Başbakan’ın odasında bulunan böceklerinin (dinleme aygıtları) faili MİT tarafından Cemaat olarak gösterilmişti. Ancak İranlı Kadın ajanları işin arkasında belirince Başbakan ilk defa Hakan Fidan’a “Beni kandırdın” diyecekti ancak bu bile ateşi söndürmeye yetmeyecekti.

İran meselesinin açtığı zarardan beri Cemaat kendisini bir türlü AK Partiye kabul ettirememişti. Yaptığı iyi şeylerin arkasında bile bir bit yeniği aranır olmuştu. Cemaat her türlü yolu deneyip İran’ın etkisini dile getirmeye çalışıyordu ama nafile. Hatta bunun için kamuoyunu da bilinçlendirmek için “Osmanlı’da Derin Devlet” dizisini bile Devlet’in TRT kanalından STV’ye almıştı.

Mesela dizide Alevi Dedelerinin İran ajanları tarafından nasıl kandırılmaya çalışıldığını anlatmaya çalışıyordu çünkü gerçekte de durum vahimdi. Gerçekten tam 40 Alevi Dedesi Türkiye’den İran’a gidip geri döndürülmüştü. Orada neler konuşuldu, hangi vaadler verildi kimse bilmiyor henüz. Ayrıca mutaa nikahı gibi Sünni anlayışta kesinlikle yer olmayan haram şeyler Türkiye gündemine sokulmak istendiğinde devreye yine Cemaat girdi ve kendi Medyasıyla bunu gündeme taşıyıp en azından halkı bilinçlendirmeye çalıştı.

Elbette İran konusundaki fikir ayrılıkları bununla sınırlı değildi. Mesela Türkiye Hükümeti BM’de İran’ın Nükleer Enerjisini kesmek için Hayır oyu kullanmıştı. Nükleer silaha sahip hem de Şii’liği şiar edinmiş İran gibi bir komşunun tehlikesini Cemaat Hükümete yine kabul ettirememişti. Zaten daha önce de Türkiye Brezilya ile birlikte Uranyum’u saklama politikası güderek Süper Güçlerin hışmını üzerine çekmişti. Cemaat Hükümet ile İran arasındaki bu iş birliğini Türkiye’ye zarar verir kaygısıyla bozmaya çalışıyordu ama Hükümet kesinlikle kendi bildiğini okuyordu.

En son yolsuzluk olaylarındaki Halkbank ve İran ilişkisi ise Türkiye’nin İran ile Ekonomik bağlılığını gözler önüne seriyordu. Ambargo yüzünden sıkışmış olan İran ile Enerji karşılığında kağıtta olmayan milyar dolarlar Türkiye içinde aklanıyor, kontrol edilemeyen paralar Yolsuzluklara yol açıyordu. Ne var ki Cemaatin İran hassasiyetini anlamak istemeyen Hükümet bu sefer de Cemaati günah keçisi ilan ediyor, Polis teşkilatındaki yolsuzluğu ortaya çıkaran Polisleri görevden alıyor ve davayı zorlaştırmak için 2 savcı daha atıyordu. Yani Cemaat karşısında Hükümet’in gözü o kadar dönmüştü ki Hukuk’un canına okuyordu.

İran konusundaki akıl almaz politika yanlışlıkları ve derken Bakan oğullarının yaptığı korkunç yolsuzluklar ile artık bir yol alamayacağını anlayan Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ağzından kendi Cemaat’inin bile hiç beklemediği Beddua cümleleri dökülüyordu.

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler
MHP İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş’ın Milliyetçi Hareket Partisi’ne yapıl..
3,4 Milyar TL eder mi? Çalışan Türkiye’nin parası ve geleceğidir…
Çarpıldık be, çarpıldık!
Kürşat Tüzmen'den bomba açıklamalar...
MHP İstanbul dan İnternet Atağı
MHP İstanbul İl Başkanlığı nın üyelik kampanyasının yanısıra Facebook,tiwit..
300x250
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
İstanbul MHP de Milletvekili Adayı Görmek İstedikleriniz
RSS
© 2014 - Habererk Haber, Dünya Son Dakika Haberleri
batmanhaberler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=