
“
Kutsal çöpe atılınca; çöpleri eşeleyen dilenci, moda mü’minden yeğdir”
-Muhammed Mahnovi-
...
Demokrasi; gurub vakti , milletçe yakalandığımız asrın vebasının adı.
Bilmem hangi putperest kavimlerin, ben gibi devlet kurma ve yönetme ustası bir milletin ruhuna bulaşmış Şeytan pisliği.
Hak ve hakikatin; ehlinin dilinden ve elinden halk için tecelliği ettiği meşverete ihanet eden , süslü fahişe.
Bunca ağır söz...
Belki de hakarettir, aşıkları için.
Umurumda değil!
Dün, anayasa profesörüne ders sırasında söylediğim gibi;
“
Demokrasiyi sevmiyorum, nefret ediyorum hatta”
Muhatabımın ‘
neden’ sorusuna verdiğim cevabımla, bugün haklı çıkmanın ızdırabını yaşıyorum.
...
Sözüm “
Türk’üm” diyenlere!
Yahud, ‘
Türklüğü bir kimlik olarak taşımaktan gurur duyanlar’a!
Binlerce yıllık tarihimizin değil bir asrını, razıyım bir yılını gösterin bana;
Çağlar açan, kapatan fetihlerimiz olsun içinde...
İmparatorluklar yıkan ordularımız...
Kavimleri yerlerinden süpürerek tarih değiştiren ve yazan komutanlarımız, başbuğlarımız...
Tiyatro oyununda peygambere yapılan hakaret yüzünden dünyaya ültimatom veren sultanlarımız...
Ama, tüm bunları hayal edeceksiniz ‘demokrasi’ içinde!..
Bırakın ve zorlamayın, demokrasinin nimetleri(!) ile beslenmiş beyninizi.
Tarihimizi yıkan ve yakanların hayallerinize şırınga ettiği ‘demokrasi zehri’ ile efsunlanmış kalabalıklar, ekseriyetler olarak hürriyetinizi(!) kutlayın;
çağlar öncesinin antik tanrılarına tapan putperestlerle yarışırcasına, putlaştırdığınız nefslerinizin zaferleri ile.
...
Bir Yaradan vardır!
Ve, O’nun yeryüzünde bir kırbacı.
Hakan’a tabidir, diğerleri; ister mü’min olsun, ister kitablı kafir.
Şart tekdir;
Yaradan’ın takdir ettiği hüküm ve tasnife rıza gösterecek herkes!
Mason... Ateist... Ateşe tapan... ineğe tapan... ota tapan... puta tapan!
“
Allah’tan başka rabb mi ediniyorsunuz, çıkın o halde mülkümden” hükmüyle muhatap olurlar.
Adalet...
Merhamet...
Terakki...
Medeniyet (medeniyeti, esfellik derekesi olarak yaşayanlarınki değil)...
Ve Hürriyet!
Aradıklarınız bunlar ise,
İdrakinizin ücra bir köşesinde demokrasinin tecavüzüne uğramamış bir miktar saf aklınız var ise,
Mankurtlaştırıldığınız bu çağda, kulağınızda hala menbaınızdan sesler işitebiliyorsanız,
Açın tozlu sayfaları birer birer!
Ağzınıza götürdüğünüz parmaklarınız, çevirdiği sayfaların tozuyla temizlesin dilinizi...
Kalbinizi...
İdrakinizi...
Ve ruhunuzu!
İşte o zaman,
Milenyumda ‘
aklar’ın...
Nursuz ‘
nurlar’ın...
Kabuk bağlamış, izm figüranı ve taşeronu ulusalcıların...
Demokrasi ile semiren ama ruhunuza, imanınıza, kimliğinize, tarihinize kasd edenlerin, bilumum Allah düşmanlarının uşakları olduğunu...
Zamanın gurub vaktinde; sizleri de uşak haline getirmeye ramak kaldığını,
Göreceksiniz!
Fas'tan muhabbet ve selamlarımla...