28 Şubat sürecinden bu yana Türkiye’nin en eğitimli, en batıya açık, en laik ve görece en demokrat kesimlerinin en büyük hatası; siyasal İslam hareketini ordunun silahları ve yargının hukuku zorlayan kararları ile durdurmaya çalışmak olmuştur. 28 Şubat sürecinden önce demokrasiyi bati icadı, köhnemiş ahlaksız bir düzen olarak gören siyasal İslam hareketi 28 Şubatta sürecinde jakoben zorbalıktan kaçarken zorunlu olarak demokrasi ve liberalizm durağına sığındı. 2002’de ve daha sonraki tüm seçim başarıları Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet sistemi ile problemli olan geniş bir İslami tabanın birikmiş enerjisi ile liberal/demokrat elitlerin güçlü siyasal söylemlerinin bir sentezi sonucu gerçekleşmiştir. Halk desteği geniş muhafazakâr kesimlerden, siyasal meşruiyeti ise liberal/demokrat aydınlardan sağlanmıştır.
Gelinen noktada AKP artık meşruiyetini liberal demokratların söylemlerinde arama ihtiyaç duymayacak kadar sistemin tüm girdi ve çıktısını kontrol eder olmuştur.
Peki, AKP ne kadar süre daha iktidarda kalacaktır? Menderes’in rekorunu egale ettiler. Menderes’te üç seçim üstü üste kazandıktan sonra iktidarının 10’uncu yılında askeri darbe ile devrilebilmişti. 2002 yılından sonraki dönemde kimi askerler AKP’nin aldığı 16 milyon oya bakarak; “onların 16 milyon oyuna karşın bizimde 16 milyon tüfeğimiz var” diye düşünüyorlardı! Eminim ki bunu düşünenler şimdi Silivri cezaevinde “biz nerede hata yaptık” diye düşünüyorlardır!
Gelinen aşamada artık AKP’yi durdurmak için tek yol demokrasidir. Önümüzdeki seçimlerde AKP’ye oy vermiş kesimlerinde oyunu alabilecek politik stratejiler geliştirmektir.
Peki, bunu kim yapabilir?
CHP bugünkü haliyle tek parti dönemini, darbeciliği, din düşmanlığını, sosyal demokrat soslu kemalizmi temsil etmektedir. Bu haliyle %30’ları aşması hatta yaklaşması zordur!
Yeni bir parti yada siyasal hareket çıkabilir mi?
Türkiye siyasal tarihi incelendiğinde olağanüstü dönemler hariç yeni siyasal aktörlerin güçlü bir temsil gücüyle sisteme dahil oldukları tecrübe edilmemiştir. 31 Mart vakası İttihat ve Terakkiyi, Cumhuriyetin ilanı CHP’yi, çok partili sisteme geçiş DP’yi, 71 Mart muhtırası Ecevit’in CHP’sini, 12 Eylül ANAP’ı, 28 Şubat AKP’yi ortaya çıkarmıştır. Bu bakımdan 12 Eylül olmasaydı ANAP, 28 Şubat olmasaydı AKP olmayacaktı! Bundan kuşku yok! Bu açıdan yeni bir siyasal hareketin AKP’yi zorlayacağı tezi baştan sona çürük bir tezdir ve ham bir hayaldir!
Geriye tek alternatif kalıyor MHP… Peki, MHP önümüzdeki seçimlerde AKP’yi durduracak oyu alabilecek kadroya ve lidere sahip midir?
Devlet Bahçeli’yi destekleyen MHP delegeleri ve ülkücüler buna samimi olarak “evet vardır” diye cevap verebilirler mi? Verirlerse bunun somut göstergelerini ortaya koyabilirler mi? Koyamazlar.
Önümüzdeki kongre süreçleri sonunda seçilecek MHP Genel Merkez delegeleri ile Devlet Bahçeli’yi destekleyen ülkücülere bir çağrım olacak: samimi olarak AKP’nin bu ülkeye çok zarar verdiğini düşünüyorsanız ve artık AKP’nin iktidardan gitmesi gerektiğine inanıyorsanız lütfen biraz aklıselim düşünün…
Salı günü yapılan grup toplantılarında “sıkıyönetim bildirisi” okur gibi konuşarak, çeşitli meseleler karşısında yine “sıkıyönetim bülteni” gibi basın bildirileri kaleme alarak AKP’ye alternatif olunabilir mi? Prensip olarak televizyonlara çıkmamayı ilke edinmiş bir genel başkanın ülke ile ve gelecekle ilgili nasıl bir iddiası olabilir ki? MHP büyük kurultayını kazanmak iktidar olmak için yeterlimi?
Seçilecek değerli MHP delegeleri ve sevgili ülküdaşlarım:
Recep Tayyip Erdoğan’dan daha fazla demokrat olduğunu söyleyebilen (Recep Tayyip Erdoğan gerçek bir demokrat da değildir) bunu da fiilen uygulayan, geçmişe değil geleceğe dönük vizyon ortaya koyan, entelektüel birikim sahibi milliyetçi/ülkücü aydınlardan ürkmeyen, onları dışlamayan, onları parti kadroları içinde tutabilen, Kürt meselesinde sadece olağanüstü hali ve sıkıyönetimi çözüm diye sunmayan (bu çözüm şekli 20 yıldan fazla uygulandı ve sonuç ortada), merkez sağ oyları alacağız diye siyasi ömrünü tamamlamış dinozorlardan medet ummayan yeni bir lider yeni bir kadro ve revize edilmiş fikirler ile vizyon ortaya konabilirse iktidar yolu MHP’ye de açılır.
Bütün bunlar yapılmadıkça AKP önümüzdeki tüm seçimleri yine üç aşağı beş yukarı kazanacaktır! Bunları yaparsak bizde AKP gibi oluruz diyenleri duyuyor gibiyim. AKP 28 Şubat sürecinden sonra toplumun yükselen değerleri üzerinde sorf yaparak bu başarıyı elde etti. Türk toplumu artık 30 yıl önceki toplum değildir. Daha çok demokrasi, hürriyet ve iktisadi olarak dünyaya uyum sağlamak isteyen en az %70’lik bir toplumsal kesim var. Bu dinamik ıskalanarak eskiye ait dinamiklerin savunuculuğu yapılarak iktidara gelmek mümkün değildir.
İbrahim Dilmaç