RSS / XML
$1.8275
€2.3285
IMKB56,596
Firma Rehberi
Foto Galeri
Video Galeri
     
     
     
     
     
    Bu haber 18 Şubat 2012, Cumartesi 09:58:17 tarihinde eklendi.
    Bu yazı 1362 kez okundu.
    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    TÜRK -İSLAM ÜLKÜSÜ

    TÜRK -İSLAM ÜLKÜSÜ
    TÜRK -İSLAM ÜLKÜSÜ

    Bir düşüncenin ya da dünya görüşünün toplumda yer bulması onun sağlam temellere dayanması ve bu temeller üzerinde inşa edilen değerler dizisine bağlıdır. Bu anlayış, aynı zaman da tekabül ettiği, referans aldığı olay ya da sağlam olgulara dayanmalıdır. Bu açıdan Türk- İslam ülküsü de bundan hareketle iki temel dayanak üzerine inşa edilmiştir. Türk milleti ve İslam.

    Millet kavramının birçok tanımı yapılmıştır. Genel kabul ise millet; sınırları belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan dil, din, tarih, duygu, düşünce ve kültür gibi ortak özellikleriyle diğer toplumlardan ayrılan, birlikte yaşama arzusu içinde olan insan topluluğudur.

    Milletlerin tarihi süreç içinde klan, özler, aşiretler ve millet şeklinde sosyolojik olarak evrim geçirdiği söylenebildiği gibi, farklı tasniflerin yapılması da mümkündür. O halde milletlerin varlığını inkâr ya da sulandırma bilimsel olarak imkânsızdır. Farklı insan topluluklarının varlığı milletlerin var olduğunun da göstergesidir.

    Türk milletinin yaşadığı coğrafyada ürettiği maddi-manevi her şeyi, onun kültürüdür. Örf, adet, gelenek ve görenekler, dil, tarih şuuru, kader birliği gibi unsurlar onun adeta varlık nedeni haline gelir. Bunu kısaca milletimiz için, Türklük gurur ve şuuru şeklinde tarif edebiliriz.

    Çoğu zaman milliyetçilik, ırkçılıkla ve ulusalcılıkla karıştırılmaktadır. Bu şer güçlerin bazıları milliyetçililiği, ırkçılık, bazıları faşistlikle suçlarlar. Bunlar genelde ya Marksistler ya da sözüm ona sözde İslam’ı savunan Arap hayranlarıdır. Oysa Allah’ın kelamı bize şunu ifade ediyor. Hucurat suresinin 13. ayetinde şöyle buyrulmaktadır. “Ey insanlar doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli ve en üstününüz o’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir ve her şeyden haberdar olandır.” Yine Furkan suresi 54 ayetinde şöyle buyrulmaktadır; “O, sudan bir insan yaratıp ondan soy –sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir.”

    Allah’ın kelamında insanların milletler halinde yaratıldığı gerçeği bize adeta rehberlik etmektedir. Milletlerin varlığı ister dini yönden ister bilimsel yönden ele alınsın her iki kaynak milletin varlığını bir realite olarak kabul etmektedir. Bu realitenin kabul edilmesi gerekirken bunu istismar edip milliyetçiliği, ırkçılık olarak kabul edenler aslında Allah’ın kelâmını ya anlamamakta ya da istismar etmektedirler.

    Türk- İslam ülküsünün diğer temel dinamiği İslam’dır. Zira Türklük gurur ve şuuru İslamın ahlak ve fazileti ile taçlandırılarak bu anlayış kutlu bir davaya yani nizam-ı alem ülküsüne dönüşecektir. Bu diyalektik bakış ya da iki temel unsur, birbirinin alternatifi değildir. İslam ile şereflenen bu milletin dünyayı Müslüman-Türk olarak okuması, algılaması ve bu anlayış üzerinde medeniyetini gerçekleştirmesinin adıdır.

    Türklük ve İslamiyet artık dayandığımız iki temel kaynaktır. Eski Türklerdeki Alp, İslam’la birlikte Alperene doğru tekâmül etmiştir. Bu tekâmül Türk’ün yüksek hasletlerinin İslam’ın potasında gelişerek çamurdan yaratılan beden ile ona verilen ruhun birleşmesidir. İslam, Türk insanının mayasını kendi potasında yoğurarak, Türk zihniyetini baştan aşağı kutlu bir davaya doğru değiştirmiştir. İşte bu tekâmülün, değişmenin, anlayışın adı Türk -İslam Ülküsüdür. Türk-İslam kültürü ve medeniyeti bu ruh ve inanç üzerinde inşa edilerek evrenselleşecektir.

    Ülkücü hareketin savunduğu Türk-İslam ülküsü, dünden bugüne kazanımlarının üzerine kendi medeniyetini kurması ve bunu geleceğe taşıması mücadelesidir. Bu anlayış, İslam’ın yasakladığı şövenist anlayışla uzaktan yakından ilintili değildir. Zira bu dava sadece Türk milletinin iyiliğini istemez; İslam dünyasının ve bütün insanlığın özgürlüğe, mutluluğa, barışa ve huzura kavuşmasını amaçlar. Yüce İslam dinini ve onun şanlı peygamberini kendisine rehber seçen bu hareket, her türlü ırkçılığa karşı olmuştur. Şanlı peygamberimiz şöyle buyurmaktadır; “Ey insanlar! Rab’iniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O’na saygıda en üstün olanınızdır. Arab'ın Arap olmayana, Allah’a göstereceği saygı dışında, hiçbir üstünlüğü yoktur. Unutmayın burada olanlar, olmayanlara da bunları iletsin.”

    Bu millet Türklük ve İslamiyet’i ruh ve beden sembolleriyle ifade edecek kadar İslam ve Türklük ile hemhal olmuştur. İslam; insanlara, toplumlara gelmiştir, onlarla vücut bulmuştur. Dolayısıyla bedeni ruh ile bütünleştiren anlayış, insanları eşrefi mahlûkat mertebesine ulaştırmıştır. Türklük bedenimiz, İslam ruhumuz kavramları ontolojik olarak bu dualitenin bir ifadesidir.

    İslam’ı devre dışı bırakmaya çalışan başta ulusalcı anlayış olmak üzere her türlü yaklaşım, Türk tarihi boyunca hiçbir dönemde uygulama imkânı ulaşamadığı gibi köksüz, tarihi sürekliliği ve bilimsel izahı olmayan bir ütopya olarak kalmaya mahkûmdur. Aynı zamanda Türklüğü devre dışı bırakan ve millet realitesini reddeden bir anlayış, tarihi gerçeklere ve milletlerin varlık nedeni olan unsurlara örtüşmediği ayrıca ilahi mesaja da aykırı olduğu için hiçbir zaman uygulama alanı bulamayacaktır.

    Sonuç olarak Türklük ve İslamiyet, Türk–İslam medeniyetinin itici güçleridir. Bu dava mensuplarının varlık nedenimiz olan Türklük ya da İslamiyet’ten herhangi birinden vazgeçme şeklinde yapacakları çalışma söz ve benzeri girişimler en hafif tabirle bu davaya mensup olmaktan vazgeçmek ya da bu davayı bilmemektir. Amaç, medeniyetimizin insan modelinden düşünce sistemine, estetiğinden ahlâk anlayışına kadar her alanda Türklüğün hasletlerini İslamın mutlak varlıktan gelen ruhuyla şekillendirerek özlenen hedefe, Turana, İslam coğrafyasına ve insanlığa insanca yaşamayı sağlayan nizama ulaşmak olmalıdır.

    A.ALAGÖZ BİNGÖL

    Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
    Diğer Abdullah ALAGÖZ Yazıları
    Kozenir - Türk İslam Ülküsü
    Türk İslam Ülküsü,Müslüman Türkün çizgisidir. Türk İslam Ülküsü,Türk Milletinin Türklük şuur ve vakarı ile İslam iman,ahlak,aşk ve aksiyonu ile teşkilatlanmasıdır. Türk İslam Ülküsü,Türk Gençliğini tek bir vücut halinde milli tarih,milli kültür ve milli ülküler etrafında toparlanma hareketidir. Türk İslam Ülküsü,Hem şahsiyetçiliği,hem de milliyetçiliği esas alan bir Ülküdür. Türk İslam Ülküsü,Yabancılaşmadan çağdaşlığı esas alan,dinamik ve milli bir yapıdır. Türk İslam Ülküsü,Ferdi vicdanların,Allah’tan (C.C) başka Tanrı yoktur ölçüsü içinde yücelerek İslam Ahlakına ulaşmalarını esas alır. Türk İslam Ülküsü,Türk Milletini İslam’la,İslam dinini Türk Milleti ile güçlendirmek ve yüceltmektir. Türk İslam Ülküsü,Türklüğü bedeni,İslamiyet’i ruhu bilmektir. Türk İslam Ülküsü,Türk-İslam Kültürü ve Türk-İslam Medeniyetine bağlı olmaktır. Türk İslam Ülküsü, Hürriyeti “Allah(C.C)’tan başka ilah yoktur” ölçüsü ile hareket etmek olarak görmektir. Türk İslam Ülküsü, Allah (C.C) ve Resulünün (S.A.V) çizgisinde yürümektir. Türk İslam Ülküsü,Türk Milletini Kelime-i Tevhid ile birleştiren,İlay-ı Kelimetullah ve Nizam-ı Alemi ile şekillenmiş bir Ülküdür. Türk İslam Ülküsü,Ülkücülerin,Ülkücü Hareketin ülküsüdür.
    Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!

    Haber Kapital
    Yazarlarmz
    Hava Durumu

    ANKET
    Ülkücü Camia Haberlerini Nereden Takip Ediyorsunuz ?
    etikhaber den
    yeniçağ gazetesi
    ortadoğugazetesi
    habererk.com dan
    Diger anketlerimiz için tıklayın...
    Yol Durumu

    Ekin Nakliyat

    © Copyright 2010 Gazi SOFT PHP Haber Full haber
    Her hakkı saklıdır.Karasu Satılık Yazlık