Yürek adamı, yürek adamını bulunca, dünya bir yana, onlar bir yana olur.
Haksızlık karşısında susanların sayısı; Alemi kaplasa da, onlar, tamamına kafa tutmayı şeref bilir.
Milletinin onuru, şerefi, haysiyeti, şahsiyeti ve istiklali için sorumluluk hissedip bu sorumluluğu bilgiyle, şuurla ve cesaretle donatanlar, samimiyetle tevekkül ve teslimiyet noktasında birbirlerini fark edip buluşabilirlerse; ‘’İşte o zaman dünyanın en tesirli gücü teşekkül etmiş demektir.’’
Birbirine güvenmek, inanmak ve teslimiyet noktasında Cenab-ı Hak’kın rızası için yüce bir davanın kavgasına karar vermek,
Zafere giden yolun başlangıcında destan yazmak demektir.
Cenab-ı Hak’kın ilahi ilminde atıfta bulunduğu ve yüce kelamının ifadesi ile,’’kafirlere ve zalimlere karşı hiddetli ve şiddetli mü’minlere ve mazlumlara karşı merhametli ve şefkatli bir kavim yarattım.’’ Dediği Türk Milletinin cihan şümul sorumluluğunu yüreğinde hissederek, Türk Milletinin unutulmaya yüz tutan bu ilahi sorumluluğunu O’na hatırlatma görevini üstlenmiş olan Türk-İslam Ülkücülerinin de unutulmaya yüz tutmuş sorumluluğunu hatırlatmak üzere, büyük bir görev üstlenmiş olan, bir avuç öncü Ülkücü ile birlikte mücadele birliği içerisinde olmaktan sonsuz bahtiyarlık duymaktayım.
Hesapsız ve ivazsız, ruhunu ve bedenini ortaya koyarak, hiçbir beşerin kınamasına aldırış etmeden, gerekirse tek başıma da olsa inandığım doğrunun mücadelesini vermekten çekinmem, diyerek her türlü olumsuzluklara karşın haksızlığa dikilmeyi bilen bir Ülkücüyü yeniden keşfedebiliyoruz.
Mücadele ve başarı için her şeyiniz olabilir,
Lakin cesaretiniz yoksa, hiçbiri bir kıymet ifade etmez.
11 Şubatta yalnız bırakılsa da ve önüne her türlü engel çıkarılsa da kendine ve Ülküdaşlarına verdiği sözü yerine getirmeyi, fikir için yapılması gereken mücadeleden de ön plana alan yürek adamı İsmail Türk’ü yeniden doğacak Ülkücü Hareketin müjdecisi olarak bir daha kutlamak hak’kın teslimidir.
Bizanstan geçme hastalığın bünyemizi sarıp sarmaladığı ve perişan ettiği bir sürecin, tabii yansıması olarak görebilmekteyiz ki, saf ve temiz, şerefli ve onurlu bir mücadelenin ‘’öze dönüş hareketinin’' başlangıcında bile fitne ve tezvirat ve dahi kusur arama hastalığı nüksetmiş ve bu kutlu mücadeleye bayrak açmış baş eğmez Ülkücülere çukurlar kazılmaya başlanmıştır.
Fakat bu kutlu yürüyüşe kim kuyu kazarsa eninde sonunda içine kendisi düşecektir.
İkiyüze yakın kahramanın Ankara semalarına yükselen sesi bir daha asla yere düşmeyecektir.
Yükselen bayrağın bir daha yere düşmeyeceği gibi,
Bazı emsallerim bana, bir yandan İsmail Türk’ü ve başlattığı hareketi eleştirirken,
İsmail Türk’e de emsalleri beni eleştiriyorlar.
Bugüne kadar geçmişimizle ve mevcudumuzla yüzümüze karşı erkekçe eleştiren ve tenkit eden bir babayiğit bulsam, sırtıma alıp Mekke’ye kadar taşıyacağım. Lakin 42 yıllık mücadele hayatımda böyle birine rastlamadım.
Hareketin hazinesi Halim Şahinoğlu hariç.
Surdan gedik açılmıştır. Gerçekten mukaddestir.
Artık kahpe rüzgar istediği yerden istediği zaman esebilir.
Çünkü vakti gelen ‘’öze dönüş hareketinin’’ önünde ordular bile duramayacaktır.
Ve,
Zafere giden yolun başlangıcında olan yürek adamları buluşmuştur.
Ve,
Allah’ın izni ile zafere ulaşacaklardır.
Çünkü,
Cenab_ı Hak rızası için buluşanlara, zafer vaad etmektedir.
Selam ve dua ile, Allah(c.c) yar ve yardımcımız olsun!
AHMET ÇAKAR