Oğuzhan ALPARSLAN
Türkiye ve Türk siyaseti, yeni oluşum ve değişimlere gebeliğin yarattığı, ağır baskı halinde iken, uzun sayılabilecek bir süre hem ülkenin hem de siyasetin etkisinden uzak bir süre geçirdim.
Sıradan hayatın dinginliğinde insan, Ankara’nın hızlı, karmaşık ve etik olmayan yaşantısını çok daha iyi gözlemliyor. Koca koca insanların uğraştıkları koca koca meselelerin aslında insan hayatında ne kadar küçük ve basit şeyler olduğunu bu geri çekiliş durumlarında daha rahat anlayabiliyor.
Büyükşehirlerden çıkıp doğayla baş başa kalınca, doğadaki temel hükümlere ve zamanın geri çevrilemezliğine daha iyi şahit oluyoruz.
Bundan yaklaşık 2500 yıl önce Antik Yunan’da Aristidis isminde itibarlı bir hakim yaşarmış. Aristidis site seçimlerinde her defasında seçilir, kimse Aristides’e bir şey söylemezmiş. Çünkü Aristidis mükemmel, kusursuz bir yönetici imiş. Yıllar bu şekilde devam edip giderken yine bir seçim dönemi daha gelmiş. Aristidis seçim alanına giderken yanına yaşlı bir köylü elinde bir midye kabuğu ile yaklaşmış. Midye kabuğunun içine usulüne uygun bir isim yazmasını istemiş Aristidis’ten. Aristidis’i tanımayan bu köylüye Aristidis dönüp sormuş:
-Kimi yazayım?
Köylü
- Arsitidis’i yazmada kimi yazarsan yaz.
Aristidis sormuş.
- Niçin? Aristidis’in büyük suçları mı var?
Köylü
-Hayır, ama artık bıktık! Hep Aristidis! Arık bu değişmeli!
Demokrasilerde, uzun süreli şahsi yönetimler ve iktidarlar için Aristidis Kompleksi’nin oluşması ve bu kompleks neticesinde yeni ve farklı isimler ile iktidar odaklarının gelmesi gayet normaldir. Demokrasinin vazgeçilmezi değişim ve bu değişime halkın iradesinin yansımasıdır. Demokrasiyi de güzel kılan bu değil midir biz insanlar için.
Sevgili okurlar, bırakın demokratik yapıları, zamanla oluşan Aristidis Kompleksi, büyük imparatorları, kralları, padişahları bile pençesine almıştır. Osmanlı İmparatorluğuna Muhteşem Yüzyılını yaşatmış ve Kanuni sıfatını almış 1. Süleyman döneminde bile bütün zaferlere, büyüklüklere, şatafatlıklara ve huzura rağmen Kanuni Süleyman’dan Osmanlı halkı sıkılmaya ve Şehzade Mustafa’nın adını dillendirmeye başlamıştır. Kanuni Aristidis Kompleksine canından canlar vererek direnmiş, kişisel hayatında büyük pişmanlıklar yaşayan bir birey olmuştur.
Zamanın bir hükmü olan Aristidis Kompleksine direnenler ise tarihe diktatörler olarak geçmişlerdir. Sonları ise hep hüzünlü olmuştur. En son örnekleri Arap coğrafyasında yaşanmıştır. Ciddi bir ekonomik, siyasi problemi olmayan Dünya’nın yüzde sekseninden daha refah bir hayat sürdüren Libya halkının 42 yıllık Kaddafi yönetimine karşı başlattığı isyanda bu kompleksi aramamız gerekmektedir.
Türkçemizde güzel bir deyim vardı ‘her şeyi tadında bitirmek lazım’ diye. Siyasette insan hayatında tadında bitirilmesi gereken bir uğraştır. İsterseniz mükemmel ve kusursuz olun ancak siyaset denilen şeyi zamanında bitirmez ve zamanın hükmüne karşı durursanız gelecek sizler için acıdan başka bir şey getirmez.