Kongre başarılarınızla övünmeyin; kaybettiğiniz ülkücü gönüller, kaybettirdiğiniz ülküdaşlık duygusu, kaybettirdiğiniz ülkücü samimiyet, kaybettirdiğiniz başarı umudu sizin celladınız olacaktır.

Siyasette gönüllü kullar olmasaydı, siyaset firavunları da olmazdı.
Bu ikisi hep birbirinden beslenirler.
Gönüllü kullar aslında aciz yaratıklardır.
Paraları var olabilir, karizma cilaları parlak olabilir ama kendi yetenekleri ile
“adam olma” konusunda ümitsizdirler.
“Gönüllü kulluk” onlar için kestirmeden gitmektir.
İşte bu yüzden şark kurnazlığına heves ederler. Yani
“adam yerine konulmuyorsam, ben de adamın adamı olurum, siz de o zaman görürsünüz beni” hesabıdır bu.
Siyaset Firavunları
“dava adamları”nı eski söyleyişle biti kadar sevmezler. Çünkü dava adamları sürekli soru sorar, sorgular, bir konuyu enine boyuna düşünürler. Bu yüzden siyasetin
“sakıncalı piyadeleri”dir dava adamları.
Durup dururken nereden aklıma geldi bunlar?
“Ben genel başkanın teveccühü ile İstanbul il başkanı adayıyım” demiş birisi.
“Ülkücünün teveccühü” bit pazarında artık.
Alın size bir soru:
“Parti Genel Başkanları mı particileri gönüllü kul yapar, gönüllü kullar mı parti genel başkanlarını firavun yapar?”
***
Çoook eskilerde bir televizyon reklamı vardı:
“Kararsız Kasım”. Suat Başaranın yazılarına kuşbakışı baktığımda nedense hep o reklamı hatırlıyorum.
“En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” demiş bir düşünür.
Demiş de halt etmiş sanki.
Suatın “Kararsız Kasım”lığında ince bir hesap da sezilmiyor değil. “Düşünür”ün göremediği nokta işte burası, onun için “halt etmiş” dedim ben de.
***
Geçenlerde bir arkadaşın bürosundaydım.
Arkadaşım Bahçeli ile siyaseten nikahlı.
“Ya dedi bu devirde Bahçeli’yi savunmak gerçekten zor şey. Savunulacak bir tarafı da kalmadı artık. Kimin emrinde, kime çalışıyor, niçin çalışıyor belli değil”.
Bir insan yılanlı kuyuda bile oniki yıl yaşayabilir, çünkü yılanlar sizin dışınızdadır.
Peki bir insan içindeki şüphe yılanlarına rağmen oniki yıl nasıl yaşayabilir?..
Hadi yaşamayı becerdi diyelim içindeki o yılanlara rağmen ertesi gün Bahçeli’yi göklere çıkarıyorsa ya?..
***
Bahçeli;
“Sultan Süleymana kalmayan dünya Erdoğan'a hiç kalmaz” demiş gurup konuşmasında.
Erdoğan’a kalmayan dünya sana da kalmaz Sayın Bahçeli.
“İstenilmeyen yerde durulmaz” diye bir atasözümüz var.
“Ülkücüler beni istemese de gönüllü kullarımla ben kalmanın üstesinden gelirim” tavrınızla direniyorsunuz.
Kongre başarılarınızla övünmeyin; kaybettiğiniz ülkücü gönüller, kaybettirdiğiniz ülküdaşlık duygusu, kaybettirdiğiniz ülkücü samimiyet, kaybettirdiğiniz başarı umudu sizin celladınız olacaktır.
Sultan Süleyman’a kalmayan dünya size de kalmayacaktır.
Musalla taşına yatırılacağınız anı bir lahza hayal edin.
Ülkücü Haraket’in ezici çoğunluğu sizi istemiyor.
Kaybettiğiniz ülkücü gönüller musalla taşında size buğuz edecektir.
Siyasi umursa gördün, sultanlığın sefasını da sürdün...
Eee ne kaldı geriye?