“Kıbrıs'ta Son Söz! Kim Söyleyecek" paneli yapıldı

Birlikte Türk Milletiyiz Hareketi ve Milli Düşünce Merkezi'nin “Kıbrıs'ta son söz! Kim söyleyecek" başlıklı paneli Marmara Oteli'nde düzenlendi.

“Kıbrıs'ta Son Söz! Kim Söyleyecek" paneli yapıldı

Birlikte Türk Milletiyiz Hareketi ve Milli Düşünce Merkezi'nin “Kıbrıs'ta son söz! Kim söyleyecek" başlıklı paneli Marmara Oteli'nde düzenlendi.

05 Ocak 2017 Perşembe 18:17
298 Okunma
“Kıbrıs'ta Son Söz! Kim Söyleyecek" paneli yapıldı

"Kıbrıs adasının, Yunanistan'ın kontrolüne girmesi demek Türk-Yunan dengesinin ortadan kalkmasıdır. Zaten Ege'de ciddi sorunlarımız var. Zaten, ha Kıbrıs Rum yönetiminin kontrolünde olsun, ha Yunanistan'ın kontrolünde olsun. Aslında o ikisi aynı şey."

Panele, Milli Düşünce Merkezi Genel Başkanı Sadi Somuncuoğlu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Prof. Dr. İlber Ortaylı, TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ ve emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ katıldı.

Panelde TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk bir konuşma yaparak, 1993 yılından Rauf Denktaş'ın TBMM'de bir konuşma yaptığını ve o konuşmasında Adnan Menderes'in bir konuşmasına atıfta bulunduğunu ifade ederek, “Adnan Menderes 24 Ağustos 1955 senesinde gerçekten çok sert bir konuşma yapmıştır. Yunanlılara, 'Ne işiniz vardı Ankara'da, Aydın'da, Denizli'de İzmir'de. O zaman da mı halkların kendilerini seçme haklarını savunuyordunuz? Siz işgalcisiniz. Sizin tabiatınızda işgal var' diyor Menderes. Çok büyük fırtınalar koparmış bir konuşmadır. Orada son bir cümlesi var. 'Kıbrıs Anadolu'nun devamından ibarettir. Bugün de ana vatandır, yavru vatan değildir. Rauf beyin söylediği benim gördüğüm şey şu; Saraybosna'daki katliama Batı dünyası nasıl seyirci kaldıysa, burada da bize seyirci kaldı, katliama 'evet' dedi, diye şikayet ediyor. Orada son güzel bir cümlesi var, 'tehditler altında müzakere olmaz. Hak, haksızlığın üzerine konulmaz'. İşte bugün bu hala geçerli. Geçerli olduğu şuradan belli; Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ın bir bölgesinde ne işi var? Geçen sene Kıbrıs'a gittim ve o hadiseyi orada gördüm. İnsanlara bir cazibe merkezi kurup büyük bir siyasi hadiseyi çözemezsiniz. Rauf Bey'in söylediği o. Haksızlığın üstüne hak kuramazsınız. Ama ne yazık ki Kıbrıs meselesinde böyle bir ağırlık var" dedi.

“KIBRIS'I ELİNDE BULUNDURAN İSKENDERUN LİMANINI VE DOĞU AKDENİZ'İ DENETLER"

Cindoruk, “Türkiye bugünden sonra Kıbrıs'ta ne yapmalı?" diye sorarak şunları kaydetti:

“Uzun yılların verdiği tecrübeyle şunu söylüyorum; Kıbrıs Türkler için çok önemli çünkü Kıbrıs'ı elinde bulunduran İskenderun limanını ve Doğu Akdeniz'i denetler. Bugün bir de orada petrol derdi çıkarılmıştır. IŞİD vardır. Türk askerinin Kıbrıs'ta bulunması sadece Türkiye'nin değil, Ortadoğu'nun da, NATO'nun da çıkarınadır. Kıbrıs zayıf bir devletin himayesinde ve idaresinde bırakılamaz. Kıbrıs sadece Türkiye'nin meselesi ve güvenliği için önemli değildir. Kıbrıs aynı zamanda dünya barışı için, batı dünyası için hatta NATO için büyük önem arz etmektedir. Biz Kıbrıs meselesini daha çok konuşacağız. Öyle görünüyor ki Türkiye'nin gündeminde olacak. Bugünkü yöneticilere bir tavsiyem var. Profesyonel diplomatlarımızla çalışsınlar. Türkiye'nin yetiştirdiği Kıbrıs meselesinde uzman çok değerli diplomatlarımız var. Amatörlerle, amatör siyasetçilerle, ben dahil, dış politika yürümez. Dış politika büyük bir uzmanlık işidir. Siyasi idarenin en önemli konudur. Türkiye'nin en önemli devlet kurumlarında biri Dışişleri Bakanlığı'dır. Ben onlarla övünüyorum, onlara güveniyorum. Ve onların bu meselenin içinden çıkacağı ümit ediyorum."

“ZATEN EGE'DE CİDDİ SORUNLARIMIZ VAR"

İlker Başbuğ da panelde bir konuşma yaparak, “Kıbrıs'ın Türkiye açısında önemi Doğu Akdeniz'deki Türkiye'nin hak ve menfaatlerinin korunması açısından da önemli. Hem askeri boyutu var, hem ekonomik boyutu var. Ekonomik boyutu dediğiniz zaman, doğalgaz kuyuları var, İsrail Kıbrıs Rum kesimiyle beraber iş yapıyor ama Türkiye'nin bu konuda ne yaptığını bilmiyoruz. Bir söz de çıkmıyor, karşı bir şey de çıkmıyor. Ama bunların acısını, bu sesliğin acısını belki yıllar sonra hissedeceğiz ve anlayacağız. Bizim için çok önemli olan bir nokta var. Kıbrıs adasının, Yunanistan'ın kontrolüne girmesi demek Türk-Yunan dengesinin ortadan kalkmasıdır. Zaten Ege'de ciddi sorunlarımız var. Zaten ha Kıbrıs Rum yönetiminin kontrolünde olsun, ha Yunanistan'ın kontrolünde olsun. Aslında o ikisi aynı şey. Fark etmiyor aynı amaçları, aynı hedefleri olan toplumdan bahsediyorum. Kıbrıs sadece Kıbrıslı Türklerin meselesi değildir. Bazıları öyle zannediyorlar, Türkiye'nin de güvenliği söz konusudur. Burada son söz her zaman Türk milletinde, Türk parlamentosunda ve TBMM'de olmak mecburiyeti var" dedi.

“KIBRIS TÜRKLERİNİ ÇOK YAKIN BİR ZAMANDA AZINLIK STATÜSÜNE GETİRİR"

Başbuğ, “Bana sorarsanız Türkiye bir gün AB üyesi olacak mı? Ben Türkiye'nin AB üyesi olabileceğini hiç zannetmiyorum, düşünmüyorum. Bu şu anda bir hayalden fazla ileri gedecek bir nokta değil. Veriler, göstergeler Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasını hayali bir noktaya götürdüğü kanaatindeyim. Türkiye'nin AB üyesi olamayacağı bir ortamda, Yunanistan AB üyesi, Rum kesimi AB üyesi, bir de çözüm buldunuz, çözüme 'evet' dediniz… Burada Kıbrıslı Türkleri, AB müktesebatına karşı koruyacak tedbirler almazsanız, bununla Kıbrıslı Rumlar, AB Kıbrıs Türklerini çok yakın bir zamanda azınlık statüsüne getirir. Hiç bundan şüpheniz olmasın" diye konuştu.

Yükleniyor...
Son Güncelleme: 18.01.2017 17:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.