19 Nisan 1919 Trabzon / İşte Yunan Gâvuru (!) Trabzonlular!

Ekrem İmamoğlu’nun “Yunan” olduğu tartışması, çok ama çok hayırlı bir noktaya geldi. Bu hayırlı noktayı da Yeniçağ yazarı Arslan Bulut, bugün yazdı; fakat eksik yazdı.

“Atatürk, tam 100 yıl önce 16 Mayıs'ta Bandırma vapuru ile yola çıkmış ve 19 Mayıs'ta Samsun'a ulaşarak kurtuluş mücâdelesini başlatmıştır.

Atatürk, Samsun'a çıktığında, Trabzon'dan bir heyet kendisini karşılamaya gönderilmişti. Savaştan sonra 15 Eylül 1924'te ilk defa Trabzon'a gelen Atatürk, Trabzonlulara hitâben yaptığı konuşmasında ‘İlk defa Samsun'a ayak bastığım zaman bana kalp kuvveti veren vatandaşlarımın ilk sırasında Trabzonluların bulunduğunu asla unutmayacağım. Sakarya Büyük Meydan Savaşı'nda, 3'üncü Tümen ile yetişen Trabzon evlatlarının savaş meydanında gösterdikleri özverilerin değerli anısı dâima beynimde canlı kalacaktır...’ demiştir.”

Trabzon’da ne olmuştu da bir heyet, Mustafa Kemal’i karşılamaya Samsun’a gitmişti? Onu da bir ay evvel Mehmet Doğan, Karar gazetesinde yazdı.

Mirliva Kâzım, yine mirliva olan Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasından bir ay evvel Trabzon’a çıktı. Genç kumandanların İstanbul’da yapacak bir şeyi olmadığına inanan ve bunu hem Pâdişah’a hem çevresindeki subaylara söyleyen Karabekir, yola çıkmadan evvel Erkân-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Fevzi Paşa’yı da ziyâret ederek şarkta millî bir nüve (çekirdek) kuracağını söyledi. Kâzım Paşa, “Seni Dîvân-ı Harb’e verirler.”diyen Fevzi Paşa’ya son derece kararlı bir cevap verdi: “Trabzon’a ayak basmaklığıma engel olmayınız; ötesi, millî dâvâ olacaktır.”

Devâmını, Doğan’ın yazısından okuyalım:

“Kâzım Paşa, yola çıkmadan bir gün önce Mustafa Kemal Paşa’yı da ziyâret eder. Erzurum’da millî bir hükûmet kurma tasavvurundan bahseder. Kendisinin de doğuya gelmesi gereklidir. O gelinceye kadar millî hükûmet esaslarını hazırlayacaktır. Mustafa Kemal Paşa, “Bu da bir fikirdir.” der. Karabekir’in cevabı: “Paşam bu fikir değil karardır” olur. Kemal Paşa, kapıyı tam kapatmaz. ‘İyi olayım, gelmeye çalışırım.” der.

Kâzım Paşa, 12 Nisan’da ‘sessizce, hiçbir arkadaşının teşyiini istemeyerek’ İstanbul’dan vapura biner. (Maalesef bindiği vapurun adını bilmiyoruz!) 19 Nisan’da Trabzon’a çıkar. Burada Muhâfaza-i Hukuk Heyeti ile görüşür. Reis, Barutçuzâde Ahmed Efendi’dir. 23 Şubat’ta Trabzon’da kongre toplamışlar, İstanbul’a heyet göndermişlerdir. Kâzım Paşa, ‘Vatan, ancak silahla kurtarılabilir.’ der.

Karabekir, 3 Mayıs’da Erzurum’a ulaşır. Erzurum Müdâfaa-i Hukuk Heyeti’yle görüşür. Doğu vilâyetlerindeki Müdafa-i Hukuk benzeri teşekküllerin birleşmesini tavsiye eder. Bu birlik arayışı Erzurum Kongresi’ni doğurur.

Erzurum Kongresi tasavvur edilirken Kemal Paşa, Samsun yolundadır. Sine-i millete dönmeye karar verip görevinden istifa ettiğinde kurmay subayı bile onu terk ederken Kâzım Paşa, karşısına dikilir ve târihin akışını değiştiren şu cümleyi söyler:

-Ben ve kolordum emrinizdedir!

Mustafa Kemal’i karşılamak için Trabzon’dan Samsun’a giden heyetin arkasında Kâzım Karabekir’in olduğunu, elbette Arslan Bulut da biliyor. Yazmayınca Millî Mücâdele’yi Kâzım Karabekir’in Trabzon’da başlattığı gerçeği değişmiyor. Başlattı ve sonra Mustafa Kemal’in emrine girdi.

Eğer Trabzon, “Vatan, ancak silahla kurtarılabilir.” diyen Kâzım Karabekir’i bağrına basmasaydı neler olurdu bilmiyoruz.

“Yunan” diye hakâret edilen ve içlerinde Ekrem İmamoğlu’nun Mevlüt dedesinin de bulunduğu Trabzonlular gerçeği, işte budur!

......

Her türlü milliyetçiliğe karşı olan AK Partililerin, seçimde “Yunan” kozunu kullanması, tam bir çelişkidir; panik hâlidir. Fakat Vatanım Sensin dizisinde Hilâl’in Leon’a âşık olmasını kuvva-yı millîye rûhu diye yutturmaya kalkan, Çanakkale’ye Yunan’ın Themis heykelini diken CHP’liler ve ne idüğü belirsiz diziyi alkışlayan, Yunan heykeline tuğla koyan Kemalist Türkçülerin durumu da farklı değil.

AK Parti’nin ilk yıllarında Ulusalcıların yaşadığı panik ve nevrozu, şimdi İslâmcılar yaşıyorlar. Yok olma paniği, nevroza dönüştü. Şizofrenik hâllere hazır olalım.

Önümüzdeki yazıda Karadeniz’deki Rumluk, Pontusluk konusunda sinema ve romanda çevrilen bir oyundan bahsedeceğim. Yaşadığımız çelişkiye inanamayacaksınız.

Not: Adım kadar eminim ki yazımın Karabekir ve Trabzon kısmını beğenenler, İmamoğlu kısmından rahatsız oldular. İmamoğlu kısmını beğenenler ise diğer kısımdan rahatsız oldular. Neyleyim ki böyle bir târihimiz var.

YORUM EKLE
YORUMLAR
ismet hoca
ismet hoca - 5 gün Önce

yazınızın her iki kısmından da aynı düşüncede olduğum için daha bir mutluluk duydum

ibrahim Yalçınkaya
ibrahim Yalçınkaya - 5 gün Önce

hani birileri diyiyor ya bir olacağığız iri olacağız diri olacağız. Ancak böyle olunur

Habele-Hubele
Habele-Hubele - 4 gün Önce

Yazar hanımefendinin kendisine küfür ve hakaret edenlere cevap verme alışkanlığı var. Çünkü karşısında ahlaki üstünlük elde ettiğiniz insanlara karşı fikren de galebe çalmak kolaydır, belki hakkınızdır da. Yazara daha önce iki yazısında eleştiri getirdim. Hiç bakmayan okumayan biri olsa amenna. Diğerlerinin yanında inci gibi parlayan nezaket dairesindeki eleştirilerimi yok saydı.

Secim Gercekleri
Secim Gercekleri - 1 gün Önce

Cumhurbaşkanlığı’na bağlı ve İstanbul'da birimleri bulunan bir kurum başkanının keyfi ve hukuksuz olarak kuruma onlarca yılını veren yaklaşık 300 uzman personeli hiç alakası olmayan kurumlara göndermeye çalışması Ak Partiye yaklaşık 600-800 oy kaybettirdi. Durum yukarıya bildirilmesine rağmen kalem-i mahsustan tutulup Sn. Cumhurbaşkanımıza iletilmediğinden bu başkan hala görevde ve keyfilikler devam ediyor. Konu Türk Tarihçileri camiasında güncelliğini koruyor.