​AK Parti sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde devam eden MYK toplantısı esnasında basın toplantısı düzenledi. Çelik, seçimin 18 Haziran'dan erken bir tarihe çekilebileceğinin sinyalini verdi.

Çelik, konuşmasının başında 'Cumhuriyet'in zor şartlarda kurulduğuna dikkat çekerek, "İlk devlet başkanımız, ilk cumhurbaşkanımız, cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten bugüne kadar bu cumhuriyete hizmet eden, bu millete hizmet eden başta Atatürk olmak üzere herkesi rahmetle anıyoruz. Bu millete hizmet etmek, bu devlete hizmet etmek her zaman onurların en büyüğü oldu. Aynı şuurla, aynı azim ve iradeyle geleceğe yürüyoruz. O zor şartlarda Atatürk ve arkadaşları hiç umutsuzluğa kapılmadan milletimizin geleceğine inşa etmek için başkalarının gözünde 'imkansız' denen şartlarda çok büyük işler başardılar, büyük devrimler gerçekleştirdiler. Ve o günden bugüne kadar da bu yol bu şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı. 

'ÖNÜMÜZDE UZUN BİR SOĞUK SAVAŞIN BELİRMEYE BAŞLADIĞINI SÖYLEYEBİLİRİZ'

Çelik, Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin olarak, "Karşı karşıya kaldığımız en büyük problemlerden bir tanesi dış politikada; Rusya-Ukrayna savaşıyla ortaya çıkan bölgesel ve küresel tablo. Atatürk'ün 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ilkesine sıkı sıkıya bağlı bir şekilde sorunların diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini her seferinde vurguluyoruz. Cumhurbaşkanımızın 'Sahada ve masada güçlü Türkiye' olarak adlandırdığı şekilde Türkiye kendisiyle masada müzakere etmek isteyenler için güvenilir bir ortak, güvenilir bir muhataptır. Ama hak ve menfaatlerimize dönük halel getirici davranışlar olduğu zamanda buna sahada cevap verecek güce sahip olduğumuz görülmektedir. En son tahıl krizi meselesiyle ortaya çıkan daha sonra esir takası, enerji kriziyle birlikte ortaya çıkan Rusya-Ukrayna Savaşı'nın olumsuz etkileri Cumhurbaşkanımızın dirayetli bir yönetimiyle son derece usta bir şekilde yönetilmiş ve Türkiye etrafımızdaki bu güçlü türbülansın içerisinde güvenli bir liman olarak yoluna devam edebilmiştir. Tabi Rusya'nın ilhak ettiği bölgelerde çekilme iradesinin olmaması, Ukrayna'nın ise o bölgeleri yeniden alma şeklindeki siyasetinin devam etmesi bütün bunlar resmi bir barış anlaşmasını bırakın, kalıcı bir ateşkesin bile ufukta görünmediğini gösteriyor. Dolayısıyla önümüzde uzun bir soğuk savaşın belirmeye başladığını söyleyebiliriz" diye konuştu.

Kanunu, hakkında yolsuzluk haberi yapan gazeteciyi susturmak için kullandı Kanunu, hakkında yolsuzluk haberi yapan gazeteciyi susturmak için kullandı

'TÜRKİYE'NİN OLMADIĞI AB TOPLANTISINDA RUSYA-UKRAYNA MESELESİ KONUŞULAMAZ'

Çelik, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Avrupa Birliği diplomasisinin de çok zayıf kaldığını vurgulayarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Baştan beri söyledik; Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu siyasi inisiyatiflere ve siyasi girişimlere destek verin' dedik ama maalesef bu konuda ciddi bir performans herhangi bir şekilde ortaya koyamadılar. Halbuki bütün bu savaş tablosu içerisinde barışı mümkün kılabilecek yegane performans Cumhurbaşkanımızın siyaseti ile Türkiye'den gelmişti. Hatta o derece ki öylesine bir ön yargı, öylesine bir ilkel inatla hareket ediyorlar ki Avrupa Birliği toplantılarında Cumhurbaşkanımız olmadan, Türkiye olmadan, Rusya-Ukrayna meselesini konuşabilecekleri gibisinden bir yanılgı içerisine giriyorlar. Türkiye'nin masada olmadığı bir Avrupa Birliği (AB) toplantısında Rusya-Ukrayna meselesinin konuşulması diplomasi olarak bile ifade edilemez. O sadece zihinsel egzersiz düzeyinde kalır. Ve o egzersizin de herhangi bir Avrupa Birliği siyaseti ortaya çıkaramadığını net bir şekilde görüyoruz."

'TERÖRLE MÜCADELE VERİLMESEYDİ TÜRKİYE BOMBALI SALDIRILARLA KARŞI KARŞIYA KALIRDI'

Çelik, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda büyük bir kararlılıkla yoluna devam ettiğini bildirerek, "Bu terörle mücadele verilmeseydi ne olurdu; Eğer bu terörle mücadele verilmeseydi bugün Türkiye kendi şehirlerinde her gün terör örgütlerinin can aldığı bombalı saldırı gerçekleştirdiği tablolarla haftada birkaç kere karşı karşıya kalırdı. Eğer bu terörle mücadele verilmeseydi hemen sınırımızın ötesinde, sınırımızın hemen dibinde; Suriye ve Irak topraklarında PKK-PYD'den DEAŞ'e kadar birtakım unsurlar devlet türü yapılar kurmuş olurlardı. Eğer bu terörle mücadele verilmeseydi Fetullahçı Terör Örgütü en sinsi yollarla tekrar sahne almak için her türlü yolu denerdi. Etkisiz hale getirilen teröristler ve bugün şehirlerimizin güvenli şehirler olarak, sınır ötemizin özellikle 30 kilometre derinliğe kadar ülkemizi tehdit edecek her türlü terör unsurundan arındırılması iradesi bakımından net bir tablo ortaya çıkarmıştır. Şu nettir; 'Bu bir cumhuriyetimizi ve demokrasimizi hukuk devletimizi koruma iradesidir.' Hiç kimse bize siyasal bazı retorikler kullanarak terörü mağdur göstermeye ya da terör yoluyla yapılanlara hafifletici sebep üretmeye kalkmasın" şeklinde konuştu.

'SURİYE İLE ÇÖZÜMÜN YİNE SİYASİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ'

Çelik, 'Uzun bir sürenin ardından Türkiye-Suriye-Rusya savunma bakanları Moskova'da bir araya geldiler. Bu görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Suriye konusunda, Suriye'de iç savaş başlamadan evvel Türkiye Suriye halkının faydasına olacak şekilde Suriye'nin açılması, dünya ile entegre olması için çok kuvvetli bir tavır ortaya koydu. Biz bunları yaparken dünyanın önemli devletleri Suriye'ye 'haydut devlet' muamelesi yapıyor ama biz Suriye halkının faydasına olacak şekilde bunu sürdürdük. Ama daha sonra ortaya çıkan katliamlar bu ilişkilerin kopmasına neden oldu. Türkiye en başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olmuştur. Her zaman Cenevre sürecinde de Astana sürecinde de Suriye'deki Anayasa yapım sürecinde de sorunun silahla değil siyaset ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini altın çizdik. Ve bu konuda devletimizin bütün diplomatik yeteneklerini seferber ettik. Yine prensip; Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, Suriye halkının her birinin ortak yararının gözetilmesiydi. Gelinen noktada yine çözümün siyasi olduğunu düşünüyoruz."

'SEÇİM ZAMANIYLA İLGİLİ BİR DEĞERLENDİRME YAPILIYOR'

Çelik, 'Seçimin öne alınması sizce de gerekli mi? Seçim tarihine ilişkin değerlendirmeleriniz neler olur?' sorusuna, "Bizim irademiz seçimin 18 Haziran'da zamanında yapılması yönünde. Fakat 18 Haziran’la ilgili çıkabilecek bazı sıkıntılar; yani vatandaşlarımızın yurt içinde bir seyahat dönemi olması ve çeşitli şekillerde ülkemizde büyük bir hareketliliğin yaşandığı bir dönem olması sebebiyle bir değerlendirme yapılıyor. Bununla ilgili bu değerlendirmede net bir sonuca varırsak 'Tarih şudur' şeklinde, onu size açıklayacağım. Ama bu tabi ki bir erken seçim düzeyinde bir tarih değerlendirmesi olmayacak. Bu sadece 18 Haziran'da yapılmasının; o sırada Türkiye içindeki işte yaz gelmiş, vatandaşlarımızın birçoğu bulundukları yerleri terk ediyorlar, Anadolu'nun çeşitli yerlerine gidiyorlar. Tarımla ilgili, birçok konuyla ilgili birtakım tarihlere denk geliyor. O çerçevede bir değerlendirme yapılıyor. Yani bu değerlendirme de dediğim gibi bir erken seçim anlamına gelebilecek bir değerlendirme şeklinde değil; biraz daha, çok az daha tarihin geri çekilmesiyle ilgili. Ama bununla ilgili olarak üst kurullarımızda verilmiş bir karar yoktur. Kesin bir karar olduğu zaman sizinle paylaşacağım" dedi.

'OLAY TÜM BOYUTLARIYLA AYDINLATILACAKTIR'

Çelik, 'Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş'in bir saldırı sonucu hayatını kaybetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna da "Ailesine baş sağlığı diliyoruz. Burada bu menfur olay gerçekleştikten sonra yapılan yorumların bir çocuğunu gördük. Bunların hiçbirine itibar edilmemesi gerekir. Sonuç olarak emniyet güçleri, bu konunun bütün boyutlarını açığa çıkartacaktır. Emniyet teşkilatı işinin başındadır. Adliye işinin başındır. Olay tüm boyutlarıyla aydınlatılacaktır" ifadelerini kullandı.

DHA