Aklını Kiraya Vermeyen Albayrak, Mckinsey’den Niçin Akıl İstedi?

Kerime Yıldız'ın "Aklını Kiraya Vermeyen Albayrak, Mckinsey’den Niçin Akıl İstedi?" başlıklı yazısı;

banner318
Aklını Kiraya Vermeyen Albayrak, Mckinsey’den Niçin Akıl İstedi?

Berat Albayrak’ın McKinsey firmasıyla anlaşma müjdesine en sert tepkiyi, Abdurrahman Dilipak verdi. Muhâlif medya da karşı çıktı ama Dilipak’ın karşı çıkışı, hükûmete yakın olduğu için daha bir önemliydi. Dilipak, Berat Albayrak’ın, “câhil, hâin” tanımlamasına rağmen geri adım atmadı. Hâin damgası yemek istemeyen bir kısım köşe yazarları ise ya sustular ya yarım ağız “he” dediler.

İpini koparmış yandaşlara sözüm yok. Arsız neden arlanır, çul da giyse sallanır.

Gürse Birsel’in Yalan Dünya dizisinde Tufan adında fırıldak bir karaktersiz vardı. Hastalanınca doktora gidip röntgen çektirdi. Röntgeni gören doktorlar, şaşkın şaşkın bakıştılar. “Eyvah, bir hastalığım mı var?” diye korkan Tufan, “Sizin omurganız yok.” cevâbını alınca sırıttı. Doktorlardan biri, “Tıbba bir katkı için size incelemek istiyoruz.” deyince Tufan, pişkin pişkin şu teklifi yaptı:

Mâdem tıbba bir katkı olacak, üç beş çorba parası atarsınız artık!”

İşte bu yandaşların hâli böyle. Utanmaları yok, omurgaları yok, ar damarları çatlamış. Gitseniz, “Döneklik nasıl olduğunu göstermek için hayat hikâyenizi yazmak istiyoruz.” deseniz, “Kaç lira vereceksiniz?” diye sorarlar.

Korkudan susan köşe yazarları, anlaşma iptâl edilince cesâret buldular. Öyle şeyler yazıyorlar ki meğer bu McKinsey tahminimizden, Dilipak’ın anlattığından daha korkunçmuş.

Bu durumda -her ne kadar savunmak adına demiş olsa da- Yeni Şafak yazarı Ali Saydam haklı çıktı. Bu bir zekâ testiydi. Zeki olanlar karşı çıktı. Az zekiler arada kaldı. Geri zekâlılar desteklediler.

Şimdi asıl mesele şu:

Mâdem McKinsey Türkiye’ye zarar verecek bir firma ise koskoca Hazine Bakanı Berat Albayrak, bunu niçin göremedi? Hâinliğinden mi câhilliğinden mi yoksa Dilipak kadar zeki olmamasından mı?

Cevap hangisi olursa olsun o makamda durmaması lâzım. Çünkü açık ve seçik olarak çuvalladı.

Berat Albayrak, bu anlaşmayı niçin yapmak istediğini açıklamalıdır. Yâni câhillik, hâinlik ve düşük zekâlılık dışında 4. bir sebep olup olmadığını bilmeliyiz. Eğer 4. bir sebep yoksa böyle bir hazine bakanını hak edecek ne yaptık?

Mühim bir sorum daha var.

Mckinsey’in de Lindsay’in de (Lindsay Lohan) peşinden gidenlerin fetö okullarından çıkması tesâdüf mü acaba?

Berat Albayrak Enerji Bakanı olduğunda donup kalmıştım. Kayınpeder-dâmât görüntüsü bir yana, henüz kırkında değildi. Pişmemişti. Nitekim pişmediğini de gösterdi ve gösteriyor. Lüzûmsuz gülmeler ve el hareketleriyle NLP seminerinden çıkmış gibi duruyor. Sanıyorum son zamanlarda gülümsemeden konuşması gerektiğini söyleyenler oldu. İyi oldu. Zîrâ domates 10 lirayken Mâliye Bakanı’nın pozitif hâlleri canımızı sıkıyor.

Berat Albayrak’ın cemaat okulunda okuduğu gündeme gelince “Evet okudum ama aklımı kirâya vermedim” dedi. Olanlara bakınca bu sözün bir anlamı kalmadı zannederim. Kirâyı geçtim, ABD’ye, “Bizde akıl yok. Gelin bize akıl verin!” dedi.

Bir insanın cemaat okulunda okumuş olması, mimlenmesi veya paralelci diye yaftalanmasının ölçüsü olamaz. Peki o zaman Berat Albayrak, McKinsey gibi hâin bir firmaya niçin evet dedi?

Size, bir filmden bahsetmek istiyorum. Mançuryalı Aday. Filmde, Amerika Başkanı olan kişinin, bir çeşit beyin yıkama işleminden geçtiği ortaya çıkıyor. İşlemi yapan şirket, başkanı öyle bir formatlamıştır ki kritik zamanlarda, istenileni yapmaya hazır bir robota dönüşmektedir. Yâni, şuur altına mesaj yollamak gibi bir şey. Bunu da bir kelimeyle yapıyorlar.

Bu yazdığımı, sâdece paralel meseleler için düşünmeyin. Pislik yedirmeyi normal gören Celâl Şengör, bir açıklamasında, “Komutanın sesini telefonda duysam ayağa kalkar; hazırola geçerim.” demişti. Alın size, formatlanmış bir adam daha! Belki âilede, belki yurt dışında.. Nerede bilemem ama, bir darbe esnâsında her şeyi yapmak için hazır bekliyor.

FETÖ okulunda okuyan birisi bakan olabiliyorsa dersanelerine gittiği için polis kolejlerinden ve ordudan atılanların suçu ne? Bunun, “silahlı bir güce karşı tedbir almak” gibi son derece mantıklı bir cevâbı olduğunu kabul ediyorum. Hiçbir hükûmet, bu riski almak istemez.

Peki, fetö okullarında subliminal mesajlarla formatlanmış insanların, günü gelince birer Mançuryalı Aday'a dönüşmeyeceğinin garantisi var mı? Yâni, silahsız güce.

McKinsey meselesi, benim kafamı çok ama çok karıştırdı.

Öyle bir hava esiyor ki sanki anlaşmayı muhâlefet yapmış; Cumhurbaşkanı da müdâhale etmiş.

Bu hâin, câhil ve düşük zekâlı anlaşmayı, “Cemaat okulunda okudum ama aklımı kirâlamadım” diyen Hazîne ve Mâliye Bakanı Berat Albayrak yapmaya kalktı. Akşener, Kılıçdaroğlu veya Demirtaş değil.

Türkiye’yi bu belâdan kurtaran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu belâyı başımıza sarmaya kalkanlardan ve destekleyenlerden kurtulması lâzım!

Çok âcil!

TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.