Bir Şey Dışında Her Şey Vardı (Seçil Karatay)

Belki daha iyisi vardır ama binlerce yıllık insanlık tarihinin gelinen bu noktasında, şimdilik bildiğimiz en iyi sonuç veren yönetim biçimidir demokrasi. Elbette diğerleri gibi, demokrasi de kutsal değildir. Bir reklam filminde denildiği gibi: Biz daha iyisini yapana kadar, en iyisi bu.

Bir Şey Dışında Her Şey Vardı (Seçil Karatay)

Kimi sosyal bilim insanları, “toplum henüz buna hazır değil” gerekçesiyle bazı gerçekleri söylemekten çekinir. Oysa bilim insanının işi toplumu hazırlamak değil, gerçekleri söylemektir. Kimi siyasetçiler de aynı anlayıştadır: Bizim kitle henüz demokrasiye hazır değil. İyi de, vakti geldiğine kim, nasıl, ne zaman karar verecek?
 
* * *

Türk milliyetçileri, gönül verdikleri siyasi partide demokrasi önemini kaybettiği, yani iradeleri yok sayıldığı için ayrılıp yeni bir yapı oluşturdular. Parti yönetimine muhalif olmalarının önemli nedenlerden biri; yönetimin, Türk milliyetçiliğinin siyasi birikimini, Türklüğü ayakları altına almış bir siyasi yapıya ciro etmiş olmasıydı. Öyle ki; o yapıyı oluşturan bütün paydaların (siyasal ümmetçiler, the cemaat, liboş tabir edilen ve millî olmayı entelektüel küfür sayan “bize her yer vatan”cılar, etnik Kürtçüler) özelliği Türkiye Cumhuriyeti Devletine düşman oluşlarıydı. [Bakmayın şimdi devleti ele geçirdiklerini düşünüp devletçi kesilmelerine.] Siyasal ümmetçiler, her seçimde bir paydayı denklem dışı bırakıp tek payda oldular diyecekken MHP’yi denkleme dahil ederek Türk milliyetçileri nezdinde meşruiyet oluşturmaya çalıştılar. Peki bu çürümeyi içine sindiremeyip ayrılan İYİ milliyetçiler ne yaptı?..
 
Anketler iyi bir çıkış yaptığını gösteriyordu ama seçim sonuçları tam bir “Derebalığı Sendromu”na dönüştü. Belki balkon çocukları bilmez; dereden minnacık balık yakalar, bardakta, kavanozda beslemeye başlarsınız. Biraz büyüyünce onun bir kurbağa olduğunu fark edersiniz. Elbette bir çocuk için büyük bir hayal kırıklığıdır bu... Ne oldu da vatandaş “bu, balık olmayabilir” şüphesine düştü? “Başkasının telkinleri daha etkili oldu” demek, “ben anlatamadım” demektir ki, bu seçeneği geçelim…
 
Yönetim anlayışı olarak, MHP’de olmayıp da İyi Parti’de olan ne vardı? En iyisi, başlığı buraya taşıyalım: Bir şey dışında her şey vardı. O da, MHP’nin her kurultayında Genel Başkan’a karşı aday çıkmış olmasıydı…
 
Benzerliğe de şuradan başlayalım: Devlet Bahçeli de, 2002’de kesin bir dille artık aday olmayacağını söylemişti… Demokrasi tarihimizin sakız olmuş cümlelerinden biridir: Lider iyi, çevresi kötü. İyi de, “sensiz olmaz” edebiyatı, “ölürüüm ölürüüm” şarkısı eşliğinde aynı çevre ikna etmiyor mu lideri? Sanki bu matematikte bir tuhaflık var.
 
İnsan merak ediyor; parti, hangi açılardan iyi bir partidir? Programı ve/veya kadroları iyi olduğu için mi? Böyle olsa bile, bu yeterli mi?

 
Partinin kurumsal bir yapısı var mı? Örneğin; teşkilât oluşturulurken parası olanın mı borusu ötmüştür, yoksa söz verildiği gibi üyeler delegeleri, delegeler il/ilçe başkanlarını ve üst kurul delegelerini mi seçmiştir? Örneğin; vekil aday listeleri hangi ölçütlere göre ve kim tarafından belirlenmiştir?
 
Henüz bir yılını bile doldurmamış bir parti ne ara “hain” üretmiş ve safralarını temizleme ihtiyacı duymuştur? Bağırsaklarını temizleyenlerin “yanılmışız” hikâyesi gibi bir hikâye olmasın bu? Muhasebe yapmak, hesabını vermek yerine, boyuna “hain” üreten bir yapının kendisinde bir sorun olamaz mı? Türk milliyetçilerinin fikir bünyesi bu kadar hastalıklı mıdır ki her yıl safra ameliyatı geçirmektedir? Hem bilinmez mi ki “ihanet, imtiyaz verilenlerden beklenen bir davranıştır.”? Türk milliyetçiliği, ne ara parası olana imtiyaz verilen bir fikir haline gelmiştir?
 
* * *
Rivayettir: İsmet Paşa, Ali Fuat Paşa ve birkaç kişi kâğıt oyunu oynarken, Mustafa Kemal Paşa bir köşede derin düşüncelere dalmıştır. Bu arada Kemal Paşa’nın yaveri elinde bir telgrafla içeri girer; cepheden haber vardır. Kemal Paşa okuduktan sonra telgrafı önce Ali Fuat Paşa’ya, sonra da İsmet Paşa’ya okutmasını ister. Ali Fuat Paşa okur, geri verir ve oyununa devam eder. İsmet Paşa ise okur okumaz yerinden fırlar ve Paşa’nın yanına gelir. Derler ki; Cumhuriyet kurulduğunda, neden Paşa’nın en yakın arkadaşlarının başında gelen Ali Fuat değil de İsmet Paşa’nın Başbakan olduğu bu sahnede gizlidir.
 
* * *
Demokrasi kurallar ve kurumlar rejimidir. Lider demokrasisi anlayışı iktidarda var ve yanılıyorsam düzeltsinler, muhalefet partileri, lider demokrasisinin dikta rejimi doğuracağı konusunda hemfikirler…

Seçil Karatay
 

YORUM EKLE