Gemuhluoğlu, sendika gençliği mi hayal etti?

Kerime Yıldız'ın "Kültür Bakan Yardımcısı Halûk Dursun ve Meryem A. Sinan’a teessüflerimle" başlıklı yazısı;

banner318
Gemuhluoğlu, sendika gençliği mi hayal etti?

Genç Memur-Sen ve Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet “ADEM” toplulukları “Medeniyet Okumaları”çerçevesinde yaklaşık bir yıldır Fethi Gemuhluoğlu okumaları yapmış ve Türkiye genelinde Üniversiteler arası “Dostluk ve Vefa” konulu deneme yazma yarışması düzenlemiş.

Rahmetli Gemuhluoğlu’nun ölümünün 41. sene-i devriyyesi olan 5 Ekim târihinde Ankara’da bir anma programı düzenlenerek deneme yarışmasında dereceye giren gençlere ödülleri verilmiş.

Gemuhluoğlu’nun “Nâbi Can” diye hitap ettiği Eskişehir Milletvekili Nâbi Avcı, “Fethi Ağabeyi ve onun yücelttiği değerleri gençlere tanıtmak bâbında böyle bir iş yaptığı için Genç Memur-Sen’e teşekkür ediyorum.” demiş.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Halûk Dursun ise “Gemuhluoğlu, gençlerle zaman geçirme ustası idi. Fethi Ağabey, bana göre kuşatıcı ve herkesi benimseyici özelliğiyle meşrep, meslek ve siyâsetin çok üzerine çıkarak bir muhabbet halkası oluşturmak sûretiyle bunu yapabilecek ender kişiliklerden bir tânesidir.” diye konuşmuş.

Mış miş diyorum, çünkü bu yazdıklarımı, Türkiye gazetesi yazarı ve aynı zamanda Gemuhluoğlu muhibbi olan Meryem Aybike Sinan’ın bugünki yazısından öğrendim.

Meryem Hanım, Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan’a teşekkür edip öve öve bitirememiş. Kültürel meselelere kafa yoran, yarınki büyük Türkiye’nin özlemiyle etrâfındaki gençlerle birlikte birbirinden önemli çalışmalar yapan pırıl pırıl bir sendikacıymış. Ne varsa gençlerde varmış.

Meryem Hanım, kültür meselelerine kafa yoran bir öğretmen. Halûk Dursun ise Gemuhluoğlu’nu öğrendiğim hocam. Fakülteye başladığımda “Dostluk Üzerine” kitabını elime tutuşturdu. Su gibi içtim.

Gemuhluoğlu’ndan gençlere inanmayı, onlara güvenmeyi öğrendim. Bir genç için en doğru yol ne ise onu tavsiye etmeyi öğrendim. Bunun, millî bir vazife olduğuna inanıyorum.

Bir de yolda sarmaş dolaş genç bir çift görsem, “Allah, nikâh nasib etsin” demeyi öğrendim. Bunu siz de yapın. Her yaptığınızda Gemuhluoğlu’na bir Fâtiha gönderin. Kültür adamı olmak budur işte! Toplumun ve gençlerin ahlâkını dert edinmek budur işte! Duâ duâ duâ…

Geçenlerde bir arkadaşım aradı. Fakülteyi bitiren kızı, ne yapacağına karar verememiş. “Biraz da sen konuş.” dedi. Çok kitap okuyan, çok iyi yetişmiş, ahlâklı, prensip sâhibi bir genç kız. “Kerime teyze…” diye derdini anlatmaya başlar başlamaz, hiç tereddüt etmeden, “Yavrum, geç bunları! Akademik kariyer yapacaksın. Bu memleketin senin gibi gençlere ihtiyacı var.” dedim. “Ne kadar kararlısın.” diye şaşırdı. “Evet, çok kararlıyım.” dedim.

İşte bu kararlılığı, Gemuhluoğlu’ndan öğrendim. Çevremde sözümü dinleyip akademik kariyer yapan gençler var çok şükür.

Gemuhluoğlu, en çok gençlere inanıyordu. Belki de bu memlekette gençlere en çok inanan insan, Gemuhluoğlu’ydu.

E o zaman bu faaliyete sevinmem lâzım değil mi?

Ne faaliyete sevindim ne Halûk Bey’in konuşmasına ne de Meryem Hanım’ın yazısına. Üzüldüm, gerçekten çok üzüldüm.

Sebebini şöyle îzah edeyim:

Bir kaç yıl evveldi. Ankara’da kültür işleriyle uğraşan bir sivil toplum kuruluşuna üniversite öğrencisi genç bir kız geldi. Kendisini, “Genç Memur-Sen bilmem nesiyim” diye tanıtınca, “Yavrum, senin sendikada ne işin var?” diye sordum. Böyle bir tepkiyle ilk defa karşılaşmış olmalı ki çok şaşırdı. Yaptıkları kültürel faaliyetlerden bahsetmeye başlayınca, “Bunu söylemiyorum. Sen öğrencisin. Memur-Sen ise sendika. Hedef kitlesi memurlar. Senin sendikayla ne işin olur? Okuluna git. Kültürün peşindeysen buraya gel.” dedim.

Yanımızda, kurumun yöneticilerinden bir hanım vardı. Hemen araya girerek, sendikanın gençlere el atmasının ne kadar mühim olduğunu anlatmaya başladı. Politize olmuş bir kafaya ne anlatsanız boş! Sendika üyesi olan bu öğretmeni aşıp, daha şimdiden kendisini Meclis’te veya bürokraside iyi bir makamda hayâl eden genç memur-senciyi iknâ edemedim.

Gemuhluoğlu hayatta olsa sendikaya giden gençleri de onlara aferin diyenleri de affetmezdi. Belki de pataklardı.

İşte bu yüzden Gemuhluoğlu’nu iyi bilen Halûk Dursun ve Meryem Hanım’ın durumuna üzüldüm.

Nâbi Can’a gelince…

Siyâset çarkı, Nâbi Avcı’yı yükseltti ama Nâbi Can’ı öğüttü, attı.

Aziz okuyucular,

Böyle yazılara kanmayın. Gemuhluoğlu, sendikada öğrenilmez.

Çocuklarınızı, ocaklardan, cemaatlerden, tariklerden, sendikalardan uzak tutun. Dînin de kültürün de menbâı âiledir, kitaptır, kütüphânedir. Az öğrensin, doğru öğrensin.

Burası Türkiye! Daha dün politikacılarımız ve aydınlarımız, çocuklarınızı Gülen cemaatine göndermenizi tavsiye etmiyorlar mıydı? Cemaat, fetö çıktı. Çocuklar mahvoldu. Tavsiye edenler ise yeni tavsiyelerin peşindeler.

“Ne yapalım?” derseniz, Yahyâ Kemal’in annesinin yaptığını yapın. Bir Peygamber Efendimizi bir de Murad Efendimizi sevmeyi öğretin. Yâni dînini ve devletini (ve bayrağını)

İkisini gerçekten seven gençlerin içinden hâin ve gâfil çıkmaz!

TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.