Gökçek'in bıraktığı dev enkaz bir bir ortaya çıkıyor

Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel Melik Gökçek’in arkasında bıraktığı enkazı ve bu durumun ciddiyetini kaleme aldı.

banner311
Gökçek'in bıraktığı dev enkaz bir bir ortaya çıkıyor

Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel’in yazısının tamamı şöyle;

Ankara'nın FETÖ iddiaları nedeniyle istifa ettirilen belediye başkanı Melih Gökçek'in arkasında bıraktığı enkaz halen toparlanabilmiş değil.

Şimdi size öyle bir ihale süreci anlatacağım ki, okuduklarınıza inanamayacaksınız…

Söz konusu ihale Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş'ın suç duyurusunun ardından gündeme geldi.

Bahse konu suç duyurusu "Hayvanat Bahçesi ve Tema Park Teleferik Yapım İşi İhalesi" ile ilgili.

İhale numarası 2013/162488…

Suç duyurusu yapılan kişiler Melih Gökçek, İbrahim Yavuz, Mehmet Nuri Yıldırım, Atilla Erol, Ömer Öksüz ve Valter Asansör Medikal Tic. Ltd. Şti…

Suç duyurusu yapılan firmanın eski adı Asteknik İnş. Medikal Ulaştırma Turz. Tic. Ve San. Ltd. Şti. Firma isim değiştirmiş ve Valter Asansör ismini almış.

Peki, bu firmanın başında kim var?

Murat Ağcabağ, Yönetim Kurulu Başkanı…

AKP Ankara İl Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi, MKE Ankaragücü eski Asbaşkanı, ATO 41. Komite Meclis Üyeliği, DEİK, MÜSİAD ve Önder İmamhatipliler Derneği üyesi.

Suç isnadı ise TCK 235 İhaleye Fesat Karıştırma, TCK 257 Görevi Kötüye Kullanma, TCK 43 Zincirleme Suç, TCK 60 Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri…

Söz konusu ihalenin süreci 2013'te başlıyor. Asteknik firması (güncel adı ile Valter Asansör Medikal İnşaat Ulaştırma LTD. ŞTİ.) ihaleyi alıyor. Daha sonra da yer teslimi yapılarak işe başlanmış.

İşin sözleşme bedeli 90.3 milyon TL olarak belirlenmiş ancak iş artışları ile 118 milyon TL'ye çıkarılmış. İş kapsamında yüklenici firmaya 88.6 milyon TL (yüzde 74,8) ödeme yapılmış.

Sözleşmede iş süresi 240 gün olarak belirlenmiş ancak yükleniciye 1540 gün süre uzatımı tanınmış, süre uzatımları ile beraber işin son teslim tarihi 2018 sonlarına gelindiğinde iş halen tamamlanamamış.

Projede yalnızca yüzde 62 oranında ilerleme olmuş ve yüklenici tarafından sahada hiçbir personel bulundurulmaması nedeniyle ciddi bir güvenlik açığı ile birlikte sahada bırakılan inşaat malzemeleri çürümeye terk edilmiş.

Üstelik projeyi çizen İlyas Yıldırım'ın, ihaleyi alan Asteknik (VALTER) Şti.'nin teknik personeli olduğu tespit edilmiş. Yani çalışanının ihale hazırlığında yer alması sayesinde bu şirket tüm bilgilere erişebilmiş ve diğer firmaların rekabet imkanını yok ederek kendine avantaj sağlamış.

Dolayısıyla ihaleye fesat karıştırma suçu oluştuğu için Mansur Yavaş yönetimi harekete geçerek soluğu mahkeme kapısında almış.

Durun, bitmedi dahası da var…

İhale yapıldıktan sonra ihale komisyonu üyesi ilgili personel tarafından orijinal (asıl) evrak üzerinde değişiklik yapılarak ödeme planı bambaşka hale getirilmiş. Söz konusu ödeme planının sonuna "Teslim edilen her malın %90'ı için ödeme yapılacaktır. Sözleşme kapsamındaki tüm malların montajı ve çalışır halde teslimi yapıldıktan sonra kalan %10'u ödenecektir" ifadesinin eklendiği tespit edilmiş.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Yükleniciye, gerçekleşen imalatın çok daha üzerinde bir ödeme yapılması anlamına geliyor ki, yapılmış da zaten. Çünkü teknik gerekliliklere aykırı şekilde fiyatlar belirlenerek direkler ve makaralar için belirlenen iş bölümlerine yüzde 60-70 oranlarında fahiş fiyatlar çekilmiş.

Bu nedenle hem iş tamamlanmamış hem de yükleniciye fazla ödeme yapılarak kamu büyük oranda zarara uğratılmış.

Suç duyurusunda bu durum açık açık şöyle belirtiliyor:

"Bu aşamada, teknik şartnameye ihaleden sonra eklendiği anlaşılan ve yüklenici lehine düzenlemeler içeren, idare menfaatlerini korumaktan uzak olan hatalı ödeme planı düzenleyerek yüklenicinin yaptığı imalattan daha fazla ödeme almasına sebep olan komisyon üyeleri İbrahim Yavuz, Mehmet Nuri Yıldırım, Atilla Erol ve eski Kent Estetiği Daire Başkanı Ömer Öksüz'ün görevlerinin gereklerine aykırı hareket ederek yüklenici lehine haksız menfaat sağladıkları ortadadır."

İş bununla da bitmiyor…

Mesela ayrı ayrı toplamda 28 milyon liralık (Resmi kurumlarca taahhüde bağlanan işlerde gerçekleştirilen) keşif artışı işi, nasıl belirlendiğine ilişkin hiçbir gerekçe göstermeksizin yapılmış.

Belediye de böyle olunca keşif artışlarının miktarlarının nasıl belirlendiğinin tespiti için bilirkişi görevlendirmiş.

Bilirkişinin hazırladığı raporda ise "17.9 milyon TL keşif artışının gereksiz yere yapıldığı, ayrıca İç Teleferik Setinde yer alan dört istasyon için iniş biniş sistemlerinin mevcut şartname ve projeler kapsamında yapılması gereken işlerden olduğu, bu nedenle 16/10/2017 tarihli 5.8 milyon TL'lik ve 29/05/2015 tarihli 4.3 milyon TL'lik iş artışlarının lüzumsuz olduğu sonuçlarına varılmıştır" ifadelerine yer verilmiş.

Bu milyonlarca liralık harcamayla ilgili savunması alınan Eski Genel Sekreter Yardımcısı ve Fen İşleri Eski Daire Başkanı Vedat Üçpınar, doğrudan Melih Gökçek'in ismini vererek, "Söz konusu iş artışları Belediye Başkanımızın uygun görmesi üzerine yapılmıştır" dedi.

Suç duyurusunda da bu ifadeye dayanılarak, "Hukuka aykırı ve usulsüz iş artışları, dönemin belediye başkanı şüpheli Melih Gökçek'in bilgisi dâhilinde ve onayı ile yapılmıştır" denildi.

Sonuç olarak Melih Gökçek yönetiminde "parsel parsel" dışında da milyonlarca liralık kamu kaynağının kendi adamlarına veyahut sağa sola dağıtıldığı görülüyor.

Gökçek'in bu suçlamalara karşı sessizliğini koruması ise "güvendiği bir şeyler mi var" sorusunu akla getiriyor.

Çünkü Gökçek hakkındaki bütün suçlamalar savcının masasında bekletiliyor. Hiçbiri işleme konmuyor ancak reddedilmiyor da…

Gökçek AKP belediyeciliğinin kara kutusu haline gelmiş durumda.

Bu kutu açılmalı.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.