Hapishane Tehdidi ve Ahlaki Yükümlülüğümüz

İsmail Türk'ün “Hapishane Tehdidi ve Ahlaki Yükümlülüğümüz” başlıklı yazısı;

Hapishane Tehdidi ve  Ahlaki Yükümlülüğümüz

Yerel seçimler için son düzlüğe  girildi, partiler artık son kozlarını oynuyorlar. Daha önce yazmıştım, tek kimliğim var ülkücü kimliği. Herhangi bir parti ile organik bağım yok, bundan sonra olur mu, bilemem.

Bu ülke için bazı fikirlere sahip olmak için herhangi  bir parti mensubiyetine gerek yok. Her aydının  hiç bir korkuya kapılmadan fikirlerini özgürce ifade etmesinden yanayım. Farklı düşünebiliriz, önemli olan yıkıcı, bölücü şiddete yöneltici bir yol izlememektir.

Özgürce yazabilmek için demokratik bir ortamın bulunması gerekir. Hapishane, soruşturma veya başka korkuların pompalandığı bir ülkede kimse düşündüklerini söyleyemez. Bir insanın yeteneklerini gösterebilmesi öncelikle özgür bir ortamın bulunmasına bağlıdır.

Demek ki öncelikli şartımız özgürlüktür. Kimse düşüncelerini ifade ederken bir korku taşımamalıdır.

Zaman zaman partilere, liderlere dönük eleştirilerimiz olmuştur. Bunların çoğu bizim kuşağın onca bedele rağmen bir türlü layık olduğu yere gelememesi ve haksızlıklar karşısında duyduğum öfkenin sonucudur. Bizi ülkücü yapan da bu ruh halidir, haksızlıklar karşısında susmamak. Düşmanına yapılsa bile ona karşı çıkmak.

Siyasette düşmanlarım yok ama kırıldığım çok insan var. Bazıları çıkışlarımı fevri bulabilir ama bunun nedeni sözünün sahibi olamayan siyasetçilerdir. Bir defa olsun yanılmamak, uzattığım elin havada kalmamasını istedim, çok şey mi istedim acaba?

Bütün bunları şunun için yazıyorum; birinci önceliğimiz ülkemizdir. Onun demokratik ve adil bir şekilde yönetilmesidir.Partiler arasındaki rekabetin yasal zeminlerde yapılmasıdır. Vatan coğrafyasının bir veya bir kaç kişinin kaprisleri ile yönetilmemesidir.  Kimsenin elindeki yetkiyi  toplumu susturmak veya korkutmak için kullanmamasıdır. Ülkücü karakter bu gibi durumlarda bütün  şahsi meselelerini bir tarafa bırakır ve kimliğine bakmadan mazlumun yanında olur.

Önceki gün sn Cumhurbaşkanı çok talihsiz bir ifade kullanarak sn. Meral Akşener'i  hapishaneye göndermekle tehdit etti. "Birileri şu an cezaevinde süre dolduruyor, aynı yola sen de düşebilirsin," dedi. Bu açıkça muhalefeti bir susturma girişimidir ve asla kabul edilemez. Sn Akşener ile olan şahsi kırgınlığım böyle bir tehdide karşı susmamı gerektirmez.Bizim hesabımız kendi aramızdadır ve asla başkaları üzerinden görülebilecek bir hesap değildir. Kime yapılırsa yapılsın bu tip demokrasi ahlakına uymayan söz ve davranışlara tepki göstermek bu ülkeye karşı sorumluluğumuzdur. Üstelik geçmişte hukukumuz olan bir hanımefendiyi de yad ellere ezdirmek gibi bir huyumuz yoktur.

Bu sözler kime yapılırsa yapılsın yanlıştır, tepkimiz kime yapıldığı ile ilgili olmaktan çok bu sözlerin bizzat kendisinedir. Sn Bahçeli'ye de yapılsa, sn Karamollaoğlu'na,sn Kılıçdaroğlu'na  da yapılsa aynı tepkiyi göstermekten imtina etmezdim.  Bu ifadelerden anlaşılıyor ki sn Cumhurbaşkanımız ülkücüleri tanımıyor. Ufak tefek kavgalara bakıp da kimse eski dostlarımızı yalnız bırakacağımızı sanmamalıdır.  Korku bizim en son düşündüğümüz şeydir, tehdit ise bizi korkutmaz, bir araya getirir. Demokrasi dışı bir muameleye kim muhatap olursa olsun yanında olmak bizim için ahlaki bir yükümlülüktür.

Sn. Akşener bugün Samsun'da yaptığı konuşmada "Buradan, harbiden delikanlı gibi soruyorum ve de sana sesleniyorum. Sen bizleri hapse attırmak isteyebilirsin ama vallahi de billahi de ben sana Trump’tan dayak yedirtmem." dedi.

Adalet gibi demokrasi gibi değerlerimizin yaşaması ve   insanımızın mutluluğu için vazgeçilmez değerlerin yaşatılması adına haksızlık karşısında susmamak ve  gücün yanında olmak yerine, inandığımız ilkeleri savunmak adına kim olduğuna bakmadan duygu ve inançlarımızı yüksünmeden yazarız.

Bugün Sayın Meral Akşenerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a biz seninle kavga ederiz ama dışarıya da yedirmeyiz sözünden sonra, ülkemizin böyle gerginliğin yumuşaması için gerginliklerin azaltılması için hamlelere ihtiyacı olduğunu görerek ben de bir yazı kaleme aldım.

Bu bir siyasi hesap ya da kişilere yaranmak veya başka duygularla yazılmış bir yazı değil sadece kendimi bildim bileli inandığım ilkelerin doğrultusunda yazılmış bir yazıdır.

TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2019, 09:46
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yavuz Öntürk
Yavuz Öntürk - 5 ay Önce

TÜRKLÜK düşmanı PAPA çocukları TÜRK milliyetçiliğini ayaklar altına alan andımızı kaldıran kriptolara AKŞENER diyorki bir kere Ne Mutlu Türküm Diyene de diyor megrici diyemiyor tehtit ediyor korkutmaya çalışıyor diktatörlük zulüm haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!!

nkavcar
nkavcar @Yavuz Öntürk - 5 ay Önce

15 Temmuz önceki hataları şimdi bilerek aleni yapmanın yolu "AKP de yapmıştı mı demek?" yapıyorsanız cesur olun. Kıvırmayın.

Turgay
Turgay - 5 ay Önce

Meral hanım Tayyip'e çok acı iki soru sordu Türk milliyetçiliği ayaklarının altında mı hala ve Ülkücüler fatihayı öğrendiler mi diye. Şüphesiz bu sorular çok ağır geldi verecek cevap da yok ya da daha doğrusu bunları yutacak sindirecek Ülkücü de yok. Sen bizlere zillet de terörist de sonra da ben size demedim diye kıvır. İşin acısı Adalet'in emrinde olduğunun herkes tarafından kanıksanması kimse de sormuyor bu hakimler savcılar senin emir kulun mu ki bir dediğini iki etmesinler.

nk
nk @Turgay - 5 ay Önce

Ülke şu anda milli rotada. Erdoğan ya da AKP'nin 15 Temmuz öncesi söylediklerini soranlar samimiyse eğer Millet ittifakı kapsamında PKK'lı adayların olduğu belediye meclis üyelerine nasıl oy atacak? Bize ettiği hakaretlerden sonra rotamıza girdiler. Sıkıntı yok.

neval kavcar
neval kavcar - 5 ay Önce

“Cumhurbaşkanının terörist dediği Denizliler nasılsınız?” ne demek?

Denizli'de söylenmeyen cümleyi söyleyerek (YALAN) "halkı kin ve nefrete yönlendirme" -Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kanunda karşılığı var. (TCK-291/1)
Hem yalan söyleyip halkı kışkırtan, hem HDP ile işbirliği yaptığı halde bunu başkası üzerinden saptırmaya çalışan, hem de yasaya aykırı fiil içinde olan birini mi savunuyorsunuz?

Habele-Hubele
Habele-Hubele - 5 ay Önce

Şayet bir iltisak, irtibat gelen giden talimat varsa tespit etmek ve mahkeme safhasını başlatmak iktidarın vazifesidir. Vazifenin ihmali de ihanettir. Vazife demek, başka türlüsüne tevessül etmenin tasarruf dışı kalır. Erdoğan, HDP ile olmayan işbirliğini varmış gibi anlatıyor. Tutarsa siyasi sonuçlarına talip ancak mesuliyeti daha ötesine geçmeyi emrediyor. HDP dahil, PKK, FETÖ ve iltisaklı hangi siyasi parti varsa buyursun. Milletin önüne de seçenek diye çıkartmasın! Ama yok. İşte halkı kin ve nefrete yönelten bizatihi milletin birliği ve bütünlüğü temsil etmesi lazım gelen Cumburbaşkanı'dır. Çünkü kendisi partili Cumhurbaşkanı olarak siyasetin hırçın dalgalarına teslim etmiş, birlik ve bütünlük sembolü olmaktan uzak düşmeye talip olmuştur. Seçim arefesinde sarf ettiği sözleri duymazdan görmezden gelen Bahçeli ve Neval Kavcarların varlığı, vahim bir manzaranın siyasi kusuru ve vebaline Türk milliyetçilerini ortak etmeye gücü yetmeyecektir.

Alperen
Alperen - 5 ay Önce

Ismail Bey sizinle ayni karardayiz tebrikler.

Habele-Hubele
Habele-Hubele - 5 ay Önce

Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak hakaret suçu çerçevesinde değerlendirmeye dünden razı savcılar ve hakimler marifetiyle Akşener'i mahkum ettirebilir. Ancak alınan kararlar öyle yahut böyle mahiyeti itibariyle siyasi olmanın ötesinde siyasetin gölgesinde alındığı için yok hükmündedir. Zira Akşener Erdoğan'ı sarsmış, savunmaya zorlamıştır. Erdoğan aslında kime terörist dediğini kime demediğini açıklamak zorunda kalmıştır. Siyasi tenkitler ağır olabilir, ancak karşınızdakinin siyasi istikbalini gölge düşürmemek kaydıyla. Erdoğan defalarca başka davaları siyasi istikbalini gölge düşürecek haksız itham, iftira için açtı. Şimdi, aynı itham ve iftiraları Cumhurbaşkanı olarak, Cumhurbaşkanı makamının sağladığı zırh ile başkaları için sarfediyor. Herhangi bir siyasi Erdoğan'a dava açıp kazanabilir mi? Hayır. Cumhurbaşkanı partilidir, tarafsız değildir. Olmak gibi bir derdi yok. Türkiye parti devletidir, parti de ihtiyaç duyulmasa lazım değil, Erdoğan'a ait bir oyuncaktır. Erdoğan Kılıçdaroğlu, Akşener vs. gibi bir lider. Kılıçdaroğlu, Akşener hangi sert tenkitlere muhatap ise aynı sertlikte tenkitlere açık ve muhatap olmaya hazır olduğunu zımnen siyasette olmak ile ifade etmiştir. Ötesi CB hakaret vs. suç ile siyasi parti lideri olarak muhatap olduklarını ayırt etmenin imkanı yok. Diğer siyasi liderler Erdoğan gibi asgari saygıyı ve seviyeli üslubu hak eder. Ancak Erdoğan için öyle mi? O dokunulmaz, her şeyi söyler. Ancak başkası siyasi tenkit dahi edemez. Hadi canım. Kimse bu durumu Türk milliyetçiliği adına tevile kalkmasın. Neval Kavcar gibilere laf anlatmayı kalkmayın. Beyhude! Onunkisi ontolojik konu! Bizimki etik! Geçimi öyle sağlıyor. İsmail Türk gibi kuyruğu dik tutmak onun harcı değil. Efendisi Balgat mukiminin hiç değil.

SIRADAKİ HABER