Tebriz Başkonsolosluğumuz 1978 yılında neden yakıldı?

Emekli Diplomat Vahit Özdemir'in "Tebriz Başkonsolosluğumuz 1978 yılında neden yakıldı?" başlıklı yazısı;

Tebriz Başkonsolosluğumuz 1978 yılında neden yakıldı?

Osmanlı İmparatorluğu 1835 yılında Esad Efendi'yi Tahran'a mukim Büyükelçi olarak atamıştır.

TÜM MAKALELERİ

Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği 1851 yılında resmen ve büyük bir törenle açılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu Tahran'ın dışında Buşehr, Horasan, Culfa, Hemedan , Kirmanşah, Reşd, Meşhed, Tebriz ve Rızaiye (Urumiye) 'de konsolosluklar açmıştır.

Rızaiye (Urumiye) Konsolosluğu 1960 yılında kapatılmış ve 1963 yılında tekrar faaliyete geçmiştir.

Urumiye Konsolosluğu'nun 1960 yılında kapatılması "Fahiş bir hataydı."

1961 yılında kadar İran'da Konsolos olarak görev yapanların büyük çoğunluğu ilkokul veya ortaokul mezunuydu.

Bugün İran'da Tebriz, Urumiye ve Meşhed Başkonsolosluğumuz faal durumdadır.

İran'da 31 adet Eyalet vardır.

Eyalet Valisine farsça Ostandar denilmektedir.

Ostandarlar protokolde Bakan düzeyindedirler.

Tebriz Doğu Azerbaycan Eyaletinin merkezi olup, nüfusunun tamamı Şii Türklerle meskundur.

Bugün İran'da 35 milyon civarında çeşitli Türk grupları yaşamaktadır.

İran'da yaşayan Türklerin büyük bir çoğunluğu Şii mezhebinden oldukları için merkezi yönetime bağlıdırlar.

İran'daki Şii Türkler ticarette ve siyasette çok etkindirler.

15 Kasım 1978 tarihinde Rızaiye (Urumiye) Başkonsolosluğumuzda göreve başladım.

15 Aralık 1978 tarihinde ise Tebriz'e "Diplomatik kurye" olarak gittim.

Tebriz Başkonsolosluğunun Başkonsolos Ömer Kaya ve Ataşe Müzeyyen Şentürk'ten oluşan 2 kişilik bir diplomatik kadrosu vardı.

Kaçakçılığın takibi için bir Jandarma Albay'ı da görevlendirilmişti.

Güvenlik Ataşesi ise Hamza isminde Sinoplu bir arkadaş idi.

Başkonsolos Ömer Kaya 1930 yılında Mersin'in Mut İlçesine bağlı Güme Köyünde doğmuş, 1.50 metre boyunda çelimsiz ve sağlık sorunları olan bir diplomattı.

Şii Türklerin yoğun olduğu bir bölgeye 1.50 m. boyunda ve adı da Ömer olan bir diplomatın tayini tek kelimeyle skandal.

Rahmetli Adnan Menderes'in deyimiyle "Fahiş bir hata".

Şiiler Ömer, Bekir gibi isimlerden nefret ederler.

Tebriz 1970'li yıllarda D bölgesi ve sürgün yeri olarak görülüyordu.

30 Aralık 1978 günü Tebriz'deki göstericiler İran Şah'ı aleyhinde büyük bir gösteri düzenliyorlar.

Göstericiler önce ABD Konsolosluğuna saldırıyorlar.

Konsoloslukta görevli deniz piyadelerinin açtığı ateş sonucu göstericiler bu sefer Türkiye'nin Tebriz Başkonsolosluğunu ateşe veriyorlar.

2 metre boyundaki Güvenlik Ataşesi Hamza 1.50 metre boyundaki Başkonsolos Ömer Kaya'yı sırtına alarak olay yerinden hızla uzaklaşıyor.

Yolda buldukları askeri bir araçla Tebriz Orduevine sığınıyorlar.

Tebriz Başkonsolosluğumuzun Şah aleyhtarı göstericiler tarafından ateşe verilmesi İran'daki Türkler arasında büyük bir üzüntü yarattı.

Başkonsolos Ömer Kaya'ya sığındığı Tebriz Orduevinden telefonla ulaştım ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim.

Başkonsolos Kaya telefonda hüngür hüngür ağlıyordu.

"Sıfır kilometre Mercedes arabamı yaktılar" diye feryat ediyordu.

"Ömer Abi moralini bozma. Gelen mala gelsin, yeter ki canına bir şey olmasın" dedim.

Bu vesileyle İran Şah'ı Rıza Pehlevi'nin Kazak gönüllü alayına yazılmadan önce bir süre Tebriz Konsolosluğunda Kavas yani odacı olarak çalıştığını teyiden bilgilerinize sunarım.

Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Merchantil
Merchantil - 1 ay Önce

Bilgilerde eksiklik olduğunu düşünüyoruz... İran'daki Türk dilli insan topluluğu (Azerbaycanlılar) Türklük bilinci sanıldığı gibi yüksek düzeyde olmamıştır... Pehlevi döneminde yoğun ve etkili bir "assimilasyona" maruz bırakılan Türkler, molla rejimi tarafından da aşağılanmışlardır........
İran azerbaycanındaki Türklük bilinci, özellikle Kuzey Azerbaycan'ın bağımsızlığa kavuşması ve ekonomik-kültürel bakımlardan ileri gitmesi ile bağlantılı olarak yükselmeye başlamışsa da bu bilincin optimum bir düzeyde olduğunu söylemek zordur...
1978 yılında Türkiye'nin Tebriz Başkonsolosluğuna yapılan saldırı ise bilinçlidir... İran azerbaycanı, sanıldığı gibi Türkiye'ye ve Türklere muhabbet duyguları ile dolu değildir... Farslaşma azımsanmayacak düzeydedir... Aksine inanmak "naifliktir..."

ülkücü
ülkücü - 1 ay Önce

DOSTUM DEVLET AKLI BU KADAR ÖMER İSİMLİ BİRİSİNİ ATAMAK ORANIN SOSYAL YAPISINI HİÇ BİLMEMEKTİR. YİNE ELÇİ DEVLETİ TEMSİL EDECEĞİNDEN DEVLETE YAKIŞIR OLMASI LAZIM. KEZA ORADAKİ TÜRKLERLE DE İLGİLENECEĞİNDEN EN AZINDAN TARİH BİLMESİ LAZIM. NE ZAMAN ŞUURLU TÜRK MİLLİYETÇİLERİ İKTİDAR OLURSA O ZAMAN DÜZELİR BU İŞLER

Gezegenli Adam
Gezegenli Adam - 1 ay Önce

İran Türkleri konusu Türkiye Türklerinin büyük çoğunluğu tarafından hiç bir zaman tam anlaşılamamıştır. Azerbaycan Türkleri, Kaşgaylar, Türkmenler gibi bir kaç büyük grup vardır.İranda Türk milliyetçiliği giderek yükselmektedir. Türklük şiiliğin önüne geçmiştir. Asıl sorun burdadır , yani sünniliğin Türklüğün önünde olması...