Bizler Türkiyeli değil, Türk’ün ta kendisiyiz. Varlık olarak, yurttaş olarak ve milli kimlik olarak da Türk’üz. Anayasanın 66. Maddesinde yazılan, ‘’ Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’’

Anayasa gereği de, yurttaşlık şuuru oluşturmak ve milli benliğin inşasına dayalı olan andımızın yasaklanmasının ardında başka art niyetler olduğunu düşünüyoruz.

Anayasa’nın ‘’Başlangıç ilkeleri’’nde şu hususlar yazılıdır

‘’ Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve milletinin bölünmezliği esasasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceğinin, laiklik ilkesi gereği olarak kutsal din değerlerinin, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı.’’ açıkça yazılıdır.

Andımız Türk çocuklarının, Türk milletinin milli ve manevi değerlerine bağlı olarak yetiştirilmesini esas almış bir metindir. Millet olma bilincinin genç dimağlara aşılanması fikridir.

Konuyu kısaca hatırlamak ve açıklamak gerekirse:

1933 yılında İlkokullarda okutulmaya başlanan andımız, bazı ufak değişikliklerle, 2013 yılına kadar gururla ve şevkle okundu. ‘’ Irkçılık’’ içerdiği dolayısıyla 2008’de andımızın kaldırılması yönünde Danıştay’a dava açıldı.

Milli Eğitim Bakanlığının aleyhine açılan bu davadaki savunmayı zamanın Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu yaptı. Bu savunmada olması gereken ifadeler yer aldı. ‘’ Andın ırkçılık olmadığı, pedagojik yönden de aykırılık taşımadığı..’’ ifadeleri yer almıştı. Danıştay 8. Dairesi de 2010- 2011 yıllarında bu davaları oy birliğiyle reddetmişti.

Çoğumuz konunun burada kapandığını zannederken, dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, çözüm sürecinde PKK terörist örgütünü memnun etmek için, İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 12. Maddesinde yer alan Andımız maddesini 8. Ekim 2013 tarihinde kaldırdı.

Nabi Avcı’nın yönetmeliğin 12. Maddesinin yeniden konulması yönünde yürütmenin durdurulması ve iptal edilen maddenin yeniden uygulanmaya konulması için açılan davada, Danıştay 8. Dairesi tekrar andımızın okutulması yönünde karar verdi.

Bu sefer Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bakanlık aleyhine sonuçlanan kararı temyiz etti.

Bakan Ziya Selçuk. temyiz gerekçesinde özetle ve kısaca;

"...Öğrenci Andı işlevselliğini yitirmiştir. 21.yüzyıl Türkiyesi'nde 30' ki yılların ritüellerin benimsemek, anikranik ( çağdışı) bir yaklaşımdır. Z kuşağı çocukları bireycidir. Onlara her gün tekrar ettirecek sözler, karşıt tepkiyle karşılanacaktır..."

Bu sefer Danıştay’a atanan 7 üyenin oy çokluğu ile, Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu, daha önceki kararların tam tersine karar vererek, Andımızın okutulmasını yasakladı... Danıştay’ın bu kararı ile TÜRKLÜK KAVRAMI üzerinde tartışmalar yeniden alevlendi.

Andımızda geçen Türk ifadesi asla ırkçı bir anlam taşımayıp, nasıl ki, Alman- Fransız- İngiliz- İspanyol- Arap- Rus- Japon denildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Türk olarak isimlendirmekten başka bir anlamı yoktur.

Acaba Türküm yerine, Müslümanım denseydi, Danıştay böyle bir karar alır mıydı.

Türk milletinin iki bakanı, Nabi Avcı ve Ziya Selçuk yine Danıştay’a temyiz için başvururlar mıydı?

Neymiş efendim? ‘’ Andımız her sabah papağan gibi tekrarlanarak çağ dışı kalmış, ırkçılık taşıyan ifadelermiş...’’ Andımıza kim karşı çıkmakta ve ırkçılık olarak addediyorsa çoğunun etnik özürlü olduklarını bilmeliyiz.

Kendi kimliklerinin üstünde, Türk üst kimliğini kabul etmekte zorlananmaktadırlar. Kendini Türk aidiyetine bağlı hisseden hiçbir kimse andımızdaki ifadelere karşı değildir.

Cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanları hatta devlet yöneticileri, Türk milli varlığını esas alan andımıza,. ‘’ Rabia’ ya verilen değer ve saygı kadar, andımıza karşıda saygı beklemek hakkımızdır. Rabia kimdir?!..

Türk milletinin milli birlik ve bütünlüğü için ‘’Rabia’’ hiç bir anlam ifade etmez. Sayın Cumhurbaşkanı 24.02.2021 Ak Parti Gurup toplantısında;

‘’...Bunun için hep birlikte Rabia’mızı haykırıyoruz. Hazır mısınız? Şöyle bir ayağa kalkalım bakalım, tek Milet, tek Bayrak, tek vatan, tek devlet...’’ diyor. Kimsenin Rabia’yı sevmesine, saygı duymasına karışamayız.

Rabi’aya saygı ve sevginin neden aynısının Andımıza ve Türk kavramına gösterilmediğininmerakı içindeyiz!...

BAŞKA ÜLKELERDE ANDIMIZA BENZEYEN METİNLER YOK MU?

ABD’de, ‘’ andımız, bağlılık yemini’’ var. Öğrenciler okullarda, sağ elleri kalplerinin üzerinde olarak ve bayraklarına bakarak hep bir ağızdan öğrenciler ve askerler ant içtikleri biliniyor..

ABD iç savaşından sonra 1892 ‘de eğitimci John Dewey 400.yılın okullarda nasıl kutlanması gerektiğinin tartışmaları yapılırken, öğrencilere ‘’ Amerikan Ulusçuluğu/ milliyetçiliği ve ulus bilinci’’ aşılanmasını öneriyor. Bizdeki gibi zaman zaman yapılan ufak tefek değişikliklerle andımız metni ortaya çıktı.

ABD’nin andımız metni; " Amerika Birleşik Devletlerinin bayrağına ve temsil ettiği Cumhuriyet’e, bölünmez tek bir ulusa, herkes için özgürlük ve adalete bağlılık sözü veriyorum’’

ABD’deki Japon öğrenciler biz niye bu andı okumak zorundayız diye davalar açtılar. Üst mahkemenin Temyiz Dairesi verdiği kararında; "Bu andı söylemek zorundasınız, çünkü bağlılık yemini sadece ABD ritüelidir’’ kararını vermiştir.

72 milletten bir araya gelmiş ABD, milli şuuru canlandırmak ve millet oluşturmak adına bunları yaparken binlerce yıldır bu topraklarda bulunan ve asıl sahibi olan Türk milletinin çocuklarına milli şuur aşılanmasına karşı çıkanların tek sorunları Türk’e allerji duymalarıdır.

Kendi etnik özürlü kimlik milliyetçiliklerini, Türk milliyetçiliğine karşı çıkarak gizlemek için İslam şampiyonluğunu kullanmaktır. İslam’ın kimse tarafından korumasına, kullanmasına ve onun bunun tarikat ve cemaatlerin tekeline ihtiyacı yoktur. İslam’ı bizatihi koruyacak olduğunu Cenab’ı Allah Kur’anda açıklamıştır...

‘’AND’’ IN YAZARI REŞİT GALİP IRKÇI MI?

Reşit Galip Aydın milletvekilidir. 1932-1933 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Onun zamanında ilk defa Üniversite reformu yapılmıştır. İlk ve Orta öğrenimini Rodos’ta yapmış, İzmir’de Liseyi okumuştur. Sonra da tıbbıye’ye girmiştir.

İstanbul’da çıkan gazetelerde yazılar yazmıştır. Okulda Türk Ocaklarının bir şubesin açmış, öğrenciliği devam ederken BALKAN savaşına gönüllü katılmış, hırslı ve heyecanlı ve çok zeki bir milliyetçidir. Daha sonra 1. Dünya savaşına da gönüllü katılarak Kafkasya ve Çatalca cephelerinde savaşmıştır.

Hiçbir haksızlığa ve yandaşlığa tahammül edemeyen bir kişilik sahibidir. Bir gün Cumhurbaşkanı Atatürk’ün sofrasında, dönemin Milli Eğitim Bakanı Esat Bozkurt’u eleştirerek Atatürk’e karşı çıkmış ve araları açılmıştır.

Ancak Esat Bozkurt istifa edince, Atatürk’le araları açık olmasına rağmen onun yerine Milli Eğitim Bakanı olarak atanmıştır...

Vatan ve millet aşkını kendisine şiar edinmiş Reşit Galip’i, Siyasal İslamcı Dincilere sorarsanız, aynı zamanda İsraliyet okumuş bir Yahudi’dir. Kimi Siyasal İslamcılara göre bir ırkçı veya akıl hastasıdır...

Bu ithamların hiç birisi gerçek değildir.. Anne ve baba tarafından Türk’tür ve Balkan kökenli sayılır. Ülkemizin şu anda 83. Milyonluk nüfusunun yüzde otuzu Balkan kökenlidir. Hala, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Kosova, Bosna, Makedonya ve sair yerlerde en az 10. Milyon Müslüman Türk kardeşlerimiz mevcuttur.

Reşit Galip’i tanımak için birinci Türk Tarih Kongresine bakmak gerekir. Zapıt tutanakları sayfa 158 ve devamında Reşit Bey’in konuştuklarına göz atarsak ve metini sadeleştirerek:

‘’...Her şeyden önce şunu ilan edelim ki, biz insanlığın deri veya saç, rengine göre ve iskelet boyutları ile yükselip alçaldığına inanan ve alemi inandırmak isteyenlere küçümsemeyle ve onlara aşağılayarak bakarız. Onları insanlık mefhumunu anlamakta çok ve hala gecikmiş olmakla, Orta çağ taassubu taşımakla itham ( suçlarız) ederiz.

Okumadan, araştırmadan, baştan savma, basma kalıp bilgilerle, ilim sahibi olmadan fikir de olmaz zikir de..

Şimdi soruyoruz Reşit Galip ırkçı mı? Türk milletini seven ve çakma değil , hakiki manada Türk milliyetçisi olmasından dolayı etnik ırkçılar tarafından ırkçılıkla itham edilmesi, rahmetliye bir yafta değil şeref kazandırır...

‘’ Efendim bu ülkede çok çeşit alt guruplar var. Gürcü, Çerkez, Laz, Kürt, Yezidi, İbrani, Abaza, Pomak...gibi Türk kavramını kullanınca diğerleri bundan rahatsız olmaktadır...’’

Ha işte tam da bu söylenmek istenen bu zaten!... Etnik ırkçılığını gizleyerek İslamcılık kisvesi altında Türk kavramına saldıranlar daha açık ve net turnusol gibi çıkmıştır ortaya.

O zaman birileri rahatsız olmasın diye İstiklal Marşında IRK kelimesi geçiyor diye, İstiklal Marşını da tartışmaya açalım veya kaldıralım. mı?

Böyle bir şey mümkün mü? Ama yeterli ve gerekli tepki verilmez ve andımızın kaldırılmasına sessiz kalınırsa, sırada İstiklal marşının olacağını kimse unutmasın.

Bu ülkede gayrimüslim azınlıklar da var, Biz de günde beş vakit okunan EZAN sesinden rahatsız oluyoruz dediklerinde bu mantıkla şehadetin ve dinin temeli Ezan okunmasını da kaldıracak mısınız? Olabilir mı bu?..

Kimse milli birlik ve bütünlüğümüzün çimentosu olan Türk üst kimliğini hafife alamaz, tartışmaya açamaz. Herkes saygı duymak zorundadır. Birilerini, bölücüleri ve kendilerinde Türk aidiyetini hissetmeyenleri memnun etmek adına milli birlik çimentosunun harçlarını sökmeye müsaade edilemez...

Kısaca Danıştay’ın bu kararı Anayasa’ya aykırıdır. Mutlaka hak, hukuk yerini bulacak ve andımız tekrar gururla okullarımızda okutulacaktır.

O halde ellerini oğuşturup keyifle bekleyenler için, bağlayalım konuyu:

Türk milleti Danıştay kararı ile Türk olmadı. Hukuki mesnet ve gerekçeden yoksun bu kararla da kimse Türk'ü, Türklüğünden çıkaramaz, kimsenin gücü de yetmez buna...

NOKTA.