Bir Araştırma ve Bölücülükle Mücadele...

Abone Ol

Mesut Yeğen,Uğraş Ulaş Tol ve M.Ali Çalışkan'ın birlikte yaptıkları araştırma geçen yıl İletişim yayınları arasında,"Kürtler Ne İstiyor" başlığı ile çıktı.

Araştırma,araştırmacıların Kürdistan dediği   12 şehir üzerinden yürütülmüş... Bu iller; Ş.Urfa,Diyarbakır,Van,Bingöl,Ağrı,Mardin,Batman,Adıyaman,Tunceli,Şırnak,Hakkari ve Kars...

Araştırmada, bölgede  ne kadar Kürt yaşadığı,dindarlık,dindarlıkla siyasi tercihler arasındaki ilişki,2007'den 2014'e kadar yapılan seçimlerde tercihleri etkileyen nedenler tek tek irdelenmiş... Araştırmacıların (özellikle M. Yeğen) Kürt meselesinde tavrı bilindiği  için araştırmaya ihtiyatla yaklaşmakla birlikte, önemli bulgular  elde edildiğini söyleyebilirim.

Bu tip araştırmaların, terör ve ayrılıkçılıkla mücadelede yol gösterici veriler sunduğu için dikkatle incelenmesi gerekiyor.

Araştırmada önce Kürtlerin Türkiye nüfusuna oranı yüzde 15-18 olarak tespit edilmiş...Etnik ayrımcılığın mücadele verdiği alanlardan biri de nüfus miktarıdır. Ayrılıkçı çevreler bu rakamı hep abartmışlardır. 15-18 oranı da biraz abartma gibi görünüyor. 1965 sayımında kendini Kürt olarak tanımlayanların oranı yüzde 8.9'du. Yansıtma yoluyla bölgede doğum oranları  da dikkate alındığında bu rakamın bugün 11-12 civarlarında olması gerekir. Nitekim, bir çok araştırmada verilen rakamlar da bu civardadır.Ancak  tamamı Türkiye nüfusunun yüzde 4'ü civarında olan  ve 1/3'ü Kürt kökenli olan Suriyeli sığınmacılar da eklendiğinde bu oran 11-13.5 civarına çıkmaktadır. Burada bir miktar abartma yapıldığı akla gelmektedir. Nüfusla ilgili esas önemli tespit Kürt kökenli vatandaşlarımızın,  sanılanın aksine yarıdan çoğunun Batı'da  değil, doğu'da yaşadığıdır. Araştırma, Kürtlerin 2/3 ünün Doğu ve Güneydoğu'da yaşadığını gösteriyor.

Bölgede seçmen davranışlarındaki ayrışmanın son yıllarda değil, çok önce başladığını belirten araştırmada, gerekçe olarak 1961 seçimlerinde YTP'nin bölgede aldığı % 37.7  oy gösterilmektedir. Bu tarihten sonra seçmen davranışlarındaki ayrışma istikrarlı bir şekilde sürmüş,HEP,DEP,HDP çizgisi ile zirveye ulaşmıştır.

Son yıllarda bölgede  diğer partiler sahneden çekilmiş, iki parti AKP ile HDP kalmıştır. 2007 seçimlerinden itibaren AKP az oranda da olsa oy kaybederken,HDP istikrarlı bir şekilde oylarını yükseltmektedir. Araştırmaya göre, Kürtlerin birinci partisi AKP değil,HDP'dir. Zira bölgede Türk,Arap ve Zaza seçmenler bir tarafa bırakıldığında, HDP geriye kalan Kürtlerin tartışmasız birinci partisi çıkmaktadır.

Kimler hangi partiye oy veriyor sorusunun cevabı da ilginçtir. Araştırma dindarların AKP'ye,Laiklerin HDP'ye oy verdiğine dair algıyı da çürütmektedir.Araştırma dindarları üç kategoriye ayırmaktadır. Mutaassıp dindarlar,Orta Düzey Dindarlar,Sembolik dindarlar ve Laikler... Dindarlık oranı yükseldikçe AKP'nin oyu artmasına rağmen, HDP'nin de dindarlardan önemli miktarlarda oy aldığı görülmektedir. Mutaassıp dindarlarda AKP %56 ile birinci parti olurken HDP Orta düzey dindarlarda %51.6 ile birinci partidir. Sembolik dindarlarla Laiklerde ise HDP açık ara  önde gözükmektedir. Kitabın alıntı yaptığı  Dünya Değerleri Araştırması verilerini yorumlayan  F.Ekmekçi'ye göre;Dini değerlere bağlılık arttıkça Kürt kimlikli partilerden  uzak durmak eğilimi artmakta, demokrasiden uzaklaştıkça ve tatminsizlik arttıkça da  Kürt Kimlikli partilere oy verme eğilimi artmaktadır.

Bölgede seçmen davranışlarını tayin eden en önemli unsurlar; etnik kimlik, çatışma ve terörden zarar görmek,sonra da dindarlık olarak sıralanmaktadır.Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz sorusuna  Kürt Kökenli olanlar % 55.8 ile,Zaza'lar % 26.3 ile HDP demektedir. Terör ve çatışmadan zarar gördüğünü söyleyen seçmenlerde ise HDP'ye oy verme oranı 69.3'e çıkmaktadır. Bölgede her iki kişiden biri çatışmalardan zarar gördüğünü söylemekte ve bunun devletten kaynaklandığını düşünmektedir.

Araştırmanın esas önemli yanı Yerel Yönetimlerin güçlendirilmesi, Özerklik,Üniter Yapının devamı ve Bağımsızlığa HDP seçmeninin bakışıdır.Şimdiye kadar yapılan analizlerde bölgede ayrılıkçı düşüncelerin taban bulmadığı,HDP'ye oy verenlerin bile böyle bir ayrışmaya yanaşmayacağı ifade ediliyordu. Oysa araştırma tam tersini söylüyor: HDP'ye oy veren seçmenlerin % 94.6'sı Kürt kimliğinin anayasada tanınmasını,% 84.4'ü anadille eğitimi,%70'i PKK'lıların Serbest bırakılmasını,% 61.7'si Bağımsızlığı,% 61.5 Federal bir yapıyı,% 75.4'ü Demokratik Özerkliği istiyor. Araştırmaya göre, 6-8 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen Kobani olayları Kürt kökenli seçmenlerin siyasi tercihlerini dramatik bir şekilde değiştirmiş, 7 Haziran seçimlerinde HDP'nin %13.5 civarında oy almasına neden olmuştur.

Kitapta bir yazının çerçevesine sığmayacak daha bir çok ayrıntı var. Bu tespitlerin bazıları bizim gözlemlerimizle de örtüşüyor. Bu rakamlar bölücülüğün bölgede aldığı mesafeyi gösteriyor.2015 haziran'ında başlayan terörle mücadelede önemli mesafeler alınmasına,terör örgütü geriletilmesine rağmen, ayrılıkçı düşüncede kayda değer bir gerileme olmamıştır. Ayrılıkçılıkla terör karşılıklı olarak birbirlerini beslemektedir. Ayrılıkçı düşünce teröre benzin sağlarken, terör de bölücülüğe yeni taraftarlar kazandırmaktadır. Dolayısıyla sadece birisiyle yapılan mücadele ötekinin varlığını pek fazla etkilememektedir. Bu, terör mücadelesinin çok yönlü yapılması gerektiğini,bölücülükle mücadeleyi ihmal eden bir mücadele biçiminin amacına ulaşamayacağını  gösterir. Öte yandan HDP'ye en yüksek destek, -terörden zarar görmüş-kitleden gelmektedir.Bu kesim uğradığı zarardan devleti sorumlu tutmakta evlatlarını yutan,militanlaştıran terör örgütünü görmezden gelmektedir. Bu da bölgede -zararın asıl sorumlusunun- örgüt olduğunun anlatılamadığını göstermektedir. Ayrıca çok öldürme ile örgütü geriletme arasında simetrik bir ilişki kurulsa da,ayrılıkçılıkla arasında asimetrik bir ilişki olduğu ortaya çıkmaktadır.Silahlı unsurlar yok edilirken onların çevresi ayrılıkçı siyasete kayarak ,tehdidi büyütmektedir. Bir diğer husus, demokrasi ile bölücülük arasındaki ilişkidir.F.Ekmekçi'nin "demokrasiden tatminsizlik arttıkça etnik partilere oy verme eğilimi artmaktadır," şeklindeki tespiti tersinden okunduğunda,demokrasi tatmin edici oldukça etnik kimlikli partilere oy verme eğilimi azalmaktadır anlamına gelmektedir.Bu da ayrılıkçılığı önlemede -demokratik değerlerin-ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar,ortaya çıkan bilimsel veriler, terör ve bölücülükle,  aynı anda mücadele edecek  stratejiler geliştirilmek gerektiğini ortaya koymaktadır.Birinden birini ihmal eden bir mücadelenin başarı şansı yoktur.Her seferinde örgütün yenilip, bölücülüğün olduğu gibi ayakta kalmasının nedeni budur.