FETÖ hakkında o kadar çok şeyler yazılıp çizilmesine rağmen bu Sofistike (yanıltıcı, karmaşık, içiçe geçmiş, aldatıcı) örgütün tam anlamıyla anlaşılmadığını düşünüyorum. Çünkü yazılan ve çizilenlerin kahır ekseriyeti birbirinin tekrarı, bilinen şeyler ve yüzeysel bilgelerden oluşuyor. Yine FETÖ denen şeytani yapıyı yazmaya çalışanların çoğu da 17/25 Aralık 2013 tarihine kadar bu yapıyı överek göklere çıkaranlardan oluşturuyor. Bu şeytani yapıyı derinlemesine bilenler ise bizzat devlet ve hükümet eliyle ve itibar suikastına maruz bırakılarak adeta ekarte edildi vaziyettedir.

17/25 Aralık tarihinden sonra FETÖ’nün ihanet örgütü olduğunu öğrenenlerin bu örgütüngeçmişteki karanlık yapısıyla ilgili bilgileri yüzeysel olduğu için uluslararası istihbarat örgütlerinin ortaya çıkarıp dizayn ettiği bu şeytani yapıyı sadece emniyet ve yargı yöluyla bitirileceğini zannettiler. Hâlbuki bu yapılanmanın temelleri en az kırk yıl önce atılmıştır. Yapılanmada kullanılan argümanların tarihi ise tâ Hasan Sabbah’a kadar uzanmaktadır.

Allah ile aldatmayı kendine prensip edinen FETÖ, kırk senedir devletin en kılcal damarlarına sızdı, orada ağını kurdu. Militanlarının deşifre olma ihtimalini göz önüne alarak çoğu kurumda hücre tipi yapılanmaya gitti. Bu sayede özellikle 15 Temmuz sonrası deşifre olan militanlarının yerini deşifre olmayan ve çoğu, Atatürkcü, Nurcu, Milli görüşcü, Tarikatçı vs. maskelerle kendilerini gizleyen kripto Fetöcüler aldı. Bu sebeple birçok kurumda FETÖ ile mücadele ya sulandırıldı ya da tam tersine çevrilmeye başlandı.

FETÖ’den hakkında soruşturma açılan ve tutuklanan militanlar darbe davaları hariç diğerlerinden kendilerine verilen3-5 yıl cezaları yatarak dışarı çıktılar ve mücadelelerine kaldıkları yerden devam ediyorlar. Bununla alakalı ülkenin her yerinden değişik yeniden yapılanma haberleri duyuyoruz. 2019 yılında bizzat Emniyet Genel Müdür yardımcısı bir açıklama yaparak FETÖ’nün yeniden yapılandığını duyurmuştu. Aradan geçen zamana rağmen bu yeniden yapılanma çalışmaları durmadığı gibi son zamanlarda hız kazandı. FETÖ özellikle üniversitelerde ve esnaf arasında yeniden örgütleniyor. Örgüt militanları birbirlerine yardım için ellerinden geleni yapıyor. Dışarıdaki örgüt üyeleri cezaevlerine girmiş militanlara ve dışarıdaki yakınlarına yardım etmek için paravan şirketler, marketler, yardım teşkilatları kurarak faaliyetlerini kaldıkları yerden sürdürüyorlar.

Ne yazık ki Emniyet ve yargıdaki bir kısım vatansever insanların canla başla yürüttükleri bu mücadele çoğu kez özellikle yargı içindeki kripto FETÖcüler tarafından akim bırakılıyor. İzmir Adliyesi’nde görevli bir Cumhuriyet Savcısının FETÖ’den yargılan bir militanının tahliye edilmesi için verdiği mütalaasında Kur-an’ı Kerim’deki bazı ayetleri kullanarak engizisyon mahkemelerine atıf yapması kripto FETÖcülüğün hangi boyutlarda faaliyetlerini sürdürdüklerinin en çarpıcı örneğini oluşturuyor. İzmir Başsavcılığı’nda terör suçlarına bakan 2. Ağır Ceza Mahkemesi savcısının tutuklu olan örgüt yöneticilerinden birinin tahliyesi için verdiği 14 Mart 2022 tarihli mütalaa, yalnızca FETÖ üyesinin tahliyesini istemekle kalmıyor, âdeta örgütün tüm suçlarını aklıyor.

Zikredilen savcıya göre 15 Temmuz’da sadece darbeciler yargılanmalıymış. Darbeye fiili olarak katılmasa da destek verenlerin yargılanması ceza hukukuna göre uygun değilmiş. Bu savcı mütalasında aynen şunları söyleyebiliyor: “15 Temmuz 2016’da devlete karşı girişilen ve belki 4-5 bin kişinin irade ve teşebbüs ettiği ihtilali, arkadaş ve taraftar olsa bile 4-5 milyon kişiye, yani yetişkin nüfus olan 30-40 milyonun, yüzde 15’ini terörist ilan etmek ve devletin hasmı haline getirmenin Ceza Kanunu’na aykırıdır. Afrika’da dişi sivrisinek türü sıtma mikrobu yayıyor diye; zarar verdiklerine dair hiçbir delil olmayan, diğer yerlerdeki çoğu masum ve insana faydalı, tüm sinekleri öldürmek gibi zalimane bir davranıştır. Hukuk devletinde kolektif ceza sorumluluğu kabul edilmez. FETÖ elebaşının, TSK’daki bazı unsurlarını iğfal ve dünya hırs ve emellerine alet etmekle; 15 Temmuz 2016’da devlete karşı girişilen ve belki 4-5 bin kişinin irade ve teşebbüs ettiği ihtilali, arkadaş ve taraftar olsa bile 4-5 milyon kişiye, yani yetişkin nüfus olan 30-40 milyonun, yüzde 15’ini terörist ilan etmek ve devletin hasmı haline getirmenin Ceza Kanunu’nun 1. maddesindeki toplum barışını koruma amacına aykırı olduğu kanaatiyle; delil durumu ve sanığın menfur ihtilale teşebbüs suçunu bizzat işlediğini veya anılan suçu işleyenlere asli fail/doğrudan doğruya birlikte işleyen olarak veya azmettiren ya da suçun işlenmesi için yardım eden sıfatıyla hareket ve bu suretle de iştirak ettiğini kabule yeterli olmadığından, tutukluluğa itirazın kabulü ile mütalaa olunur.”

Kripto olduğu çok açık olan bu savcının verdiği mütalaa bana Ankara’da görülen ve benim de tanık olarak bulunduğum FETÖ Çatı Ana davasında yazılan gerekçeli kararı hatırlattı. O kararda da “FETÖ’nün gayesinin İslami bir devlet kurmak olduğu” yazılmıştı.

FETÖ’yü tanımayanların bu şeytani yapının sadece emniyet ve yargıdaki mücadelelerle biteceğini zannediyor olmaları tam anlamıyla bir faflettir. Çünkü FETÖ çok boyutlu, çok stratejili, uluslararası istihbarat teşkilatlarının labaratuarlarında üretilen ve tatbikata konan bir örgüttür ve siyasi, sosyal, kültürel, İslami vb. yönlerde çok ciddi yaılanması vardır. Bu yönler ihmal edilerek sadece emniyat ve yargıdaki mücadelelerle böyle bir örgütün biteceğini iddia edenler bu örgütün kripto elemanlarından başkası olamaz. Zira dikkati sadece emniyet ve yargıya odaklayarak özellikle örgütün üniversitelerde, diyanette, STK’larda, esnaf arasında ve diğer stratejik devlet kurumlarında örgütlenmeleri perdelenmektedir.

Bugün birçok mahkemede FETÖ’nün yeniden yapılanma davaları sürmektedir ve bu suçların tarihleri 2020li yıllardı. Yani 15 Temmuz darbesinin başarısız olması bile bunların örgütlenmelerine set çekememiştir. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün ‘güncel üniversite öğrenci yapılanmasına’ ilişkin 37 öğrencinin yargılandığı bir davanın görülmesi medyada yer almıştı. Bu davada yargılanan FETÖ militanı öğrenciler ne mi yapmış; buyrun iddianameden beraber okuyalım:

“Şüphelilerin, örgütün güncel talebe yapılanması içerisinde örgüt evlerinin koordinasyonu, kira ve faturalarının ödenmesi, örgütsel videolar izlenmesi, Telegram, Flipboard ve Lithium gibi internet tabanlı programlar üzerinden örgüte müzahir kitapların dijital olarak okunması faaliyetlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin örgüte kazandırılması, iletişimde örgütsel gizliliğe riayet için Falcon benzeri programların kullanılması talimatlarının iletilmesi gibi faaliyetlerin üst katmanında yer alan sorumlu düzeyde şahıslar oldukları tespit edilmiştir. FETÖ’nün bilhassa 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra kendisine yönelik girişilen haklı ve özverili mücadeleye rağmen örgütü diri tutmak, örgüt elemanlarını konsolide etmek, örgütün çözülmesini veya dağılmasını engellemek adına özellikle güncel öğrenci evleriyle de hiç durmaksızın faaliyetlerine devam ettiği görülmüştür.”

FETÖ’nün bu militan öğrencileri yargılayan Mahkemenin görülen duruşmasındaki kararında yer alan şu ifadeler de belki bunca yaşananlara rağmen hala uyuyan birilerinin uyanmasına vesile olur diye paylaşmak istiyorum:

“Sanıklara isnat olunan suçun vasıf ve mahiyeti, örgüt içinde kod ismi kullanmaları, haklarındaki tanık ifade ve teşhisleri, sanıkların örgütün gizli yazışma programını kullanmaları, yasada gösterilen olası cezaların sınırları, mevcut delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgu olarak kabul edilerek bu durumun kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen devam ediyor. Bu açıdan sanıkların tahliye taleplerinin reddi ile sanıklar hakkında tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.”

Son zamanlarda FETÖ’nün mahrem imamına Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin skandal bir kararla tahliye vermesi de anlattığımız tehlikelere örnek teşkil eden önemli gelişmelerdendir. FETÖ’nün TSK’daki yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan “Ömer” kod adlı mahrem imam, 14 Aralık 2021’de Gaziantep’te yakalanarak gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. FETÖnün askeri mahrem yapılanması içinde yer aldığını bizzat davadaki itirafcılar anlatmıştı. Ankesörlü telefon kartı ve cep telefonunun HTS analizleri de bu militanın mahrem imam olduğunu ispatlıyordu. Böyle bir militan bile ceza almadan tahliye edilebiliyorsa durumun vahametini artık siz düşünün!!!

Bugün ne yazık ki Sayın Erdoğan ve birkaç gayretli insanı saymazsak Ak partililer FETÖ ile mücadeleyi ya görmezden gelmekte ya da bilerek görmemekte ve ilgilenmemektedir. Ak Partili birçok il, ilçe yöneticisine “FETÖ ile nasıl bir mücadele içindesiniz?” şeklindeki soruya şimdiye kadar olumlu bir cevap alamadığımı da üzüntüyle belirtmek istiyorum. Bugün Cumhurbaşkanın arkasına sığınarak bulundukları makamlarda hala FETÖ’ye hizmet eden kripto fetocu bürokratların varlığından söz edilmesi de çok acıdır ve bu mücadelede can verenlerin ve yaralananların ruhlarını incitektedir

Acı bir durumda FETÖcü kripto bürokratların kamu kurumlarında vatansever memurlara yaptıkları zulümlerin artarak devam etmesidir. FETÖ liderinin kripto militanlarına, “Devlet dairelerinde bizden olmayanları FETÖcü diye ihbar edin. Bizimle savaşanları da her fırsatta dava ederek bıktırmaya çalışın ki bizimle mücadele etmekten vazgeçsinler vb.” şeklindeki talimatlarına uyan FETÖcüler, devlet kurumlarında bir yandan at izinin it izine karışmasına sebep olurken diğer yandan da bir mağdur algısı oluşturmaktadırlar. FETÖnün bu alanda uyguladığı taktikler arasında, bitirmek istedikleri kişiyi akıl sağlığı için hastaneye sevk ettirmek, iftira ve hakaret davası açtırmak, hukuka aykırı disiplin cezası ile memuriyetten çıkarma cezası verdikmek, kumpas kurarak hapse attırmak, itibar suikastlarına maruz bırakmak, uzun süre adli kontrol altında bulundurarak yıldırmak, adli, idari soruşturma açtırmak gibi uygulamalar mevcuttur. Ne yazık ki FETÖcü Kripto militanlar devletin kritik kurumlarından temizlenmediği müddetce bu tür zalimliklerin sonunun gelmesi ve algı operasyonlarının son bulması mümkün görünmemektedir.

FETÖ yukarıda özetle bahsettiğim faaliyetleri yaparken siyasi yapılanmasını da asla ihmal etmemektedir. Bugün bazı partilerin iktidar olmaları halinde bütün KHKlıları geri döndüreceklerine dair açıklamaları FETÖnün siyasi ayağının hala dipdiri olduğunu açık biçimde göstermektedir. Zaten birkaç istisnayı saymazsak FETÖnün siyasi kanadına şimdiye kadar ne hikmetse bir operasyon yapılmamış, bu sebeple hem itkidar partilerinde hem de diğerlerinde FETÖnün kripto siyasileri faaliyetlerine hızla devam etme fırsatı bulmaktadırlar.

MİT TIR’ları kumpası hakkında CHP’nin eski İstanbul Milletvekili ve Genel Sekreteri Mehmet Sevigen, “Adana’daki MİT TIR’ları belgelerini Enis Berberoğlu’na kim verdi? Kemal Bey götürdü o belgeyi verdi.” Diyerek FETÖ’nün MİT TIR’ları kumpası hakkındaki görüntülerin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Enis Berberoğlu’na verildiğini itiraf etmesine rağmen hala bu hususta bir soruşturma açılmaması da dikkat çekmektedir.

FETÖ ile mücadeleyi sulandıran önemli bir alanda “FETÖ borsasının” çok iyi çalışmasıdır. Ne yazık ki medyayada onlarca örneği yansıdığı gibi devet erkinin bazı kısımlarını elinde tutanlar parası olan FETÖcüleri para karşılığı argılanmalarını önlemektedirler. Bu bizzat Şamil Tayyar gibi iktidar yanlısı birkaç vekil tarafından da itiraf edilmiş ve tehlikeye dikkat çekilmişti. FETÖ borsasının halen devam etitğine dair birçok duyurar almaktayız. Mesela sadece Fettah tamince’nin nasıl FETÖ yargılanmalarından kurtulduğunu incelerseniz bu sistemin nasıl işlediğini bütün açıklığıyla görebilirsinz.

FETÖ ile mücadele bir siyasi parti meselesi olamaz. FETÖ kırk yıl önce bu milletin önünü kesmek isteyen küresel çeteler tarafından organize edilen bir şer şebekesidir ve ülkemiz için PKK’dan daha tehlikeli bir yapılanmadır.

Dikkat edilmesi gereken en önemli alanlardan biri de özellikle 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası fetocular hakkında verilen tüm takipsizlik, beraat, tahliye kararlarının HSK müfettişleri tarafından titizlikle incelenmesidir. Çünkü yargı içindeki kripto FETÖ militanları fırsatını buldukları her zaman ve zeminde örgüt mensuplarını kollamakta ve lehlerinde karar vermektedir ki; geçmişte bunu açık yapanların birçoğunun deşifre olduğuna ve tutuklandığına şahit olduk.

Şimdilerde bir de yeni bir hastalık türedi. O da FETÖcülere merhamet hastalığıdır. FETÖ yıllarca bu milletin evlatlarına acımadan kumpaslar kurarak cezaevlerine gönderdi, meslekten attırdı, olmadık iftiralarla nice insanların hayatıın karmasına sebep oldu. Bunların baskılarına dayanamayarak intihar edenlerin varlığını herkes biliyor. 15 Temmuz’da acımadan 251 vatandaşımızı şehit eden, 2300 vatandaşımızı yaralayan bu katil örgüt mensuplarına merhamet etmek bana göre bir akıl tutulmasıdır. Kimse kusura bakmasın ama bu kanlı ve acımasız örgütün yaptıkları unutularak onlara karşı merhamet duygularını kabartanların krpto FETÖcü olduklarından asla şüphe etmem. FETÖ silahlı ve kanlı bir terör örgütüdür. Bu örgütü ve mensuplarına bırakın merhamet etmeyi savunmak bile mevcut kanunlarımıza göre suçtur.

İşin en acı tarafından biri de devletin, hükümetin FETÖ ile canı pahasına mücadele edenlere sahip çıkmaması olmuştur. FETÖ ile mücadele edenler ne yazık ki yalnız bırakılmıştır. FETÖ’yü deşifre edenler, elindeki bilgileri savcılıklarla, emniyetle paylaşanlar ise değişik vesilelerle suçlanma yoluna gidilmiş, bu hususta birçok mağduriyetler yaşanmış ve hala da yaşanmaktadır.

Bir kez daha altını çizerek tekrarlıyorum ki; binlerce FETÖcü 3-5 yıl ceza aldı, cezaevinde militanlaşarak dışarı çıktı ve kaldıkları yerden ihanetlerine devam etmektedirler. Bugün ne yazık ki kurumlarına el konulduğu için FETÖnün bitirdiğini sanan akılsızlar var. Bu şeytani örgüt kurumları olmadan da şekil ve strateji değiştirerek varlığını sürdürmeyi becerebilmektedir.

20 senedir söylediğim gibi yine tekrarlıyorum:

FETÖ sadece emniyet ve yargı kanalıyla yapılan mücadele ile asla bitirilemez. Devlet ve millet el ele vererek İslami, siyasi, kültürel, sosyal, ekonomik, eğitim, emniyet ve yargı alanlarında geliştirilen sistemli bir mücadele stratejisi ile sistemli bir mücadele ile biter. Bunun sonuçlanması da yıllar alabilir. Bu açıdan bugün, “FETÖ ile mücadele bitti. Yenildiler vs.” gibi açıklama yapanlar gafletle bunu söylemiyorlarsa kesinlikle kripto FETÖ militanıdır. PKK ile nasıl kırk senedir büyük bir mücadele verilmesine rağmen tam anlamıyla bitirilememişse ondan daha Sofistike, daha aldatıcı ve İsamiyet’i kendine maske edinen bu şeytani yapıyı tam olarak bitirmek için yıllarca ciddi olarak mücadele şarttır.

Allahını, vatanını, bayrağını, milli ve manevi değerlerini seven herkesi bahaneleri ve aymazlığı bırakıp FETÖ denen şeytani örgütle mücadeleye çağırıyorum.