Çocukluğumun Kıbrıs’ı

Bir zamanlar diye başlayalım bakalım, neler dökülecek anılardan?

Yıl 1974’den bir sayfa açayım derken bir offf çekiverdim taaa derinden. Yaz sıcağı, yürekte kaynayan milli hislerin buharı ortalığı sarıyordu.

Daha 11 yaşında bir çocuğum.

Dağ başında bir köyde radyonun etrafına toplanır, nefesimiz kesilmişçesine haberleri (ajans) dinliyoruz. Kesintisiz. Radyonun pili bitmesin diye de kısıtlı açıyoruz.

Herkeste bir heyecan ve gerginlik yerlerinde duramıyor. Tabi biz çocuklar da aynı duyguları yaşıyoruz, tertemiz hislerimizle.

Büyüklerimizin konuşmaları ve haberlerden, Kıbrıs Barış Harekâtının öncesini ve her anını merakla dinliyoruz.

20 Temmuz sabahı, AYŞE TATİLE ÇIKSIN denmiş. (Onu bilemiyoruz ve çocuğuz)

(Cenevre'de sürdürülen görüşmeler sırasında anlaşmanın mümkün olmadığı kanaati kesinleşince harekâtın yeniden başlatılacağı anlamına gelen "Ayşe Tatile Çıksın" (Ayşe, Turan Güneş'in kızı Ayşe Güneş'in adıdır.) parolasını Türk Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Başbakan Bülent Ecevit'e bildirdi.

Milli duygular coşmuş… (Politikanın kirli oyunu köylümün beynine henüz dokunamamış.

Saf milli duygu, saf insan, Kirletilememiş vatan sevgisi ile çarpan yürekler birleşmiş tek yürek olmuştu)

Konuşulan başka hiç bir şey, konu yok. Sadece Kıbrıs’taki zülüm ve Makaryos’un(Makarios), Rumların soykırımı, vahşeti içimizi yakıyordu küçük yürekleri ağlatıyordu.

Dualar hep bir ağızdan ediliyor, eller hep havada açık ve içten, samimi yakarışların semaya yükselişini tahmin bile edemezsiniz.

Çocuklar toplanıp kahrolsun MAKARYOS diye köyün içinde koşturuyoruz.(Şimdi dahi kızılan birine küfür niyetine Makaryos veya Makaryos gibi derler)(Rum tohumu mu neci gibi ifadeler kullanılıyor)

Havada uçak görsek bak Kıbrıs'tan geliyor veya gidiyor diye el sallıyoruz.

Çocukça hislerimle, milli duygularımla ve de anladığım kadarıyla elime silah alıp, denizleri aşıp Kıbrıs'a gidip bütün Türkleri ve Kıbrıs' ı kurtaracağım sanki.

Ha bir de KARAOĞLAN var tabi Bülent Ecevit. Türkülerde de Karaoğlan’ı söylüyor.

Bütün köy sanki tek yürek olmuştu.

Kıbrıs, Kıbrıs, Kıbrıs…

Kentten gelen biri varsa hemen etrafında ahali toplanıp ve bir haber almaya çalışıldı. Bir araç motoru sesi duyunca yola koşardık.

Acaba Ne oldu? Diye.

Bu sabah Kıbrıs'a çıkarma yapıldı denildiğinde köy bayram yeriydi sanki.

Dualar da semalarda.
Anılarımı TRT' deki Bir zamanlar Kıbrıs dizisi canlandırdı.

(yapan ve yaptıranları kutluyorum. Tarihimizi unutursak aynı gaflete her zaman yenik düşeriz. Bizim düşmanımız her zaman çoktu ve de değişmedi )

Kıbrıs bizim güvenlik kapımızdır ve Akdeniz’in ve de Uluslararası güvenliğin kilit noktasıdır. Asla Taviz verilmemeli.

***

Tarsus’ta bir Rauf Denktaş parkı var. Kentimin de merkezinde.

Bir havuz içerisinde Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlayan bir köprü ile ölçeklendirilmiş kabartma harita vardı.

(Bu tür KABARTMA HARİTALARIN yapımı oldukça maliyetlidir)

Bu harita üniversitelerin coğrafya dersinde örnek gösterilen ve eşi de olmayan nitelikte bir eserdi.

Kıbrıs ve Türkiye arasında bir köprü ile birbirine bağlayan şahane bir bağdı.

Belediye Başkanımız bu havuzu eline fırça alıp boyadı dediler( görmedim ). Sevinmiştim.

Daha sonra baktık ki balyozla yıkıldı.

İlk balyozu kim vurdu bilmiyorum ama başkana bu havuzu hangi hisler yık dedi bilinmez.( İlk icraatının biri de havuzun yıkılması oldu.)

Belki de…

Özgürlük Parkı olacak Haluk Levent’te gelip burada konser verecek diye halk arasında dolaşıyor. Bana da yönetime yakın bir arkadaşımın da söylediği bu.



 

Şimdi soruyorum, buradaki havuz özgürlüğü temsil etmiyor muydu?

Her balyoz özgürlüğe vurulan bir darbe değil mi?

Neden yıktınız?

Şimdi bazıları arasında yunan adalarına tatile gitmek çok moda oldu.

Dostluk muş.

Yemişim dostluğunu.

Götürdüğünüz her TL'de Kıbrıs Türklerinin hakkı ve kanı var unutmayın.

Havuzun yıkıldığını görünce çocukluğumdaki yaşadıklarım gelmişti aklıma. Kıbrıs Türk’ünün çektikleri çileler ve katliamlar, çocuksu öfkelerim gelmişti de aklıma içim sızlamıştı.

Diziyi izleyince bir ucundan yazayım dedim.

Haydi, biraz düşünün o günleri yaşayanlar, neler serecek hafızanız aklınıza.

Ha bu ara da anlatın çocuklarınıza, torunlarınıza emi.

Kalın Sağlıcakla__Unutmak İhanettir__Meyrem’ce

YORUM EKLE