Anayasanızın olması anayasal devlet olmanıza yetmez. Yasalarınızın olması sizi hukuk devleti yapmaz. İktidarın eşitliksiz rekabete dayalı seçimlerle belirleniyor olması sizi demokratik bir ülke yapamaz. Hukukun var olması, gerek şarttır ancak hukuk devletinin ölçütleri esastır. Bunlar doğruluğu evrensel düzeyde kabul edilmiş temel ilkelere dayanmalıdır. Kısaca ve esasen 3 temel unsur vardır. Kanuni idare, idarenin yargısal denetimi ve bağımsız yargı sacayağına oturmayan devlet şeklen demokrasi ve hukuk devleti olur ama gerçekte asla olamaz.

Bunun olabilmesi için demokratik ilkelerin hem yöneten hem de yönetilen kesim tarafından inanılıp özümsenip hayatın her alanında uygulanmasıyla mümkün ve gereklidir. Tarihi, sosyo-kültürel geçmişi zihni genetiği demokrasiye çok da meftun olmayan toplumlarda demokrasi zor işdir. Kabul ve itiraf edelim ki bugün 50+ yaşın üzerindekilerde aile, okul-eğitim, iş ortamı gibi hayatımızın tüm evrelerini kapsayan katmanlarda demokratik bir işleyiş yoktu. Askeri darbelerle kesilen siyasi yaşamımızda da bir türlü kültürel derinlik oluşamadığından sandığa dayalı ve endeksli bir sureta demokrasi vardır.

Demokratik hukuk devletinin sigortası olan yargı bağımsızlığı olmayınca diğer unsurlar etkisiz ve içeriksiz olur. Örneğin, yönetenlerin ve yakınlarının yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık gibi yüz kızartıcı olaylara karışmaları “Demokratik Hukuk Devletinde” olmaz. Çünkü yargı mutlaka hesap sorar. Gelişmiş demokrasilerde çoğunlukla bu tip olayalar ortaya çıktığında ilgilileri istifa veya Japonya’da olduğu gibi intihar ederler. Bu yolsuzluklar alenen oluyor ve yönetenler örtmeye çalışıyorsa, yönetilenler de ayağa kalkıp hesap sormak yerine susmayı tercih ediyorlarsa orası “Demokratik Hukuk Devleti” değildir. Kabile, çadır, polis veya patates devleti olur ama asla hukuk devleti olamaz.

İleri demokrasi sloganlarıyla geriye giden Türkiye şimdi tam da burada yani ilkel kabile devleti mi demokratik hukuk devleti mi olacağının sınırında ve karar aşamasındadır. AKP yönetimi kronik muhalefet yetmezliğinden istifadeyle güçlü halk destekli iktidarının sonunda yönetme kabiliyetini yitirmiştir. Ancak işlediği suçların cezalarının azametinden ürktüğü için öyle kolay kolay iktidarı sandık yoluyla terk etme niyetinde değildir.

Siyaset basit kurallı ve doğru istikametli bir oyundur. Halka daha iyi yöneteceğini vadedip kısmen de olsa inandırarak erki elde ederek hukuk dairesinde yönetme sanatıdır. Bugün yönetimdekilerin hukuk gibi derdi olmadığı gibi tersine hukuksuzlukla iktidarı idame çabasındalar. Yarınlarda yapılacak bir seçimin güvenliğinden emin olunmadığı sürece neyi nasıl ve nereye kadar yapabileceğinizi iyi hesaplamak ve stratejilerinizi buna göre kurmak zorundasınız. Bundan da önce halkı demokrasiye inancı artıracak bir program ve söylemle ikna etmeniz gerekecek. 

Siyaset kağıt üzerinde ne kadar basit kurallı bir oyun ise de yaygın siyasi pratikler ve demokrasi anlayışı hep zorlamalı engelli bir koşudur bu ülkede. Demokratik hukuk devleti ancak taklidi değil takriri inançlılarla kurulabilir.  Hasılı bizde demokrasi hala zordur beğim..