Din Tüccarları

Din satan, kolay müşteri buluyor, ama bilim satan çok, çok zor müşteri buluyor ya da bulamıyor. 

Din, kısa yoldan menfaat vadediyor, cennet vadediyor, bilim insana öğrenme ve çalışma yüklüyor. Tembel insanımız, işi değil, kolayı seçiyor, ama başı dertten hiç kurtulmuyor. İktidarların politikaları buna müdahale etmedikçe, hele bir de bu iktidar gibi, dini teşvik ederken, dinin emri olan bilimi aşağıladıkça, bu böyle devam eder. 

İş, bilim adamlarının, felsefenin ısrarına, sabrına kalıyor. İş, toplumun yaşayacağı musibetlere ve bundan çıkaracağı derslere kalıyor. Bunlar da kısa zamanda olacak işler değildir. İşi Allah’a kalmış bir ülkeyiz vesselam.

Türk Osmanlı

Osmanlıyı Türkler kurdu, ama zamanla devşirmeler devlete el koydu. Türklerin üstüne kılıçla gittiler ve devletten tasfiye edip dağlara, tarlalara sürdüler. 

Eğer, Türklük şuuru diri tutulmazsa, yine de olacak şey budur. Hatta bugün iktidar olan devşirmeler, Türklüğe karşı çıkışlarıyla, tam muktedir olmaya, Türklüğü yine devletten tarlalara, dağlara sürmeye çalışıyorlar. 

Osmanlı, koca bir imparatorluktu, Türk nüfus azınlığa düşmüştü, ama Türkiye öyle değil. Eninde sonunda mankurt Türkler, devşirmelere, kriptolara destek vermekten vazgeçecektir. 

Bugünlerdeki tartışmalar, devşirmelerin gerçek yüzünü göstermesi bakımından hayırlı olmuştur, devam etsin.

Platon-Erdoğan

Platon, 2500 yıl önceden günümüze ışık tutuyor. 

Platon, devleti yöneten kişi filozof olmadıkça ya da filozof olan bir kişi devlet yönetimine getirilmedikçe, o devletin iyi yönetilemeyeceğinden bahseder.  Ayrıca şairane tavırlı insanın, insanların akıl yanını bırakarak değerli addettiği duygularına yöneleceğini, böyle adamların yönetici olması durumunda, topluma fayda sunmak yerine, insanların duygularına basıp sadece kendini yükselteceğini söylüyor. 

Platon bu sözleriyle, sanki ülkemizin bugünkü halini anlatmış. Erdoğan, ülkede ekonomik yükselişin yerine şiiri, vaazı, hamaseti, hitabeti koymuş yükselmeye devam ediyor.

Andımız 

"Andımız gökten mi indi ki?" eleştirisi anlamsızdır. Gökten inen hiç bir şey yok, zaten. İndiği söylenen bir şey varsa, bilin ki yalandır. Atatürk biliyor ki, Kur'an peygamberin gönlüne vahyedildi. Kalan her şeyi insan oluşturdu. Andımız da böyle bir şey ve ortaya koymak istediği ruh bakımından çok önemli. 

Bir milletin, ilelebet varlığını devam ettirmesi, kültürünü dilini, kimliğini gelecek nesillerine öğretmesine bağlıdır. Bu şekilde uluslaşmayı başaran milletler yaşıyor, diğerleri de bunların içinde kayboluyor. 

Biz Türkler, bu siyaset ortamında, Türklüğümüzü kabul etmeyenlerin suyunda akıyoruz. Onları güçlendiriyoruz. Türk olmayanın bu konuda sözünün de eyleminin de çok önemi yok, onlar kendilerince Türk’ten kurtulmak istiyorlar. Ya köken olarak Türk olanlara ne demeli? Kendini yok sayan Türk'e, ancak aptallaşmış mankurt diyebiliriz. Problem, Türk olup da Türk'e, Türklüğe karşı tavırlı olmaktadır. 

Allah'ın bir Türk kulu olarak bir Türk Müslüman olarak fıtratımıza uygun biçimde Türk'üm demeye devam edeceğiz. Doğal olan da bu.

Evet, ne mutlu Türk'üm diyene.

YORUM EKLE