İsrail Adalet Bakanı “Amacımız Yeşil Hattı kaldırmak”

İsrail, Batı Şeria’daki işgal yerleşimlerini artırmak amacıyla bu bölgeyi Yüksek Mahkeme’nin yetki alanından çıkaran bir yasa teklifini parlamentoya sundu.

İsrail Adalet Bakanı “Amacımız Yeşil Hattı kaldırmak”

Karar gazetsinin haberine göre ; Adalet Bakanı, “Amacımız Yeşil Hattı kaldırmak” dedi. Muhalefetse “İlhak hamlesi demokrasiyi zedeliyor” tepkisini gösterdi.

Kudüs ve Batı Şeria’daki işgal hamlelerine son dönemde hız veren İsrail’den yeni bir adım geldi. Bakanlık Yasama Komitesi, Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde Yüksek Mahkeme’nin yetkilerinin azaltılmasını öngören tasarıyı onayladı. Tasarı İsrail parlamentosu Knesset’te kabul edildiği takdirde, mülkiyet hakları, yerleşim inşaatları, kısıtlayıcı önlemler ve bilgiye ulaşma özgürlüğü gibi konular Yüksek Mahkeme’nin yetki alanının dışına çıkarılacak. İsrail Adalet Bakanı Ayalet Şaked, yasanın amacının işgal altındaki Filistin toprakları ile İsrail arasındaki sınırı oluşturan Yeşil Hattı kaldırmak olduğunu söyledi. Muhafazakarlığıyla bilinen Jerusalem Post gazetesi, haberi ‘Hükümet, Batı Şeria’nın ilhakına yönelik tasarıya onay verdi’ başlığıyla duyurdu. İsrail’in 1948 yılında kurulmasıyla ortaya çıkan Yeşil Hat kavramı, İsrail ile işgal altında bulunan Filistin toprakları arasındaki sınıra işaret ediyor.

Batı Şeria, 1995’teki Oslo 2 Anlaşması’nın ardından A, B ve C olmak üzere üç bölgeye bölünmüştü. Kontrolü büyük ölçüde İsrail’e verilen C Bölgesi’nde Yüksek Mahkeme’nin yetkisi, ülkedeki politikacılar arasında tartışma konusu. Başbakan Benjamin Netanyahu’nun da dahil olduğu sağ kanattaki partiler, Yüksek Mahkeme’nin Filistinliler lehine hüküm verme eğiliminde olduğundan şikayet ederken sol partilerse yasa tasarısının Filistinlilerin haklarını elinden alacağı görüşünde. Muhalif Meretz Partisi Milletvekili Tamar Zandberg Adalet Bakanı Şaked’in, “Batı Şeria’nın yargısal ilhakı yoluyla demokrasiye zarar verdiğini” söyledi. Ortak Arap Listesi Milletvekili Yusuf Ceberin de hükümetin “Korkutucu bir ilhak girşimiyle işgali normalleştirmeye yönelik bir adım attığını” dile getirdi. Ceberin, “Yüksek Mahkeme Filistinlilere hiçbir zaman adaletli davranmadı, ancak hükümet, mahkemenin Filistinliler için yaptığı çok az şeyden bile rahatsız oldu” diye konuştu. Yasanın, işgal yerleşimlerinde hükümetin elini rahatlatmak amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Yasa geçtiği takdirde, İsrail’in Batı Şeria’nın C bölgesinde attığı adımlara yönelik açılacak davalar, İsrail topraklarında açılan davalarla aynı şekilde değerlendirilecek. Davalara Yüksek Mahkeme yerine bölgesel mahkemeler bakacak. Adalet Bakanı Ayalet Şaked’in ofisinden yapılan açıklamada, tasarının amacının, Yeşil Hat bölgesinde yaşayan İsrail vatandaşlarının, diğerleriyle aynı hukuki statüde olması ve ‘Yeşil Hattın fiilen ortadan kaldırılması’ olarak belirtildi.

‘DÜZENLEME, FİLİSTİNLİLER LEHİNE KARAR ÇIKMA İHTİMALİNİ ORTADAN KALDIRACAK’
Osmangazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Levent Baştürk: “Adalet Bakanı Ayelet Şaked’in öncülüğünde gündeme yelen ve bakanlık komisyonundan geçen yasa tasarısı C bölgesindeki hukuki ihtilaflarda söz söyleme hakkını Anayasa Mahkemesi’nden alarak Kudüs bölge mahkemesine veriyor. Bu durum, işgal altındaki topraklarda İsrail’e üzerinde egemenlik hakkı olan topraklarmış gibi hareket etme imkanı sağlıyor ve böylece Yeşil Hattı etkisiz hale getiriyor. Oysa Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında uluslararası hukuku gözönüne alarak hareket etmeyi tercih ediyordu. Ancak bu durum AYM’nin pro-Filistin hareket ettiği yönünde bir yanlış yargıya yol açmamalı. Kararların çoğunluğu yine Filistinliler aleyhine çıkıyordu. Yeni durum Filistinliler lehine karar çıkma ihtimalini ortadan kaldıracağı gibi, yerleşimlerin daha hızlı yayılmasının önünü açacak. Netanyahu aslında bu tasarıya karşı çıkıyordu. Ancak hakkındaki yolsuzluk davası onun koalisyon ortakları üzerindeki etki ve kontrolünü zayıflattı ve onların Netanyahu’ya rağmen hareket etme zeminlerini genişletti.  Donald Trump’ın ABD başkanlığını Netanyahu da daha kısa zamanda İsrail’in daha fazla toprak gaspı için bir fırsat görüyor. Ancak bu konuda koalisyon ortağı aşırı sağcı partilere göre daha temkinli ve uluslararası kamuoyunun da yoğun tepkisini almayacak şekilde hareket etmeyi tercih etmekte. Nitekim C bölgesi konusunda ABD’den bile mevcut şartlarda bir destek gelmeyeceğini söylemek mümkün.”

5 MADDEDE İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARIN DURUMU
* İsrail ve Filistin arasında imzalanan 1995 Oslo 2 anlaşmasıyla Batı Şeria A, B ve C olmak üzere üç bölgeye bölündü. Batı Şeria’nın yüzde 18’ini oluşturan A Bölgesi, askeri ve idari olarak Filistin kontrolüne verildi. Ancak İsrail ordusu bu bölgeyi sık sık ihlal ediyor. B Bölgesi ise idari olarak Filistin’in, askeri olarak iki tarafın ortak kontrolünde bulunuyor. İsrail yerleşimlerinin bulunmadığı bu bölge, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturuyor. C Bölgesi ise İsrail yerleşimlerinin bulunduğu alan olarak öne çıkıyor.

* C Bölgesi’nde yaklaşık 150 bin Filistinli, 350 bin civarında ise İsrailli yaşıyor. Bölgedeki Filistinlilerin, suya ve sağlık hizmetlerine erişiminin çok kısıtlı olduğu belirtiliyor.

* C Bölgesi’nde çok sayıda işgal yerleşimi inşa eden İsrail, Filistinlilere ise konut yapma izni vermiyor. Her yıl yüzlerce Filistinlinin evi yıkılıyor.

* İsrail merkezli insan hakları örgütü B’Tselem’e göre İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimleri dokuz kat büyütmeyi planlıyor.

* İsrail hükümeti, C Bölgesi’nin sadece yüzde birinde Filistinliler için plan yapmış durumda.

İŞGALCİLER TRUMP’LA CESARETLENDİ
İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlalleri, Donald Trump’ın Ocak 2017’de ABD Başkanlığı’na gelmesiyle hız kazandı. Tel Aviv yanlısı tutumuyla bilinen Trump, aralık ayında ülkesinin İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıyacağını duyurdu, geçen hafta ise taşınma işleminin İsrail’in kuruluşunun 70’inci yıldönümü olan 14 Mayıs’ta yapılacağı açıklandı. Aralık ayındaki açıklamaya sert tepki gelirken, geçen haftaki hamle büyük bir tepki görmedi. Elçiliğin taşınması, İsrail’in Kudüs’teki işgalinin de ilk kez büyük bir devlet tarafından tanınması anlamına geliyor. Trump’ın tavrından cesaret alan İsrail yönetimi de bu süreçte Filistinlilere yönelik baskınlara ve saldırılara hız verdi. Yaz aylarında Mescid-i Aksa’ya metal dedektörlü ve kameralı güvenlik sistemi kurulması kararı, Filistinlilerin direnişi nedeniyle uygulanamadı.

Batı Şeria, işgalci İsrail güçleriyle Filistinli gençler arasında sık sık çatışmalara sahne oluyor. Önceki gün Batı Şeria’da çeşitli bölgelere baskınlar düzenleyen İsrail askerleri, çoğu çocuk 25 Filistinliyi ‘terör’ gerekçesiyle gözaltına aldı. Öte yandan, İsrail’in Kudüs’teki kiliseleri vergiye bağlama tepkisi, bölgede yaşayan Hristiyanların da tepkisini çekti.

YORUM EKLE