AK Parti, refahı bu rakamlarla sağladı

AK Parti, refahı bu rakamlarla sağladı

AK Parti, refahı bu rakamlarla sağladı

AK Parti’nin 12 yıllık döneminde ülkede sağladığı refahın temelinde borçlanma ve özelleştirmenin yattığı rakamlarla ortaya çıktı. İşte AK Parti’nin 12 yıllık döneminden çarpıcı rakamlar.

AK Parti’nin başarıları sayılırken, ilk sırada ekonomik alanda yaptıkları gündeme getiriliyor. Ekonomiyi yakından takip eden de sokaktaki vatandaş da benzeri şeyler sıralıyor. Ulaşım alanında yapılanları, sağlıktaki gelişmeleri, inşaat sektöründe atılan adımlardan söz ediliyor. Bu haberde “söz konusu yatırımların kaynağı nereden bulundu”, “nasıl kaynak oluşturuldu” sorularına cevap arayacağız.

AK Parti’yi, 3 Kasım 2002 seçimlerinden zaferle çıkaran nedenlerin başında 2001 krizinin toplum üzerinde oluşturduğu derin izler idi.

14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti’nin heybesinde halka sunduğu tek başarı ise Refah Partili olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde yaptığı çalışmalar idi.

KRİZ ERDOĞAN’A BAŞARI GETİRDİ

Aslında Erdoğan’ı belediye başkanlığı döneminde de başarılı gösteren temel sebep, derin bir krizin ardından yönetime gelmiş olması idi. Başarılı bir belediye başkanlığı yürütmüş olan ANAP’lı Bedrettin Dalan’dan sonra gelen SHP’li Nurettin Sözen, ülkeyi saran 1993-1994 krizi ve yolsuzluk olaylarının altında kaldı. İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel’in İSKİ’de 4.5 milyon dolarlık bir parayı kişisel hesabına geçirmesinin ortaya çıkması ile Nurettin Sözen’in şahsı ve mensubu bulunduğu parti, medya tarafından bombardımana tutuldu ve bir anlamda SHP’nin bitişi sağlandı.

Erdoğan, 27 Mart 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildiğinde sadece SHP dip yapmamıştı, şehirdeki bütün hizmetler de sıfıra inmişti. Şehirde sular akmıyor, sokaklar çöp dağlarının oluşturduğu kokulardan geçilmiyordu.

27 Mart seçimleri İstanbul’da RP fırtınasına dönüştü. İlçe belediyeleri ile kol kola verilip çalışmalar yapıldı. Kentte pek çok şey hızla negatif göstergelerden pozitife geçirildi. Bütün göstergeler sıfırlar düzeyinde olduğu için atılan her pozitif adım artı hanesinde görüldü.

Erdoğan’ın görev süresinin bitmesine bir yıl kala şiir okuması bahane edilerek, görevden alınması ve hapse atılması toplumda ciddi bir mağduriyet hissi oluşturdu.

İLK BAŞKALDIRI ERBAKAN’A

Cezaevinden çıktıktan sonra RP içinde Erbakan’a başkaldırı başlatıldı ve böylece bir süredir gizliden yürütülen çalışmalar su yüzüne çıkıp “Yenilikçiler” hareketine dönüştü. Erbakan, bu başkaldırıya boyun eğmeyince bu kez bu grup ayrıldı yeni bir parti kurulması yoluna gidildi.

Bu sırada ülke ise 2001 krizinin pençesi altında kıvranıyordu. Ülke bir anlamda iflasın eşiğinden dönmüş, Kemal Derviş’in uyguladığı acı reçete ile ekonomideki göstergeler yoluna konulmuştu.

Uygulanan reçetenin acısının faturasını üçlü koalisyon ödedi. Daha meyveleri toplanmadan erken seçime gidildi. AK Parti kampanyasında “Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar” ile mücadele edecekleri vaadinde bulundu. “3 Y ile mücadele” toplumda yankı buldu ve halk yüzde 34.5 oy oranı ile Erdoğan ve arkadaşlarını iktidara taşıdı.

AK Parti, 2002 yılı sonundan bu yana iktidarda. Başlarda “3 Y” ile mücadelede önemli adımlar atıldı. Avrupa Birliği üyeliği konusunda inandırıcı reformlar gerçekleştirildi. Şeffaflık ve yolsuzluklar konusunda atılan adımlar halkta yankı buldu. Halkın kendini refah içerisinde hissetmesi amacıyla pek çok yatırıma girişildi.

İÇ BORÇLANMADA NEREDEN NEREYE GELİNDİ?

Asıl soru, AK Parti nasıl bir ülke tablosu devraldı, o dönemde ülkenin gösterge ve istatistikleri nasıldı, bugün nasıl?

İç borç kısaca, hükûmetin ülke sınırları içindeki kişi veya kurumlara ulusal para cinsinden borçlanması olarak tanımlanır. Ekonomistler, bu sayede satın gücün özel kesimden kamu kesimine transfer edildiğini ifade ederler.

İç borç, esas itibariyle milli gelir üzerinde bir değişiklik oluşturmazken, gelir dağılımını derinden etkiler. Borçlananlar ve alt gelir düzeyine sahip olanlar zayıflarken, borç verenler aldıkları faizle zenginleşirler.

2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye’nin iç borcu 155.2 milyar TL idi.

Yıllar içinde hızla değişen iç borçlanma rakamları 2014’te 416. 6 milyar TL’ye ulaştı. İç borçtaki artış 261.4 milyar TL.

DIŞ BORÇTA RAKAMLAR NASIL DEĞİŞTİ?

2002’de kamu ve özel sektör dış borcu toplam 129.6 milyar dolar seviyesinde idi.

2014 yılının birinci çeyreğinde ise bu rakam 386.8 milyar dolara yükseldi.

Türkiye’nin dış borcu AK Parti döneminde 257.2 milyar dolar artış kaydetti.

Hükümet, 23.5 milyar dolarlık devralınan IMF borcunun ödenerek sıfırlanmasını hep dikkatlere verdi, ama dış borçtaki artışı gözden kaçırmaya çalıştı.

(Veriler, Hazine ve Dış ticaret Müsteşarlığı’ndan alındı) http://www.hazine.gov.tr/default.aspx?nsw=EilDPQez15w=-H7deC+LxBI8=&mid=120&cid=12&nm=634

"020920140934045476717_3"

ÖZELLEŞTİRME TABLOSU

Bir de özelleştirmelere bakmak lazım.

AK Parti döneminde, özelleştirmeler alanında çok ciddi adımlar atıldı. Telekom, Tüpraş, Petkim gibi büyük özelleştirmeler bu dönemde yapıldı. İlk özelleştirmenin yapıldığı 1986’dan 2014 yılına kadar toplam 60 milyar dolarlık satış gerçekleşti. Bu satışların 52 milyar dolarlık kısmı AK Parti’nin 12 yıllık iktidarı döneminde hayata geçirildi.

Özelleştirmenin yoğun yapıldığı eleştirisini yapan muhalefet, “Cumhuriyet döneminin kazanımları satıldı” değerlendirmelerinde bulundu. Oysa daha ciddi özelleştirme kalemleri olarak bilinin elektrik ve doğalgaz dağıtım ihaleleri gerçekleştirilmedi.

CARİ AÇIK SIFIRA YAKIN İDİ

Kemal Derviş programının sıkı bir şekilde uygulandığı dönemde Türkiye’nin cari açığı 1 milyar doların altına inmiş ve 600 milyon düzeyinde gerçekleşmişti. 2013 yılı sonu itibariyle gerçekleşen cari açık 65 milyar dolar oldu. AK Parti iktidarı dönemini kapsayan 2003-2014 (mayıs sonu) arasında cari açık toplamı 419.2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Cumhuriyet Türkiyesi’nin 80 yıllık döneminde cari açığın toplamı ise 75 milyar dolar olmuştu.

VATANDAŞIN BORCU NE OLDU?

Bütün bunlar vatandaşı doğrudan ilgilendirmiyor görülse de onun cebindeki rakamların değişimi de çarpıcı düzeyde.

2002 yılı sonunda vatandaşın kredi kartı, bireysel borç ve benzeri kalemlerde toplam borcu 6.4 milyar TL idi. 2013 yılı sonunda ise bu rakam konut, bireysel, otomobil kredisi ile birlikte 316 milyar TL’ye fırladı.

TABLOLARIN OKUNMASINA GELİNCE…

Yukarıda rakamları, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ve TÜİK rakamlarından yalın hali ile verdik.

AK Parti, 12 yıllık iktidarı döneminde, devleti ve vatandaşı borçlandırarak bir refah sağladı. Ekonomistlerin ifadesi ile anlatmak gerekirse, Türkiye aslında geleceğimizi yiyor. Kazanmadığı paranın refahını yaşıyor.

Bu borç sürdürülebilirse bir sorun yok gibi görülebilir. Bu sorunun cevabını ise geçtiğimiz günlerde ekonominin patronu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan verdi.

Türkiye’nin kısa vadeli dış borçlarının arttığından hareket eden Babacan, 31 Mayıs itibariyle 12 ay içinde ödenmesi gereken kısa vadeli borç rakamının 169.5 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Babacan Türkiye’nin 2015 yılında borç finansmanı için 220-230 milyar dolar paraya ihtiyacı olduğunu söyledi.

"020920140934445474907_3"

Güncelleme Tarihi: 03 Eylül 2014, 09:47
YORUM EKLE