Gazeteci Yazar Yaşar Gürsoy, ülkeyi yasa boğan Bartın'daki maden faciasının ardından Atatürk'ün madenciliğe bakışını gündeme taşıdı. Gürsoy, "İzmir’de Yunan’ı denize dökmeden önce bile o buhranlı günlerde, madencilikten söz ediyordu" dedi.

İşte o yazı:

Alman Yerbilimci Prof. Alfred Israel Philippson, 1900 yılında Soma’nın Tırhala köyünde bulunan linyiti incelemiş, kaliteli olduğunu söylemişti.
Osmanlı Devleti, 1860’lı yıllarda Soma’da bulunan linyit madeninin işletme ayrıcalığını 1914’de dek yabancı girişimcilere vermişti…

1.’nci Dünya Savaşı patladığında Osmanlı İmparatorluğu, Kasım 1914’te resmen Almanya’nın yanında savaşa girince; Alman subaylar, Anadolu’da, Alman Genelkurmayı’na bağlı “Harp Kömür Merkezi” kurdu kömür madeni ocaklarımızın hepsi, Almanların eline geçti.

Askerlerimiz ve işçiler o dönemde Alman subaylarının kontrolünde çalışmaya başladı…

Savaş yenilgiyle sonuçlanıp Almanlar ülkelerine dönünce bu kez de galip devletler, kömür merkezlerimizi ele geçirdi. Zonguldak kömürleri gibi Soma kömür madeni de Mondros Antlaşması gereğince Fransızlar’a devredildi. Soma madenleri sonrasında Yunan ordularınca işgal edildi…

Kömürlerimiz Yunan askeri tren ve gemilerinde yakıt olarak tüketilirken Gazi Mustafa Kemal (Atatürk) savaşın yanı sıra madenciliğin önemini vurguluyordu. Üstelik savaş yılları henüz bitmemişken:

Tarih: 1 Mart 1922
Yer: TBMM
Gazi açılış konuşması yapıyor:

"...Topraklarımızın altında el değmemiş halde duran, maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin yararlanmasına açık bulundurabilmek de ancak bu uygulamayla mümkün olabilir…”.

9 Eylül 1922’de Yunan Ordusu denize döküldü. Soma maden ocakları, Türkiye’nin ulusal varlığı haline dönüştü, daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce 1 Haziran 1923’te İktisat Bakanlığı’na devredildi.

İktisat Bakanlığı, Soma madeninin işletme hakkını, 1926’da 70 yıl süreyle Faik Sabri-Nuri Aziz ortaklığına verdi.
Ancak Atatürk ve dava arkadaşları o kadar titizdi ki, devletin aradığı koşulları yerine getiremeyen ortakların elinden işletmeyi alarak

Kasım 1929’da, Yunus Nadi Bey’e devretti. Yunus Nadi Bey de titizdi. 1933 yılında Soma madeninde çalışan işçilere, aileleriyle birlikte oturacakları evler verdi, yakacak yardımını para almadan karşıladı.

Haziran 1934’te İran Şahı Pehlevi Türkiye’yi ziyarete gelmişti. Atatürk kendisiyle trenle Soma’ya da uğradı. Gelişmeler Şah’a anlatıldı...

Ertesi yıl, 1935’te, Atatürk, maden ocaklarında üretimin en ileri teknikle gerçekleştirilmesi ve işçilerin daha güvenli ve daha sağlıklı koşullarda çalışabilmelerini sağlamak amacıyla; bütün maden işletmelerinin devletleştirilmesine karar verdi. Ve hemen aynı yıl Etibank’ı kurdurdu.

iki yıl sonra…

Atatürk, TBMM açış konuşmasında “Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketiyle yakından alakalı, mühim mevzulardan biridir… Elde bulunan madenlerin en mühimleri için üç yıllık bir plan yapılmalıdır.” dedi ve aynı yıl Soma maden ocağında adeta devrim yaptı. Yaşananlar basına yansıdı. Cumhuriyet gazetesi haberi şöyle duyurdu:

“Soma kömür madenleri birkaç yıldır gelişmekte ve ilkellikten makineleşmeye doğru son hızla ilerlemektedir. Geçen yıl elektrikle işliyen fennî kazma makineleri getirilmişti. Bu kazmalar, şimdi yeni yapılan 120 beygirlik bir elektrik makinesiyle işletilecek, bütün ocaklar ve işçi evleri elektrik tesisatıyla aydınlatılacak, bütün işlerde elektrik gücünden yararlanılacaktır. Almanya’dan yeni bir mühendis de gelmek üzeredir.

Madende yeniden birçok binalar ve yeni tesisat yapılmış olduğundan, işçiler yorucu ve tehlikeli işlerden kurtulacak ve üretim artacaktır. Elektrik dairesi bu hafta içinde açılarak geceli gündüzlü işlemeğe başlayacaktır.

Soma halkı, ilçenin çok yetersiz olan elektrik durumundan dolayı yeni seçilecek Belediye Reisi’nin madenle anlaşarak ufak bir santralle uygun güç ve süreğen akımı olan maden elektriğinden Soma’nın da yararlanması dileğindedir."

Camide fuhşa, müftüden akıl almaz açıklama! Camide fuhşa, müftüden akıl almaz açıklama!

Devletçe işletildiği yıllar boyunca Soma madeninde ölümle sonuçlanan kaza sayısı çok azdı. Sözün kısası kitlesel ya da bireysel ölüm gerçekleşmemişti. İlk ölümlü kaza Atatürk öldükten 11 yıl sonra gerçekleşti. 29 Mayıs 1949’da Soma madeninde yangın çıkmış, iki işçi ölmüş, bir işçi yaralanmış ve aynı gün, maden silosundan bir kamyon kaza yapmış; şoför ölmüş, muavini yaralanmıştı.

Atatürk’ün 1937 yılında yaptığı madencilik çağrısı İngiltere de bile 1946 yılında gerçekleşebildi. İngiliz İşçi Partisi Atatürk’ü örnek aldı, 31 Ocak 1946 günü Avam Kamarası’nda oylanan yasayla İngiltere’deki madenler devletleştirildi.

Resim