Yeniçağ Gazetesi yazarı ve Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu, Erdoğan'ın seçimlerde yeniden aday olup olamayacağına ilişkin konuşulanları ve Erdoğan'ın seçimi kaybetmemek için kulislere sızan planı köşesine taşıdı

Erdoğan'ın yeniden aday olup olamayacağına yönelik tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. 

Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu, "Erdoğan'ın kaderi muhalefetin elinde" başlıklı bir yazı ele aldı. 

Uğuroğlu, bugünkü köşe yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesine ilişkin çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Uğuroğlu, "Erdoğan YSK'dan, "Aday olamazsınız" tüyosu alırsa erken seçim için muhalefete muhtaç olur." ifadelerini kullandı. 

"ERDOĞAN’IN ADAY OLABİLMESİ İÇİN TEK YOL VAR"

Orhan Uğuroğlu'nun ilgili yazısı şöyle:  

FOX TV'de Çalar Saati programını üstlenmeden önce Ankara'da siyasi kulislerin çok başarılı acar gazetecisiydi İsmail Küçükkaya.

Bu başarısını elbette televizyon yayıncılığında da kanıtladı.

Bugünlerde izinde ama gazetecinin izni olmaz ki…

Küçükkaya kardeşim Ankara'da siyasi kulislerde görüşmeler yapınca erken seçim tarihini yazarak sosyal medya hesabından şöyle paylaştı:

- "14 Mayıs 2023 Pazar.

Zorlu kış bitmiş olacak. Ramazan Bayramı geçmiş olacak.  Bahar günleri.

Erken mi? Evet erken seçim. Adaylık tartışması da olmaz. + 14 Mayıs anneler günü…"

Bu tarihin anlamı önemli ki İsmail kardeşimin yazısındaki vurguyu açıklayayım:

- Recep Tayyip Erdoğan Anayasa'nın 101. Maddesinin 2. Fıkrasına göre 2023'te zamanında yapılacak seçimde aday olamıyor.

- Zamanında yapılırsa seçim tarihi: 18 Haziran 2023…

- Anayasaya göre aday olabilmesi için tek yol var.

- Meclis'ten erken seçim kararı alınması.

Habertürk'te Fatih Altaylı da yazmış, İsmail de FOX TV programında, "Erdoğan başvurur YSK kabul eder" diye yazmış ben de şöyle karşı çıkmıştım:

- Anayasa'nın çiğnenmesine tepkisiz mi kalacaksınız?

Bu siyaset satrancında püf noktası elbette Yüksek Seçim Kuruludur ki iki kararı söz konusu olur... (YSK)

A) Erdoğan YSK'dan, "Aday olursunuz" tüyosu alırsa erken seçim olmaz.

B) Erdoğan YSK'dan, "Aday olamazsınız" tüyosu alırsa erken seçim için muhalefete muhtaç olur.

Ben "A" şıkkını asla mümkün görmüyor yüksek hakim YSK üyelerinin anayasa hükmünü uygulayacaklarına inanıyorum.

"B" şıkkına göre şunu da ortaya koyalım.

AKP + MHP + BBP'nin Meclis'teki oy sayısı: 335

Anayasaya göre "Erken Seçim" kararı için gerekli oy sayısı: 360

O halde Erdoğan için tek yol var muhalefet ile anlaşmak.

6 Bağımsız yetmiyor.

Bu durumda Erdoğan muhalefet liderlerine başvurarak diyecek ki?

- Haydi 14 Mayıs'ta Meclis'te erken seçim kararı alalım …

Bu öneriye destek verecek oy sayısı olan hangi parti var?

Meclis'teki diğer partilerin oyları yetmediğinden 3 partinin kapısını çalabilir Erdoğan:

Sedat Peker videoları ile biliniyordu! Flaş gelişme... Sedat Peker videoları ile biliniyordu! Flaş gelişme...

- CHP: Kemal Kılıçdaroğlu - 134 oy

- İYİ Parti: Meral Akşener - 37 oy

- HDP: Mithat Sancar ve Pervin Buldan - 56 oy

Diğer partilerin oyları yetmediğinden 3 partinin kapısını çalabilir Erdoğan.

Peki, 18 Haziran yerine 14 Mayıs'ta yani sadece bir ay önce sırf Erdoğan aday olabilsin diye;

- Hangi parti onay verir?

Bence Erdoğan muhalefet liderlerinden gerekli desteği bulamaz ki bu durumda;

- "Güneş Motel" uygulamasını devreye sokabilir.

Yani Milletvekili transfer pazarını açabilir Erdoğan…

Bu konuda da deneyimlidir ki merhum Necmettin Erbakan'ın Saadet partisinden ayrılırken AKP'ye 45 milletvekili transfer etmişti…

Bir de son günlerde giderek artan şöyle bir kulis paylaşımı var;

- Erdoğan savaş çıkarıp seçimi bir yıl erteler…

Yapar mı?

Eğer seçimi kaybedeceğini görürse kaybetmemek için Erdoğan her şey yapabilir…

Çünkü muhalefet liderleri hesap sorma konusunda kararlılar…

Değerli okurlarım,

AKP'den ayrılıp parti kuran Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan için Erdoğan diyor ki;

- "Onların nasıl bir ihanetin içinde olduklarını kendilerinin düşünmeleri lazım. Onlar o makamlara kendi layık oldukları için gelmediler, o makamlara getirildiler.

Eğer onlara bakanlık, başbakanlık verildiyse hepsini de onlara bir irade o makamları verdi ama onlar bunun kadri kıymetini ne yazık ki bilemedi.

Öbür tarafta diğeri hakeza o da aynı.

Şu anda masanın etrafında dönüp dolaşıp bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar."

Erdoğan bu sözlerin vefasızlıktan da öte çöküşünün delilidir.

Birincisi; Davutoğlu ve Babacan eğer görevlere "layık" oldukları için gelmedilerse;

- Suç senin günah senin…

Demek ki senin seçimin yanlış,

Demek ki senin göreve getirdiğin hiçbir bakan, ya da genel başkan yardımcısı o görevlere layık değil…

Demek ki sen liyakata göre değil vasıfsız insanlara taşıyamayacakları görevler veriyorsun…

İkincisi; AKP'den ayrılıp parti kurmaları, "ihanet" ise sen de Saadet'ten ayrılıp AKP'yi kurarak milli görüşe ihanet etmiş olmadın mı?

Değerli okurlarım,

Gerek Davutoğlu gerekse Babacan ile yaptığım sohbetlerde gördüm ki;

- İkisi de konularının uzmanı liyakat ve kariyer sahibi insanlar.

- Babacan ekonomiyi yönettiği dönem sonunda kişi başına düşen milli geliri 12 bin dolara çıkardı…

- Davutoğlu 7 Haziran 2015 seçimde tek başına iktidar olamayan AKP'yi 1 Kasım 2015 seçiminde yüzde 49,5 oy ile yeniden tek başına iktidar yaptı.

Eğer Davutoğlu liyakatsiz olsaydı Erdoğan AKP Genel Başkanı yapar mıydı?

Her ikisi de AKP'deki çöküşü engellemek için parti içinde mücadele ettiler ama dışlandılar.

"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" denir…

Davutoğlu ve Babacan AKP'deki çöküşün ortağı olmamak için onurlarıyla istifa edip ayrıldılar…

Vefasız olan Erdoğan'dır ki, bakın 2001 kurucu günlerinde yanında olan kaç kişi kaldı bugün yanında…