Aile ve neslin korunması için 14 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı
Erzurum'da düzenlenen uluslararası sempozyumun sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede nüfus düşüşü, evlilik teşviki, dijital tehditler ve üniversitelerde Aile Enstitüleri kurulması gibi konulara vurgu yapıldı.
1 / 5Erzurum Atatürk Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 'Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması' uluslararası sempozyumu, 14 maddelik sonuç bildirgesiyle sona erdi. Bildirgede, nüfus artış hızındaki düşüşün engellenmesi, gençlerin evliliklerinin desteklenmesi, dijital tehditlere karşı ailelerin bilinçlendirilmesi ve üniversitelerde Aile Enstitüleri kurulması gibi önemli çağrılar yer aldı.
2 / 5İstanbul merkezli İslam Alimleri Vakfı ile Katar merkezli Dünya Müslüman Alimler Birliği'nin ortaklığında, Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlenen sempozyumda, Türkiye, Katar, Mısır, Filistin, Cezayir, Suriye, Fas, Pakistan ve İngiltere'den gelen bilim insanları bir araya geldi. Sempozyumun sonuç bildirgesinde, ailenin bireyin gelişimi ve toplumsal dayanışma için temel bir kurum olduğu vurgulandı. Nüfus yenilenme hızının kritik eşiğin altına düşmesinin ülkenin geleceği için ciddi bir sorun teşkil ettiğine dikkat çekilerek, evliliği, ebeveynliği ve neslin devamını teşvik eden, manevi değerleri gözeten kamu politikalarının hayata geçirilmesi talep edildi. Gençlerin evlilik öncesi ve sonrasında ekonomik ve sosyal zorlukların üstesinden gelmeleri için desteklenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, eş adayları ve evli çiftlere yönelik yapılandırılmış aile eğitimleriyle eş olma ve ebeveynlik bilincinin güçlendirilmesi önerildi.
3 / 5Bildirgede, dijital çağın getirdiği ekran bağımlılığı ve zararlı içeriklerin aile içi iletişimi ve nesiller arası bağları olumsuz etkilediği ifade edildi. Bu doğrultuda ebeveynlere yönelik sistemli dijital okuryazarlık eğitimlerinin verilmesi ve kültürel değerlere uygun alternatif dijital içeriklerin üretilip yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. Çocuklarla iletişimde şefkat, empati ve karşılıklı anlayışın esas alınması gerektiği belirtilirken, gençlerin inanç ve değer dünyalarının yasaklarla değil, ikna edici ve kapsayıcı yöntemlerle desteklenmesi gerektiği kaydedildi. Mevcut 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasının gençlerin meslek edinmelerini ve evlilik süreçlerini geciktirdiği savunularak, gençlerin hayata daha erken atılmalarını destekleyecek yeni bir eğitim düzeni oluşturulması önerildi. Aile içi anlaşmazlıklarda boşanmanın son çare olarak görülmesi gerektiği ve aileyi korumaya yönelik yasal düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi istendi. Ayrıca, eşler arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne katkı sağlamak amacıyla 'aile arabuluculuğu' ve 'aile hakemliği' mekanizmalarının hukuki ve işlevsel bir zemine oturtulması çağrısı yapıldı.
4 / 5Aile ve neslin korunmasına yönelik disiplinler arası bilimsel çalışmaların hızlandırılması gerektiği vurgulanan sonuç bildirgesinde, üniversiteler bünyesinde müstakil 'Aile Enstitüleri' kurulması önerildi. Türkiye'de 2025 yılının 'Aile Yılı', 2026-2035 döneminin ise 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' ilan edilmesinin aileyi güçlendirmek açısından önemli bir fırsat olacağı belirtildi ve kamu kurumlarının eş güdüm ve ortak akıl doğrultusunda hareket etmesi gerektiği ifade edildi. Bildirgenin son bölümünde, aileyi ve insan fıtratını korumanın tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı. Filistin'de yaşanan acılara da dikkat çekilen bildirgede, savaş ve zulüm altındaki ailelerin hayatta kalması, çocukların korunması ve neslin devamının sağlanması için İslam dünyası ile uluslararası topluma somut adımlar atma çağrısında bulunuldu.
Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek ve ziyaretleri analiz etmek için çerezler kullanılmaktadır. Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Gizlilik Politikası