Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2029'da %5 büyümesini öngördüklerini, enflasyonun düşürüleceğini ve kişi başına gelirin 20 bin doları aşacağını açıkladı. Kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılması ve ekonomi
1 / 8Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2029 yılına kadar kademeli bir büyüme göstererek yüzde 5 seviyesine ulaşmasını öngördüklerini belirtti. Elazığ'da düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi'nde konuşan Yılmaz, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye'nin dayanıklılığını koruduğunu vurguladı.
2 / 8
3 / 8Yılmaz, Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında 2025'te yüzde 3,7, 2026'da ise yüzde 3,3 büyüme beklediklerini söyledi. Önümüzdeki üç yıl boyunca büyümenin ivme kazanarak 2029'da yüzde 5'e ulaşacağını ifade eden Yılmaz, enflasyonun zirve noktasından gerileyerek 2026 Ağustos'ta yüzde 31,5 seviyesine ineceğini dile getirdi. Ayrıca, para, maliye ve gelirler politikalarıyla enflasyonun tek haneli seviyelere indirileceğini sözlerine ekledi. Cari işlemler açığının milli gelire oranının düşürüleceği, işsizlik oranının geriletileceği ve yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulacağı öngörülüyor. 2026'da milli gelirin 1,8 trilyon doları, kişi başına gelirin ise 20 bin doları aşması bekleniyor.
4 / 8
5 / 8Yılmaz, Türkiye'nin çevresindeki jeopolitik gelişmelere rağmen istikrarını koruduğunu ve güçlü ekonomik yapısının krizlere hazırlıklı olmasını sağladığını belirtti. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın önümüzdeki dönemin temel kavramları arasında yer aldığını kaydeden Yılmaz, bu kapsamda stratejik dönüşümün başlatıldığını söyledi. Kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılması, stratejik kapasitenin güçlendirilmesi ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığın artırılması hedefleniyor. Dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasındaki dengenin kurulmasının önemine değinen Yılmaz, fiyat istikrarını ve makroekonomik dengeleri güçlendirirken, üretim ve yatırım kapasitesini artırmaya yönelik politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini aktardı.
6 / 8
7 / 8Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin önemine dikkat çeken Yılmaz, yerli kaynakların aranması, üretilmesi ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesiyle depolama kapasitesinin artırılacağını belirtti. Yeşil dönüşümün bir rekabetçilik politikası olarak görüldüğünü ve cari açığı azaltarak makroekonomik istikrarı güçlendireceğini söyledi. COP31 toplantısının bu perspektifi ortaya koymak için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın da stratejik bir alan olarak görüldüğünü ve gıda arzını artırmanın dezenflasyon ve sosyal refah politikalarının önemli bir parçası olduğunu belirtti. Son 40 yılda terörün ekonomiye maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olarak hesaplandığını söyleyen Yılmaz, terörsüz Türkiye'nin ekonomik potansiyeli harekete geçirecek stratejik bir fırsat olduğunu vurguladı. Bölgesel kalkınma perspektifinin de ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinde önemli görüldüğünü ve bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltacak politikaların sürdürüleceğini sözlerine ekledi.
Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek ve ziyaretleri analiz etmek için çerezler kullanılmaktadır. Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Gizlilik Politikası