Haberglobal'in haberine göre; Avrupa'da zorlu grubunu lider tamamlayan ve oyunuyla beğeni toplayan Aslan, yurt içinde ise hem devreyi zirvenin 19 puan gerisinde 10. sırada bitirdi hem de Türkiye Kupası'na Denizli kazasıyla veda etti.

Galatasaray’da geride kalan ilk yarıyı değerlendirirken aklıma İskoç yazar Robert Louis Stevenson’un Dr. Jekyll ve Mr. Hyde romanı aklıma geliyor. Sadece Galatasaray’ın ilk yarıdaki Avrupa Ligi performansını değerlendirsem sayfalarca methiyeler düzmem gerekirdi.

Ancak Avrupa Ligi’nin tam tersi bir Süper Lig performansı, iki farklı yüzü vardı Galatasaray’ın.

Üç yıllık yapılanmayla sezona başlayan Aslan, 27 Ağustos'ta Avrupa Ligi kuraları çekildiğinde turnuvanın en zor grubuna düşmüş, üçüncülüğün başarı sayılacağı bir atmosferde maceraya başlıyordu.

İŞ KOLAY DEĞİLDİ AMA...

Lazio, Marsilya ve Lokomotif Moskova grubunda Galatasaray’ın işi kolay değildi ancak Fatih Terim’in genç takımı sıra dışı bir performansla namağlup grup liderliğine ulaştı. Kusursuza yakın bir oyun, doğru strateji akıcı hücumlarla fark yarattı Galatasaray.

Genç takımın yüksek enerjisi özellikle iç saha maçlarında muazzam bir sinerjiye dönüştü. Bu takım bütün Galatasaraylıları 96-2000 takımının yeniden var olabileceğine inandırdı. Galatasaray, Avrupa’da çok iyiydi. Galatasaray Avrupa’da Dr. Jekyll’dı.

Ancak Edirne’nin doğusuna geldiğimizde bambaşka bir Galatasaray izledik. Üretkenlikte sorun yaşayan, akışkanlığı olmayan, oyun kurulumunda ve set hücumunda ciddi problemleri olan bir Aslan... Galatasaray Türkiye’ye geldiği an Mr. Hyde’a dönüştü.

Metaforları bir yana bırakırsak; bunun sebepleri var. Galatasaray’ın mevcut kadrosu geniş alan bulduğu her maçta damakta çok güzel tat bırakan bir oyun oynamayı başarıyor. Ancak ne zaman ki alan daralıyor, Galatasaray’ın set hücuma dönmesi gerekiyor, işte o zaman işler tatsızlaşıyor.

Aslında bu tespiti en erken yapan da Fatih Terim oldu. Terim, 26 Ağustos’ta oynanan Randers maçının ardından set oyununda sorunlarının olduğunu söyledi.

Ancak o günden sonra Galatasaray set oyununda bir türlü istediği seviyeyi tutturamadı. Süper Lig’de özellikle Anadolu takımlarıyla yaptığınız maçlarda öne geçmek çok önemli. Çünkü bu ligde her takımın en önemli hücum silahları hızlı kanat oyuncuları ve forvetler oluyor. Gol bulamadıkça daha fazla risk alıp kalenizde çok fazla hızlı hücum tehdidi yaşıyorsunuz.

AZ ATTI, ÇOK YEDİ!

Avrupa Ligi’nde savunmasıyla gruptaki her takıma “dur” diyebilen Galatasaray, Süper Lig’de 19 maç sonunda 24 gol atabildi ve kalesinde 23 gol gördü. Bir büyük takım özelinde atılan çok az, yenen ise çok fazla. Sarı-kırmızılılar bu 19 maçın sadece 7’sini kazanabildi. 6 kez yenildi, 6 kez de berabere kaldı. Lider Trabzonspor ile 19 puanlık çok ciddi bir fark bulunuyor. Bu dakikadan sonra şampiyonluk söylemlerinde bulunmak çok gerçekçi gelmiyor.

Yapılanmaya giderek, genç bir kadro kurmak uzun vadede çok büyük avantaj, kısa vadede ise yine çok büyük dezavantajlar yaratabiliyor. Buna rağmen Galatasaray, Avrupa’da kadronun avantajını kullanmayı başardı. Belki 10 yıl önce değil ama bugün ülke futbolunun içinde bulunduğu konjonktürde Avrupa Ligi’nde son 16’ya kalmak çok ciddi bir başarı...

Ligde ise bu kadronun son vuruşlardaki tecrübesizliği, top kaybına yatkınlığı gibi dezavantajları çok fazla yaşadı Sarı-kırmızılılar...

Ancak bu sezonki koşullar ne olursa olsun Galatasaray’ın stratejisini değiştirmemesi gerektiğini düşünüyorum. Zaten ne başkan Burak Elmas’ın ne de teknik Direktör Fatih Terim’in böyle bir niyeti var. Bu yapılanmaya baskı ne kadar artarsa artsın devam etmek istiyorlar. Doğrusu da bu. Takımlar hem çağı yakalamak adına hem de ekonomik açıdan bu dönüşümü kurgulamak ve hayata geçirmek zorunda.

TRANSFERDE ÖNCELİK...

Galatasaray’ın şu an için en önemli problemi merkez orta saha oyuncuları gibi duruyor. Bu öncelikli bölgeye iki transfer yapılması planlanıyor. Fırsat olursa kadroya bir golcü de katılmalı. Çünkü Diagne, Mostafa Mohamed ve Halil, bir türlü gol yükünü çekemedi. Bunda merkez orta sahaların üretkenlikten uzak yapısının da etkisi var ama yine de Aslan'ın daha etkili bir gol ayağına ihtiyaç duyduğu aşikar.

Devre arasına 10. sırada giren Galatasaray, bu dokunuşlarla Avrupa’da olduğu kadar Süper Lig’de de uygun futbol oynayacak bir oyun kurgusu oturtabilirse, şampiyonluk gelmese bile sezon sonunda ligi çok daha üstte bitirecektir. Avrupa’da ise söyleyecek bir şey yok. Galatasaray üstüne düşeni yaptı. Bundan sonrası kura şansı ve aynı kararlı oyunun devam etmesi.