Eski yüksek yargı üyeleri ikinci kez hakim karşısında

Duruşmada eski Anayasa Mahkemesi raportörü Ünal, eski HSYK üyesi Okur, eski HSYK Başkanvekili Hamsici, eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Erdem ve eski Danıştay üyesi Bektaş tanık olarak dinlendi

Eski yüksek yargı üyeleri  ikinci kez hakim karşısında

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmada, eski Danıştay üyesi sanık Kasım Davas, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, Davas ile avukatı ve çocukları katıldı.

Duruşmada eski Anayasa Mahkemesi raportörü Recep Ünal, eski HSYK üyesi İbrahim Okur, eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem ve eski Danıştay üyesi Vahit Bektaş tanık olarak dinlendi.

Ünal ve Okur, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katılırken, diğer tanıklar salonda hazır bulundu.

Recep Ünal verdiği ifadede, Anayasa Mahkemesinde görev yaparken 2013'te FETÖ'nün yargı yapılanması içinde örgüt mensubu yüksek yargı üyelerinin çocuklarıyla ilgilenen eğitim birimi olduğunu öğrendiğini söyledi.

Bu birim içinde faaliyetlerde bulunmasının istendiğini anlatan Ünal, bu kapsamda o dönem Danıştay tetkik hakimi Harun Samsa ile irtibat kurduğunu ve örgüt mensubu yüksek yargı üyelerinin çocuklarının "ışık evleri" denen örgüt evlerine geliş gidişini takip ettiğini, velilerle görüştüğünü belirtti.

 Adresini ve çocuğunun ismini söyledi

Sanık Davas ile bu kapsamda tanıştığını ifade eden Ünal, Davas'ın çocuğuyla ilgilendiğini, 2014'e kadar ayda bir veya iki kez evine gittiğini kaydetti. Ünal, Davas'ın adresini ve ilgilendiği çocuğunun ismini de söyledi.

Sanık Davas ise ayda bir, iki kez görüştüğü birini hatırlamamasının mümkün olmadığını, tanığı ilk kez gördüğünü ileri sürdü.

İbrahim Okur da sanığın Ankara İdare Mahkemesi Başkanıyken Kırıkkale'ye tayin edildiğini, ardından Başbakanlıkta Müsteşar Yardımcısı olduğunu, 2011'den sonraki 3. veya 4. seçimde Danıştay üyeliğine seçildiğini anlattı.

Davas'ın kayınpederi dolayısıyla cemaatle irtibatlı olduğunu duyduklarını belirten Okur, sanığın, Zerrin Güngör'ün göreve geldiği Danıştay Başkanlığı seçiminin uzaması nedeniyle cemaatçilere yönelik eleştirilerde bulunduğunu söyledi.

Eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici de Davas'ın, 2011'de Yargıtay ve Danıştay'a yapılan üye seçimi için eski HSYK Genel Sekreteri Mehmet Kaya'nın evinde yapılan toplantıda gündeme getirilen isimlerden olmadığını belirtti.

Hamsici, bu seçimden sonra Danıştaya yapılan 3. veya 4. seçimde cemaatçi kurul üyelerinin seçebileceği kıdemli üye kalmadığından Davas'ın isminin gündeme geldiğini, seçilmesini kendilerinin de desteklediklerini kaydetti.

Ahmet Hamsici, Davas'ın yaptıkları görüşmelerde, cemaate yönelik eleştirilerde bulunduğunu anlattı.

Eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem de sanığın muhafazakar kimliğiyle tanındığını, cemaatçi olarak bilindiğini söyledi.

Sanığın, kendilerinden önceki HSYK döneminde Ankara İdare Mahkemesi Başkanıyken Kırıkkale'ye atandığını ve bunun bir haksızlık olarak görüldüğünü ifade eden Erdem, daha sonra Başbakanlıkta Müsteşar Yardımcısı olarak görevlendirildiğini ve 2012'ye kadar bu görevde kaldığını belirtti.

Erdem, sanığın isminin Danıştay üyeliği için 2011'deki seçimde gündeme gelmediğini, sonraki dönemde seçildiğini aktardı.

Eski Danıştay üyesi Vahit Bektaş ise sanığı öğrencilik döneminden tanıdığını, o yıllarda da sohbet toplantılarının yapıldığını belirtti. Sonraki yıllarda sanığın Gülen cemaatiyle bağının koptuğunu düşündüğünü anlatan Bektaş, Danıştay üyesiyken de Başbakanlıkta çalışırken de cemaate yönelik eleştirilerde bulunduğunu ifade etti.

Bektaş, soru üzerine, sanığın yapıyla irtibatı nedeniyle kapatılan bir hastanede iftar yemekleri verdiğini duyduğunu da dile getirdi.

Tanık ifadelerine karşı söz verilen Davas, bu yapıyla daha önce irtibatlı olduğunu ancak sonraki dönemde bağını kopardığını, bahsi geçen hastanede verilen iftarlara katıldığını, kendisinin burada yemek vermediğini savunarak tahliyesini istedi.

Duruşma Savcısı Müslüm Canpolat ise ifadeler ve dosyaya gelen belgeler doğrultusunda sanığın örgütte üst düzeyde olmasa da bağının devam ettiğinin anlaşıldığını kaydetti.

HTS kayıtlarına göre sanığın yakın zamana kadar örgütün kilit isimlerile görüşmeler yaptığını dile getiren Canpolat, örgüt mensupları arasındaki ByLock yazışmalarında da sanığın örgütle bağını koparmadığının görüldüğünü ifade etti.

Mahkeme heyeti, aranın ardından sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Güncelleme Tarihi: 27 Mart 2018, 00:03
YORUM EKLE