Şansa inanmalı mıyız?

Şansa inanmanın bireylerin fikirlerinde rol aldığını biliyor muydunuz?

banner311
Şansa inanmalı mıyız?

Şansı, anlamsız gibi gözüken olaylara bir açıklama getirme çabası olarak tanımlamak mümkün aslında. Öte yandan bu yaygın şans inanışı, bireylerin ya da kitlelerin fikirlerini etkileme doğrultusunda önemli bir rol üstleniyor.

Daha şanslı olarak görülen insanların, aslında önceki başarıları sebebiyle daha fazla risk alma eğiliminde oldukları bir gerçek. Lotoyu kazanan birey, ilk defa loto oynamış olabilir belki, ama olaya daha geniş bir perspektiften bakıldığında, hayatında geri kalan olaylarda da riskli kararlardan kaçınmayarak daha fazla denediği, daha fazla yanıldığı ama öte yandan çok denemesinin kaçınılmaz sonucu olarak (Leplace) farklı alanlarda da başarılı olduğu görülecektir.

Yahut belki de, hayatındaki risklerin toplam sayısına bakıldığında, başarıyla sonuçlanan tek denemesi o lotoydu, ama diğer başarısızlıklarını telafi edecek kadar büyük bir başarıydı, bunu bilmek her bireyin hayatındaki her riskin hesabını tutmak imkânsız olduğundan mümkün değil. Lakin ortak bir sonuç var: şansa sağlıklı bir oranda inanan insanlar, daha fazla risk almaya ve bu sebeple de daha fazla kazanmaya eğilimli oluyorlar. Kazanma oranları arttıkça da, şanslı sıfatı beraberinde geliyor.

Kuantum mekaniğine karşı determinizm: şans hangisinden yana?

Bilimsel olarak dayanağı olmaması yönüyle öne çıkan şans, determinizmde sınıfta kalırken, kuantum mekaniğinde kendine yer bulabiliyor. Bu kavramlara aşina olmayabilirsiniz, o yüzden öncelikle kısaca her iki alanının da temel aldığı görüşlerden bahsetmekte fayda var.

Newton mekaniğine göre, herhangi bir objenin başlangıçtaki hızı, konumu ve durumu bilindiği takdirde, ileriki aşamalarda bulunduğu yerle ilgili de çıkarım yapılabilir. Bu çıkarım, yaşadığımız evren için determinist bir portre ortaya çıkarır.

Yani sisteme etki eden her öge ayrı ayrı hesaba katılırsa, gerçekleşecek olayların hepsi de aslında bilinebilir/hesaplanabilirlerdir. Havaya attığınız bir paranın yazı veya tura gelip gelmeyeceği madeni paranın ağırlığına, çapına, rüzgâra, yer çekiminin bulunduğunuz konumdaki etkisine, parayı fırlattığınız kuvvete, ısıya ve daha pek çok faktöre bağlıdır. Tüm evren için de geçerlidir bu durum, her bir olay birbirine ve pek çok etkene bağlı olduğundan hesaplanması imkânsız olsa da bilinebilirdir gözlemlenen ve gözlemlenmeyen oluşlar son tahlilde.

Bu açıklama, sizin de fark edeceğiniz üzere şansa yer bırakmaz, ama bir nokta yine de havada kalıyor: parayı atma kararını vermenizi sağlayan özgür iradeniz, evren örneğinde neye tekabül ediyor?

Kuantum mekaniğinin öncülerinden Schrödinger, başkalarının özgür iradelerinin bizim üzerimizdeki etkisine determinist bir yaklaşımla bakmakta bir sorun olmadığını, ama asıl karışıklığın klasik fiziğin temeli olan determinizm ve kendi özgür irademiz arasındaki çatışma olduğunu öne sürer. Başka bir deyişle Schrödinger, bütün faktörler bilinse dahi hesaplamalarla karar verilemeyecek bazı etmenler olduğunun altını çizerek, her olasılığın söz konusu olay yaşanana kadar eşit olduğunu öne sürer.

Bu hesaplanması mümkün olmayan faktörler rastlantıya dayandırılabilir, zira gözden kaçan yahut bilinmeyen küçük bir faktör bile sistemi kökünden değiştirebilme yetkinliğine sahiptir.

Sonuç olarak klasik fiziğin aksine, hesaplanabilirliğe karşı çıkan kuantum mekaniği, A ve B cisimleri arasında belirli bir yol olmadığı ve cismin izleyeceği rotanın bilinmesinin de hareket gerçekleşene kadar mümkün olmadığı savını temel alarak şans kavramına yer bırakır.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.