Başkanlık Sadece Erdoğan İçin İsteniyor!

Türkiye, 14 yıldır bir parti tarafından yönetiliyor. O partinin kurucu genel başkanı, yaklaşık 11,5 yıl başbakanlık yaptı; iki yılı aşkın bir süredir de fiilen başkanlık yapan Cumhurbaşkanımız olarak görevde. Başkanlık sisteminin hangi açılardan Türkiye’ye avantaj sağlayacağı konusu yeterince açıklanmadığı için mesele şahsa indirgeniyor.

Başkanlık Sadece Erdoğan İçin İsteniyor!

"...Türkiye, 14 yıldır bir parti tarafından yönetiliyor. O partinin kurucu genel başkanı, yaklaşık 11,5 yıl başbakanlık yaptı; iki yılı aşkın bir süredir de fiilen başkanlık yapan Cumhurbaşkanımız olarak görevde. Başkanlık sisteminin hangi açılardan Türkiye’ye avantaj sağlayacağı konusu yeterince açıklanmadığı için mesele şahsa indirgeniyor ve bazı çevreler, sırf bu sebeple karşı çıkarken bazıları da sadece bundan dolayı taraftarlık gösteriyor.

Hâlbuki sistem meselesinin şahıslardan bağımsız olarak düşünülmesi gerektiğini söylemek bile zaittir. İfade etmek gerekir ki, ülkemizde şu veya bu şekilde teamülleri yerleşmiş bir parlamenter sistemin ıslah edilmesi yerine, Başkanlık sistemine geçişin tercih edilmesinin sebepleri ve gerekçeleri yeterince anlaşılamamıştır.

İçinden geçtiğimiz sürecin gerektirdiği güçlü yürütme erki ihtiyacı açıktır ama hâlihazırda bunun önünde bir mani yoktur. Tabii bu konuda millî iradenin tecelligâhı olan Meclis’imiz ve nihai olarak Türk milleti son sözü söyleyecektir. Şayet millî irade, bir sistem değişikliği lehinde tecelli ederse bunun denge-denetim mekanizmalarının sağlam bir şekilde kurulduğu, milletin ortak aklının, ortak vicdanının temsil edildiği bir yapı olması, hayati önem taşıyacaktır. Bu bakımdan, yasama ve yargının yürütmeden bağımsız olması, olmazsa olmaz bir gerekliliktir.
***
Bu, son derece hassas ve kritik dönemden, ordumuzu ve milletimizi hedef alan darbe girişiminin ve bizi de içine alan vekâlet savaşlarının da ağırlaştırdığı zor durumdan, Türk milleti ve devletinin daha da güçlenerek çıkması için hepimizin dikkatli, özenli ve millî birliği takviye edici bir üslup ve yaklaşım göstermesi lazımdır.

 

Gönül adamı Yunus’un dediği gibi, sözümüz savaşı kesmeli; ağulu aşı yağ ile bal etmelidir.

Birbirimizi ötekileştirmeden, itidalle; dinleyerek, konuşarak, istişare ederek meselelerimize çözüm yolları aramalıyız. Meşveret hem kadimden beri devlet geleneğimizin en önemli ilkelerinden biridir hem de dinimizin emridir.

Yine, büyük bilge Yusuf Has Hâcib’in dediği gibi, “Akıl karanlık gecede bir meş'ale gibidir; bilgi seni aydınlatan bir ışıktır.”.

Türk milletinin Türk ve İslam âlemine yeniden önder olacağı bir geleceğe yürümenin ilk ve en önemli şartı birlik içinde, akıl ve bilgi ile hareket etmektir. Bu bakımdan geçmişi dondurmadan, kutsallaştırmadan, tabulaştırmadan ama iyi bilerek, ibret ve ders alarak, yanlışlarını tasfiye edip güzelliklerini zamana taşıyarak geleceği inşa etmeliyiz..."

Prof. Dr. Mehmet ÖZ

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2016, 15:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER