Cemaatle ilgili şok bilgiler

Cemaat ve Akp'nin kavgası beraberinde iki tarafında yazarları tarafından bir itiraf sahnesine döndü gün geçmiyor ki bir yazar çıkıp bir gerçeği gözler önüne sermesin.....

Cemaatle ilgili şok bilgiler

Yeni Akit yazarı Hasan Karakaya bugünkü köşesinde Cemaat’e dair çok çarpıcı bilgiler kaleme aldı. Buna göre; Hac’da Diyanet İşleri Başkanı “Vakfe Duası” yaptırırken, Cemaat alternatif dua yapmış. Hasan Karakaya’nın bir diğer iddiası ise Mavi Marmara olayına dair…

İşte Hasan Karakaya’nın köşesinden ilgili bölüm: 

“ALTERNATİF VAKFE Mİ?

Bana ulaşan bilgilere göre;

Son “Hac”da; Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Arafat’ta “Vakfe Duası” yaptırırken, “Cemaat’in Abileri”, başka bir çadırda toplanmışlar ve “Görmez’in duası”na “Amin” demek yerine, “kendi dualarını kendileri yapmışlar” iyi mi?..

Sizin anlayacağınız;

BDP’lilerin “alternatif Cuma”ları gibi, cemaat üyeleri de Arafat’ta “alternatif dua” yapmışlar!..

İyi de;

“Cemaat üyeleri”nin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez’e bu “tavır”ları, bu “tepki”leri, bu “ambargo”ları niye?..

Tepkileri “Diyanet Kurumu”na mı,

Yoksa “Görmez’in kişiliği”ne mi?..

Bu “ambargo”nun sebebi; Prof. Mehmet Görmez’in, 31 Mayıs 2012 tarihinde, Kazakistan’ın başkenti Astana’da gazetecilere sarfettiği sözler olabilir mi acaba?..

Astana’da, “Türk gazeteciler”in sorularına cevap veren Diyanet İşleri Başkanı demiş ki;

“Dinler arası diyalog olmaz, din adamları arasında diyalog olur... Yani iki farklı dinden din adamı oturup örneğin çevre ile ilgili, savaşlarla ilgili bir konuyu görüşebilir, bu diyalogdur... Ancak dinler arası diyalog olmaz... Dinler birbirine dönüştürülemez, din adamları dünya ile ilgili yaşanan sorunlarla ilgili sorunlarını tartışır.”

Gel de merak etme;

Mehmet Görmez’e konulan “kısmi ambargo”nun ve “alternatif dua”nın sebebi; “Dinler arası diyalog olmaz” dediği için midir acaba?..

MAVİ MARMARA OLAYI

Merak ettiğim bir şey daha var:

Filistin’e “gıda yardımı” götürecek Mavi Marmara gemisi yola çıkmadan önce; ölüm pahasına Gazze’ye değil de, “mutedil” kalarak ve “İsrail’e karşı gündem” oluşturarak Mısır’a gitmeyi de içine alan “Beş alternatifli bir plân” hazırlanmıştı...

Bu plân, İHH tarafından Zaman yazarı Hüseyin Gülerce’ye 2 defa, Mehmet Kamış’a 1 defa anlatıldı mı?..

Hüseyin Gülerce veya Mehmet Kamış, bu plandan Hocaefendi’yi haberdar etti mi?..

Şunun için merak ediyorum;

Hocaefendi’yi haberdar etmedilerse; bu Gülerce ve Kamış’ın hatasıdır... Haberdar ettilerse; Hocaefendi; “Terör devleti İsrail’in 9 Türk’ü katlettiği” saldırı için; niye “Otoriteden izin almaları lazımdı!” dedi?..

Uzun lâfın kısası;

“Fitne” lâfının ağızlara sakız olduğu ve bunu özellikle Cemaat mensuplarının hovardaca çiğnediği şu son günlerde, bir de kendilerinin aynaya bakması gerekir diye düşünüyorum...

Herkese “Fitneci” diyorlar...

Kendileri;

“Sütten çıkmış ak kaşık” mıdır?..”

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2013, 13:40
YORUM EKLE