Akif’in torunundan İstiklal Marşının Arapça okunmasına tepki!

Kırıkkale Üniversitesi'nde İstiklal Marşımızın Arapça okunması ile başlayan tartışmalara son noktayı Mehmet Akif Ersoy'un torunu koydu. Selma Ersoy Argon, "Uygun bulmuyorum" dedi.

banner311

Yeniçağ'ın haberine göre Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu'nun Halk TV'de yayınlanan ve izleyicileri ekran başına kilitleyen Ceviz Kabuğu programına konuk olan torun Ersoy, önemli açıklamalar yaptı. Programa Akif'in bugün yayınlanan dergisi Sebilürreşad'ın GYY yönetmeni Fatih Bayhan ve derginin yazı kurulu başkanı Recep Garip de katıldı..

İstiklal Şairimiz Ersoy'un yaşamı, kendisine yapılan ajanlık ve hainlik suçlamaları, marşı kendisinin yazmadığı, Kur'an'ı Kerim mealini yakıp yakmadığı ve "İrtica 906" koduyla "mürteci" olarak fişlenmesi konularında tarihe ışık tutan açıklamaların yapıldığı Ceviz Kabuğu programı 6 saat 25 dakikalık canlı yayın ile de yeni bir canlı yayın rekoru kırdı.

TARİHE KAYIT DÜŞEN PROGRAM

Dr. Sosyolog Hulki Cevizoğlu'nun tarihe yeni bir belge olarak geçen Ceviz Kabuğu programındaki önemli başlıklar şöyle:

Hulki Cevizoğlu: Çanakkale şiirinde de bahsettiği Asım'ın nesli bugün hangi noktada, Türkiye'nin gençleri ne denli bunu gerçekleştiriyor. Popülizmin yerine gerçek bilginin peşinde koşmak isteği ne denli canlılığını koruyor?

Mehmet Akif ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamamış bir şair. Atatürkçü yönetimlerde bile "İrtica 906" kodu ile mürteci olarak kodlanmış, İstiklal Marşı kabul edildikten sonra bile yıllarca takip edilmiş. Kendi söylemi ile "ben vatan haini miyim, beni neden takip ediyorsunuz?'' diye bunu dile getirmiş.

Kadir Mısıroğlu, Akif hakkında ağır ithamlarda bulunmuş, İslami camiaya mensup gözüken bir Profesör (Şimşirgil) Akif'in İngiliz ajanı olduğunu iddia etmiştir.

Ancak her şeye rağmen, Milli Mücadele'ye büyük yararlılıkları olmuş bir şairimiz.

Oğlu sefalet içinde ölmüş, bedenini çöplükte (konteyner) içinde bulunmuştur. Atatürk'ü sirozdan ölmesi nedeniyle "içkici" diye eleştiren bazı çevreler İslam Şairi Akif Ersoy'un sirozdan öldüğünü bilmiyorlar.

"TV'LER AKİF'E KAPALI!"

Fatih Bayhan: Başka hiçbir televizyon kanalından teklif gelmedi. Eğer bugün bir Türkiye Cumhuriyet'i varsa Akif'in emeği ve gayreti vardır, Akif'i filan yerin falan yerin diye bölmek yanlıştır, Akif milli şairdir. Nurullah Ataç, Akif bir mahalle kahvesi hatibidir, der ve İstiklal Marşı'nı marş olarak tanımlamaz. İslami çevrelerden de Akif'e eleştiri var. Biz eğer milli şairi üzerine ittifak edemeyen bir toplum haline gelirsek, bu işin içinden çıkamaz ve gelişme gösteremeyiz.

Marsilya marşı 1890dan beri tartışılmaz, ama bu ülkede İstiklal Marşı hala tartışılıyor.

Entelektüellerin gündemi bu şekilde dolduruyor, halkın Akif'i tartışacak bir entelektüel düzeyde olmaması bir yana, en azından İstiklal Marşı şairi diye üzerinde ittifak kurdukları bir şahsiyet olmuştur Akif.

Hulki Cevizoğlu: Eğer Kadir Mısıroğlu'na sahip çıkan televizyon kanalları var ise, Akif'e bu kadar ağır hakaret ettiği halde size ekranları açmıyorsa, sizlerin o kanallara gitmemesi şereftir, doğru olandır.

BİGADİÇ'TE Mİ FATİH'TE Mİ DOĞDU TARTIŞMASI

Recep Garip: Akif, Fatih'te doğmuştur. Çocuk yaşında Fatih camiye girişini biliyoruz. Çocukluk hayatını anlatırken Fatih semtinden ve sokaklarından bahseder.

İnsanlar toplumlar kendi yıldızları ile birlikte yaşıyorlar. Topluma rehberlik etmiş insanlar, binlerce yüzyıl öncesinden devam edip gelen bir sürü kahramanımız öncü insanımız var ve bunlardan biri Mehmet Akif. Mevsimleri yaşarken her zaman bahar gelmez. Kendi şartları içerisinde değişir ve dönüşür. Bu yüzden tek başına Mehmet Akif'i ele aldığınızda boşlukta kalırsınız.

Hayatını bütünü ile ele almanız lazım. Babası da hoca, Babasının ilk hocası olduğu (Fatih medresesi). Safahat'ta babası ile ilgili olan anıları, çocukluğunun ve camide başlayan ilk zamanlarının şiirleri var. Çocukluğu Fatih medresesinde geçmiş. Annesi hafız olmasını istiyor. Babası çalışkan bir insan aynı zamanda da medrese hocalığı yapıyor. Babası dini ilimleri ben öğretirim, o diğer ilimleri öğrensin diyor. Böyle çift kutuplu bir iklimde büyüyor. Hiç kimseye yaranamaz halinin nedeni belki bu 4 yaşında başlayan hadise.

Selma Argon Ersoy: Mehmet Akif'i ben bütün gençliğin dedesi olarak atfetmek istiyorum. Ben kızı Suat Hanım'ın en küçük kızıyım ve torunların en küçüğüyüm. Aile olarak kütüğümüz Fatih'te.

Dedemin yaşadığı dönem bütün çalkantılı dönemin başlangıcıdır. 93 Harbi, 4 yaşına denk gelir ve daha sonra karmaşık bir siyasi iklimin içinde büyür. Hassas bir yaratılışı var. En büyük keşkelerimden biridir. Yetişemedim… Ne yazık ki dedem öldükten sonra 1 ay sonra doğdum.

Dedemin tek çocuk şiiri Ablam Ferda'ya yazılmıştır. "Ferda Kadın" adında. Yarınlara olan ümidini son satırında belirtir. " zira yarın dünden güzel.'' diyerek.

Hulki Cevizoğlu: Ana mesleği veterinerlik, baytarlık olsa dahi İstiklal Marşı'nı Akif yazdı.

Selma Argon Ersoy: Kendimi dedemi ve karakterini öğrenmek zorunda hissettim. Şu anda da her yönü ile araştırmaya çalışıyoruz. Hem şair yönünü hem de dede ve baba olduğunu hatırlayarak kişiliğini. Babası gibi O da çocuklarını her yönden geliştirmeye çalışmıştır. Annemin yırtmak istediği, dedemin Mısır'dayken gönderdiği mektupları ablamla puzzle gibi birleştirerek bir araştırmacı arkadaşımız aracılığı ile Firaklı Nağmeler adı altında bastırdık. Sebilürreşad Derneği ile bütün eserlerine sahip çıkmaya çalışıyoruz.

MISIR'A GİDİŞ NEDENİ ŞAPKA'YA MUHALEFET DEĞİL

Hulki Cevizoğlu: Akif'in Mısır'a gidişinin Şapka Devrimine ve Atatürk'e muhalefet nedeniyle olduğu iddia ediliyor. 11 yıl sürgün hayatında sizlere yazdığı mektuplar da bundan söz ediyor mu?

Selma Argon Ersoy: Dedem yaşadığı hayattan hiçbir zaman şikâyet etmemiştir. 1925'te, daha Şapka Kanunu çıkmadan gitmiştir. Gidişinin Şapka Kanunu ile bir alakası yoktur.

Ona, "Şapka Kanunu'na muhalefet ettiğiniz için gittiğiniz söyleniyor" dendiğinde, "Ben kendimi bildiğimden beri kafaların üstüne ne giydiğimizin ne önemi var, ben ömrüm boyunca hep kafamızın içine ne koyduğumuz ile ilgilendim" demiştir.

Fatih Bayhan: Yaşadığı hayal kırıklıklarıdır. 2. Meclis'te vazife verilmeyince kırgın bir şekilde önce İstanbul'a gidiyor, o sırada Takrir-i Sükûn Kanunu çıkartılıyor ve Sebilürreşad kapatılıyor. Sebilirrüşed, Kuvayi Milliye medyasıdır, Anadolu'ya Kuvayı milliyenin yanında dimdik duran bir dergi. Atatürk'ün Akif aleyhine sözlü yazılı herhangi bir ithamı belge olarak yok.

Dr. Cevizoğlu: Damadı Ömer Rıza Doğrul'un "Tanrı Buyruğu" adlı Kur'an mealinin dili müthiş biçimde Akif'e benziyor. Ben onun Akif'in eseri olduğuna, yakıldı denilen mealin aslında Doğrul tarafından kaleme alındığını inanıyorum. Ömer Rıza Doğrul da üst derece mason aynı zamanda!

Selma Argon Ersoy: Akif'in Damadı El-Ezher Üniversitesi Dini İlimler Fakültesi mezunu Ömer Rıza Doğrul öz Türkçe yazdığı Tanrı Buyruğu adlı Kuran Meali'nin bir kısmı Mehmet Akif'e ait ve üslup benzerlikleri içeriyor. Kendini Mısır'a gönüllü sürgün etmiştir.

MİLLİ MÜCADELE'YE BÜYÜK KATKILARI

Ek olarak, Akif, milli mücadelede çok büyük görev üstlenmiştir. Kendisi milli mücadeleye inanmış, insanları da inandırmıştır. Çankırı vaazlarında da Mustafa kemalin etrafında toplanmanın en önemli görev olduğunu defalarca belirtmiş, halkı mücadeleye inandırmıştır.

Fatih Bayhan: Vatan toprakları işgal altındayken, Ankara'da Mustafa Kemal meclisi inşa ederken, İstanbul'da Yüzbaşı Yavuz'a bir telgraf çeker. "Halkın Kuvayi Milliye'ye desteğinde bir sıkıntı görüyorum. Ulema ve bilhassa şair Mehmet Akif'in Ankara'ya naklini istiyorum'' diye belirtir.

Yani Atatürk ile arasında bir problem yaşanmamıştır hiçbir zaman. Halkın Mustafa Kemal'e ve yeni kurulan meclise itimadını gerçekleştirmek ve güçlendirmek üzere, böyle önemli bir görev için Akif Ankara'ya çağrılmıştır.

Hulki Cevizoğlu: Kurtuluş Savaşı aslında bir istihbarat savaşıdır. Ve Atatürk'te diğer medya kanalları işgal devletlerin elinde olduğu için Akif'in gücünün ve etkileme yeteneğinin farkındadır.

Recep Garip: Mehmet Akif'in Ankara'ya geçmesini sağlayan bir telgraftır.

Cami kürsüleri o dönemde halkın nabzının tutulduğu, meselelerin halledildiği, iletişim mekanlarıdır. Kurtuluş Savaşı'nda bir medya yok. Olan medya da satılmış bir medya. Her konuşması çoğaltılıyor ve cephelere dağıtılıyor.

Hulki Cevizoğlu: Mehmet Akif Milli Mücadeleyi, kurtuluş savaşını her açıdan desteklemiştir. Kalem kılıçtan üstün bir noktaya gelmişti bir noktada.

Milli mücadele aleyhinde din adamlarının etkisi inanılmazdır. Mehmet Akif camide tam tersini yapıyor. İdam fermanı dahi çıkartan diğer hocaların aksine vaazları ile Mustafa kemalin yanında oluyor.

Cahilliği sistematik olarak sürdürenlere şöyle diyor:

"Ey millet, uyan! Cehline kurban gidiyorsun!

İslâm'ı da "Batsın!" diye tutmuş, yediyorsun!

Allah'tan utan! Bâri bırak dîni elinden...''

Hakimiyeti Milliye gazetesinde Mehmet Akif'in Ankara'ya gelişi İslam Şairi Akif bey başlığı altında yayınlanıyor.

Fatih Bayhan: Ali Özek hocanın hatıraları önem taşıyor. Hatıralarında ince bir detay var. Mustafa Kemal Paşa "beni yalnız bırakmayın Akif Bey Milli Eğitim Bakanlığını siz üstlenin.'' Dedi ancak Akif siyaset ile ilgilenmediği için bunu kabul etmiyor. Mustafa Kemal ile ilişkisinde üç safha var. Kurtuluş Savaşı ve öncesi, Savaştan hemen sonraki dönem ve 2.meclis sonrası dönem.

İlk safhadaki Mustafa Kemal'in etrafında toplanın tavrını üçüncü safhada göremiyoruz. Çünkü ikinci mecliste görev istediği halde alamıyor ve Taceddin'de birlikte kaldığı Ali Şükrü, Topal Osman tarafından öldürülüyor. Gönül kırgınlığı başlıyor.

TORUN ERSOY: "MISIROĞLU'NUN SÖZLERİ İSTİKLAL MARŞI'NA HAKARETTİR"

Fatih Bayhan: Mısıroğlu söylediği hususların hiçbirinde haklı değildir, meseleye doğru yerden bakmıyor. Akaid, edebiyat, dil bilgisi, tarih, siyaset meselesinde de hiçbir doğru bağlamdan bakmıyor.

Kendi kendisini İstanbul'un işgalinden haberi olmayan bir tarihçi haline düşürüyor. Kendisi Abdülhamit için kırmızı çizgim der, bizimki de Mehmet Akif.

Hulki Cevizoğlu: Bizim kırmızı çizgimiz de Atatürk.

Fatih Bayhan: Biz Akif'in ailesi ile Mısıroğlu'na hakaret davası açtık, kendisi "Ben ahir ömrümde Akif'e hakaretten yargılanan bir adam olarak ölmek istemiyorum" dedi. Biz de videolarını silmesi karşılığında hakaret davasını geri çekeceğimizi söyledik. Ancak o sildikten bir süre sonra, aynı hakaretleri sürdürmeye devam etti.

Selma Argon Ersoy: Hayatta olmayan bir kişiye karşı yapılmış hakarettir. Aynı zamanda İstiklal Marşı'na karşı da yapılmış bir hakarettir. Mısıroğlu'nun yaptığı bir diğer eleştiri de "korkma" sözüne,

Fatih Bayhan: İstiklal Marşı'ndaki Korkma'nın anlamı: Hz. Muhammed’in saklandığı mağarada (Mekke'den Medine'ye hicret sırasında) Hz Ebu Bekir'in titremesini hissedince korkma! Allah bizimle beraber der. Akif de buradaki Korkma'dan yola çıkarak… "Ey milletim, Adana, Kars, Ardahan, Batum, Maraş işgal edildi, balkanlardan 100 bin yetimle sürgün edildik ama sen korkma!'' der. İstiklal Marşı'nda kuran ayetlerine sürekli atıf vardır.

Selma Argon Ersoy: Son ocak sönene kadar korkmayacaksın. Korkmamayı öğretmeye çalışıyor o şartlarda.

"İÇKİCİ" NEYZEN TEVFİK İLE KADİM DOSTLUK

Fatih Bayhan: Neyzen Tevfik ile arkadaştır ve hep tövbe ettirmeye çalışmıştır. Aralarında her zaman bir öğretmen öğrenci ilişkisi vardır. Neyzen Tevfik'e hediye ettiği Safahat'ta "kadim dostum Neyzen'e ebedi hatıramdır" cümlesini not düşmüştür. Neyzen'e hitap ettiği asıl şiir Derviş Ahmed şiiridir.

Selma Argon Ersoy: Tevfik ile beraberliğinde hoca talebe ilişkisi var. Birbirlerine bir şey öğretmek onlar için çok büyük bir haz teşkil ediyor. Neyzen Tevfik Mısır'a Ersoy'un peşinden gidiyor. Tevfik ilmin kapılarını Ersoy sayesinde araladığını söylemiştir. Ersoy Derviş Ahmet şiirinde Tevfik'e hitap etmiştir. 3400. tövbesini bozması münasebetini bozması üzerine yazmıştır

AKİF, ATATÜRK GİBİ SİROZDAN ÖLDÜ

Dr. Cevizoğlu: Atatürk düşmanları, Atatürk'ü içkici olarak göstermek için hep Sirozdan ölmesini öne sürerler ama İslam Şairi, İstiklal Şairi Mehmet Akif'in de sirozdan öldüğünü ya bilmezler ya da gizlerler.

Selma Argon Ersoy: Mısır'dan Türkiye'ye döndükten bir süre sonra sirozdan vefat etmiştir.

Dr. Cevizoğlu: Soruzun bir içkiden bir de sıtmadan kaynaklandığı bilinmektedir. Doktorlarının raporunda Atatürk'ün içkiye bağlı siroz olmadığı da çok açık biçimde yazmaktadır. Akif de sıtma geçirmiş olmalı.

Selma Ersoy: Evet.

İSTİKLAL MARŞINI YAZMADI İDDİALARI

Dr. Cevizoğlu: Yalçın Küçük bizim Ulusal Kanal'daki Ceviz Kabuğu programında İstiklal Marşını Akif'in yazmadığını, kendisini de asla "Bunu ben yazdım" demediğini, Safahat'a koymadığını, yazanlardan birinin Münir Ertegün ve Yusuf Hikmet Bayur olduğunu iddia etmişti.

Selma Argon Ersoy: Neden Safahat'a almadı? Çünkü millete ve askere hediye etti. İstiklal marşını Akif'in yazdığının belgeleri de verilmiştir. Eskiz metinleri Bayhan'ın Hür Yaşadım Hür Yaşarım kitabında bulunmaktadır.

Selma Argon Ersoy: İstiklal Marşının yazıldığı Taceddin Dergahı'nda da duvarda istiklal marşının dizeleri bir üniversite öğrencisi tarafından bulunmuş ve tarafıma anlatılmıştır.

Fatih Bayhan: Üstelik Münir Ertegün, Akif'ten ders alan bir talebedir, Bir talebenin İstiklal Marşı'nı yazıp hocasının üstlendiğini söylemek çok büyük bir yanlış ve mantık hatasıdır.

Selma Argon Ersoy: İstiklal marşı yazım süresi Taceddin Dergahı'nda gerçekleşmiştir. İki günde yazmıştır. İlk kez dinleyen de Taceddin Dergahı'nın hocasının kızlarıdır.

Fatih Bayhan: Akif'in istiklal marşını yazmasını arzu eden Mustafa Kemal Paşadır. İstiklal Marşı'nı ancak Akif'in kendisi yazabilir diyen Mustafa Kemal Paşa'nın kendisidir. Mustafa Kemal, Akif'in Sebilürreşad'da yazdığı makaleler ve Çanakkale şiirinden yola çıkmıştır.

Selma Argon Ersoy: Çanakkale'nin geçilmediği üzere telgraf gelince Çanakkale şiirini yazar. Necid çöllerinde küçücük bir istasyonda gelen telgraf üzerine yazar.

MEHMET AKİF'İN KURAN MEALİ YAKILDI MI?

Fatih Bayhan: Sebilürreşad'da yazılma ve yakılma sürecinin Eşref Edip Bey tarafından anlatıldığı bir yazı serisi var.

11 yıl süren yazma sürecinin ardından hastalığı iyice ilerlemiş ve Mısır'dan ülkesine dönmüştür. Atatürk'ün meali istemesi üzerine, mealin bitmediğini belirtmiştir.

1936 Temmuz ayında İstanbul'a gelir, Atatürk 3 defa meali istettirir. Vefat ettikten sonra Yozgatlı İhsan Efendi (Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babası) Akif'in istediği gibi ölmeden Kuran mealinin bir kısmını yakar.

İSTİKLAL MARŞININ ARAPÇA OKUNMASI

Dr. Hulki Cevizoğlu: Kırıkkale Üniversitesi'nde İstiklal Marşı Arapça okundu ve büyük tepkiler doğdu. Siz, Ersoy olarak marşımızın Arapça okunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Selma Argon Ersoy: İstiklal Marşı'nın şiir olarak okunmasında herhangi bir sakınca yok, marş olarak okunması sakıncalıdır, uygun görmüyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.