Eğitim ve hukuk Akşener’in iki ana başlığı

Oda Tv'den Kemal Üçüncü yazdı.

Eğitim ve hukuk Akşener’in iki ana başlığı

Oda Tv'den Kemal Üçüncü yazdı.

07 Ağustos 2017 Pazartesi 10:49
3863 Okunma
Eğitim ve hukuk  Akşener’in  iki ana başlığı

Siyasal İslamcılar güvece soğan doğrarken Türk milliyetçileri devlet yönetiyordu

Olaylar ve  olgular teorik bir temele oturtulmadan açıklanmaya çalışılırsa kaçınılmaz olarak harak, kürek, tarak  çelişkisi ve cerbezesine düşülür. İçinden geçtiğimiz sosyo kültürel, siyasal süreçte en çok yaşadığımız şey teorik düşünme ve açıklama zafiyeti.

TENEKE GÜRÜLTÜSÜ ORTALIĞI KAPLAMIŞ DURUMDA

Uygar dünyada teorik meseleler entelektüeller, filozoflar, düşünürlerce açıklanır. Kamuoyu, medya düzeni ve kanallar onlara dikkat eder. Siyasiler bu mecralardan beslenirler. Siyasi partilerin hepsinin araştırma enstitüleri, siyasal ve stratejik düşünce üreten merkezleri vardır. Bilgiye ve bilene değer verilir. Zira bu kadar karmaşık olaylar silsilesi başka türlü yerli yerince anlaşılıp yorumlanamaz, doğru kanaat oluşturulamaz.

Bizde durum  hiçbir şeye benzemiyor. Gazeteciler, bir de bunların araştırmacı yazar tipleri, büyük telefonlu parlak ceketli kasaba politikacıları var, bütün sisteme hakimler. Ayrıca bunlara eşlik eden her dalda uzman akademiya mankenleri var. Çokça cahil ve bilgisizler, tam olarak bildikleri hiçbir konu yok,kulaktan dolma el yordamı bilgilerle yuvarlıyorlar.

Kendileriyle beraber fert başına 7 yıl eğitim düzeyi olan halkı da bir gayya kuyusuna yuvarlıyorlar.

 Kâinatla ilgili umum meseleler etrafındaki görüş ve düşünceler bunlardan ve bunların seçtiği kendileri gibi vasattaki adamlardan neşet eder, basın mecrası bunların elindedir. Çok şükür ki günümüzde sosyal medya bu eşitsizlikçi düzeni bozdu, bu çaka satanların okunma düzeyleri sosyal medyada neredeyse yok gibi ama olsun fors bin beşyüz.

İşin tuhafı rical-i devlet ve siyaset de  bu vasata mahkum. Orada da işler bu minvalde dönüyor.

Böyle bir tabloda kime ne anlatılır?

***

Geldiğimiz noktada siyasal İslamcı gelenek dayandığı epistemolojinin çağdışılığı yüzünden duvara dayandı. 100 yıl önce Balkan savaşı ve 1. Dünya savaşında arayıp bir türlü bulamadığı reel politikten ve düşünceden yoksun İslam dünyası İslam kardeşliği mitosu çöktü. Büyük bir çelişki yaşıyor.Bu çelişki ne yazık ki tıkanan siyasal ve sosyal sistemin de çelişkisi.

Milletleri kriz anlarından çıkaran milli mefkûreleri, ulusal perspektifleri ve kadrolarıdır. Bu manada  baktığımızda milli siyasal aklı ve siyaseti temsil eden MHP çok uzunca bir süredir zaman ve mekandan, reel politikten kopuktur. Kadro, program ve düşünce olarak çok zayıf bir yelpazedered veya destek  patinajı yapmaktadır. Milli bekayı şiir okumak, ergen aculluğu ile sert ve muhtevasız yer yer kaba sövgüye kaçan bir dile mahkûm etmek yetersizliktir.

MHP tarafından temsil edilen milliyetçi perspektif, siyasal İslamcı çizgi ile milli beka denilen ve içeriğinde milli tek bir kelime olmayan, “Türk milliyetçisi kadrolara hiçbir şekilde yer verilmeyen” yaklaşım ile Türk milliyetçiliği siyasi tarihinin en ağır  tablosu ve vebali  ile karşı karşıyadır. Siyasal İslamcılar güvece soğan doğrarken Türk milliyetçisi kadrolar devlet yönetiyordu. Akademideydi, kültür hayatındaydı.

Bugün tek bir milliyetçi Atatürkçü geleneğe mensup rektör yok, müsteşar yok, ciddi bürokrat, vali yok ama “millübeğa” var. Ne olduğunu sadece Bahçeli biliyor. Özel harekatçı, uzman çavuş kadroları bizimdir kimseye gaptırmayız! Orada ölüm var. Dünya cennetinde yalnız ülkücüler ölmek ister zira.

Soda içip geğirmek millübeğa ise pek âlâ. Tevil ve yalanlama ile bu tablo örtülemez.

HERKES YUTAR BİZ YUTMAYIZ

Milli beka sırf FETÖ ile ilgili değildir. FETÖ buzdağının görünen yüzüdür. Sorun temelinde bir zihniyet sorunudur. Diğerlerinin anayasal sisteme bakışı, Türk tarihine ,Atatürk’e bakışı FETÖ ile aynı bilgi evreninden beslenir.

Bizler Türk milliyetçileri bunu biliriz, ucuz numerolarla ikna olmayız.

Siyasal İslamcı tavır bütün tarikat ve cemaatleri ile doğası gereği anayasal sistemle çelişkilidir. Ayhan Oğan’lar o epistemolojiden çıkarım yaparak bu sonuca varıyorlar “kendi fikri doğrultusu içinde tutarlı ve  dürüstler”.! Yani Ayhan Oğan tekfir edilip , tepki gösterilse bu anlayışın kabul görmediği, paylaşılmadığı  sonucuna mı varacağız.? Küçük gülümsemelerin arka planını bilmiyor muyuz? Merdiven altı tarih kitapları ile  beslenen bir tarih şuursuzluğu buradan başka nereye çıkabilir?

Milli mefkûrenin her konuda söyleyeceği sözleri vardır, yeterki o sözleri ve literatürü bilen kadrolar olsun.

Türk Milliyetçiliği mefkûresi kimsenin mülkü, mirası değildir. Aslolan mefkûredir.

 Nato ve soğuk savaş etkisindeki dünyadaki tahayyül farklıydı. Hâlâ bu ısrar anlamsızdır.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Müsavat,Alaş Orda,CHP [Atatürk dönemi], CKMP
MHPbu  soylu zincirin haklarıdır.

Dürümcü, kantinci, otopark, güveç,kurtlar vadisi,gizemli devlet haberleri, “bilmedüğünüz şeyler var gavede duydum”, perspektifi ve ekonomisi üniversal bir milliyetçilik, insani vatanperverlik, yurtseverlik için yetersizdir.

Milliyetçiliği demokrasiden, insan hakları hukukundan, çoğulculuktan, pozitif hukuktan, müzakere ve eleştiriden yalıtan anlayışlarla kaba bir despotizme ve hiyerarşik, otoritersaflaşmaya  yuvarlanmak kaçınılmaz olur.

***

 Mevcut durumda ne nitelikli bilim var ne de metafizik, irfan ve manevi bilgi üretiliyor.

Hepsi bir Kamacı kültürün izdüşümleri.

Onları aşarak yeni bir epistemoloji veya nazari perspektif koymak gerekiyor.

Kültürel ve siyasal anlamda CastonBachelard’ın deyimi ile bir epistemolojik kopuş yapmamız gerekiyor.

Tamir , tecdid, , ihya fayda etmez artık.

LAFLAR ÇAĞDAŞ DÜNYADAN EN AZ 40 YIL GERİDE

Siyasi partiler üzerinden görünür kılınan tartışmada vasat çok düşük bütün kasa altı ekipler sahada. Siyasi partiler kanunu bu yüzden Türk siyasi hayatının ve kurumlarının en güçlü gizli mutabakatıdır. Arkalarında güçlü üniversiteler, akademik araştırma enstitüleri yok. Bilim adamları, entelektüellerin katkı sunacağı süreçlere kapalılar kıskançlar bu konuda, kasaba kurnazları örgütlü ve bütün sistemi tıkamış.

Sisteme yeni bilgi ve oksijen girmediği için iklimin  bunaltıcı havası sistemi zehirliyor .Yavaş yavaş topluca intihar ediyoruz. Karbon monoksit zehirlenmesi gibi kimse farkında değil.

Ne doğru dürüst sol bir program var, ne milli bir program ne de çağdaş muhafazakâr bir dil. Muhafazakârlıktan bunu beklemek haksızlık olur.

Kasaba avukatlarından, profesyonel politikacılardan rahmet bekliyorlar .

Mevcut bilgi evreni içinde kalınarak Türkiye’nin sorunlarına çözüm bulunmaz.

Bütün bilgi modelleri arkaik.

Nazari bir temele dayanmayan ilmi işçilik, dedim dedi ve güncel olaylar ve kişiler üzerinden işleyen bir polemik düzeni fikir ve düşünce sanıyor.

Yaygın görsel ve yazılı medya bunu pekiştiriyor.

Bu kesik dansa karşı yeni bir şeyler söylemek lazım, balo salonunda diz vurarak horon oynamak istiyorlar. Zılgıt çekerek halay ya da….!

Koyu ve kaba bir folklorizm bütün habitatı kuşatmış

Merkez medya ve havuz medyası, vuvuzela ekiplerinin anlamadıkları tablo budur.

Dışımızda akan dünyanın kültür, bilim, sanat, eğitim anlayışı bilgi anlayışı köklü biçimde değişim ve dönüşüme uğramıştır. Türk siyaseti, sütçü beygiri gibi aynı basit dairenin içinde dönüp duruyor ve buradan çözüm umuyor pek garip!

MUHALEFETİN ÖNÜNDE YEPYENİ BİR TABLO VARDIR

Evet bugün Türkiye’de muhalefetin önünde yepyeni bir tablo vardır. 16 Nisan mutabakatına dayanan şahsiyeti ve cemiyeti eksen alan, hürriyetçi, hukukun üstünlüğünü esas alan bir siyasi mutabakat zarureti ortadadır. Kimsesi olamayanların kimsesiz Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırarak bir eğitim ve üretim seferberliğine geçme zarureti ortadadır. Türkiye her anlamda gecikiyor. Mevcut konvansiyonel üretim süreçleri bitiyor bilgiye dayalı yepyeni bir üretim ve toplum modeli şekilleniyor. Yeni finansal araçlar ve yatırım modelleri bilinmiyor. Türkiye güncel teknolojiden bile haberdar değil. Bu süreci ıskalamadan yakalamak mecburiyeti var.

CHP’nin geleneksel siyaset yapma biçimi ve tutumu itibarıyla Müdafa’â-yi Hukuk blokunun bütününün %60 blokunu kapsamasının zor olduğunu herkes görüyor.

Müdafa’â-yi Hukuk; bugün emeği, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, nitelikli bir eğitim düzenini, adaleti,yurttaş hukukunu, aydınlanma ideallerini, Türkiye’nin bağımsızlığını ve iradesini, pörsüyen , yok sayılan hukukunu savunmaktır. Bu hatta sağıyla, soluyla, muhafazakârıyla bütün milli demokratik devrim birikimi bir arada olabilir.Maveraünnhir’deHarezm Akademisi ile 10-12.yüzyıllarda kurduğu medeniyeti 2017 yılında bilim, bilgi ve tarih şuuru, rafine bir irfan ve metafizikle yeniden kurma kaygısı gerçekçidir.

MHP muhalefeti milli mefkûreyi bugünün dilinde zamanın ruhuna uygun olarak yeniden ele aldı. Meral Akşener önderliğindeki milliyetçi cephe Türkiye adına tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi yalınkılıç adalet, müsavat, hürriyet sloganıyla yola çıktı ve halktan hüsnü kabul gördüler. Kendi özeleştiri sürecini sağlıklı bir şekilde yaparak milli düşüncenin siyasal pratiği için enerjisi ve birikimi olan herkese açık, katılımcı, şeffaf, demokratik yeni bir siyasal oluşumu örgütleyen muhalefeti dikkatle takip etmekte yarar var. İyileri destekleyeceğiz, eksikleri eleştireceğiz.

Türk dünyasında Türk milliyetçiliği yüzyılın başındaki kamucu, halkçı, demokratik gelenekle yeniden buluşuyor. Kazakistan’da Alaş Orda çok geniş manada ele alınıyor, sempozyumlar düzenleniyor. Diğer Türk ülkelerinde de benzer eğilimler güçlü.

Zira eleştiri üretim ve yenileme için son derece önemli.

Türkiye’de siyasal merkezin yeniden tanımlanmaya ihtiyacı vardır. Siyasal değerler itibarıyla Türkiye’deki en geniş siyasal mutabakatın dolaysıyla merkezin  (%65 oranında) Müdafa’â-yi Hukuk cephesinde temsil edildiği bilimsel çalışmalarda açıktır. Müdafa’â-yi Hukuk cephesinde merkez sağ ve merkez sol ile ulusalcı birikim imtizaç ederek yeni yüzyılda Türkiye ve yakın coğrafyamızı belirleyecek bir siyasal enerji üretme potansiyeline sahiptir. Bu anlamda meseleyi bir Türkiye ve Türk dünyası İslam dünyası, Avrasya meselesi olarak görmek zaruridir. Yakın zamanda Türkiye ve dünya kamuoyu yepyeni ve farklı bir siyasal ve milli manifestoyla karşılaşacağı izlenimini ediniyorum.

İlk defa iki akademik kurum ve araştırma enstitüsü ve Türkiye’nin milli stratejik aklı ve kadroları bu perspektifte birleştiler.

Kendisiyle yaptığım görüşmelerde “İnsan odaklı, ekopolitik hassasiyetleri olan, ekonominin insanı ve toplumu değiştirip dönüştüren bir araç olduğu ve bu anlamda devletin düzenleyici parametreleri olması gerektiğine inanan üretimi de bölüşümü de aynı hassasiyetle dikkate alan  bir ekonomik anlayış, müzakereci halkçı bir demokrasi,  kimsesizlerin kimsesi bir cumhuriyet, keşkesiz ve amasız bir hukuk düzeni, yurttaş hukukunun sözde değil çağdaş içeriği ve tarihsel müktesebatı ile dikkate alınacağı bir siyaset felsefesinden bahsediyor Akşener”. Devamla “Dezavantajlı toplum kesimleri, kadınlar, engelliler, hayvan hakları ilk defa politik gündemde gerçek anlamda gündeme alınacağını” belirtiyor.

Alevi Bektaşi vatandaşlarımızı Türk kültürünün kopmaz bir parçası ve çekirdeği olarak değerlendiriyor ve  bu anlamda cemevi ibadethane tartışmasına bütün Türk milliyetçileri gibi yurttaş haklarının bir ihsan değil hak olduğu noktasından yaklaşıyor. Türk dünyası politikası diğer partilerde olduğu gibi “laf olsun torba dolsun” kabilinden değil ciddi bir içerikle gündeme gelecek. Kürt kökenli yurttaşlarımızı Türk kültür havzasının bir bileşeni bir deseni olarak görüyor. En gerçekçi ve geniş mutabakatın yurttaş hakları ve insan hakları bağlamında  olduğunu ötesinin hayal ve aldatmaca olduğunu isabetle belirtiyor. Kendi deyimiyle “yüksek okul mezunu gençlerimiz arasında en yüksek işsizlik oranları” milliyetçi camiada. Şehit cenazelerindeki “sıvasız evlerin” mağduriyetini derinden hissederek dile getiriyor. Adalet ve liyakat ilkelerinden sapmadan bu mağduriyeti gidermeye söz veriyor. Kısaca tüm toplum kesimlerine “hukuk devleti ve adalet vaat ediyor.” Maneviyatı ve metafizik duyarlılığı, geleneği,ideolojik bir argüman olarak değil kök ilkelerin üretilebileceği kültürel bir referans olarak ele alıyor. Bu yönüyle Türk siyasetinin sağına ve soluna yepyeni bir pencere açıyor.

Eğitim ve hukuk Akşener’in iki ana başlığı, ekonomik kalkınma ve üretimi bu eksende ele alıyor. Bir tarihçi olarak dünyadaki gelişim ve kalkınma süreçlerinden eğitim ve hukukun niteliğinin eğitim= üretim ve  kalkınma arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini vukufla değerlendirebiliyor.

Tanpınar’ın "Devam ederken değişmek değişerek devam etmek" mottosu Meral Akşener’le beraber yeni siyasal hareketin ana temalarından biri olacağı aşikâr.

Kemal Üçüncü

Odatv.com

Son Güncelleme: 09.08.2017 22:35
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
serdar 2017-08-07 13:45:07

Siyasal islamcı degil , gerici demelisiniz ... islama hakaret etmiş gibi anlaşılabilirsiniz halk nazarında.