Ilıcak ve Altan kardeşler için karar!

FETÖ'nün medya yapılanması davasında mütalaasını açıklayan savcı, Mehmet Altan ve Ahmet Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak için ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi.

Ilıcak ve Altan kardeşler için karar!

Mahkeme ara kararında, Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 6 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 12 Şubat'a ertelendi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla yargılanan Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu tutuklu yargılanan 6 sanığın "anayasayı ihlal"suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül hazır bulundu. Diğer tutuklular Ahmet Altan ve Mehmet Altan ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Diğer sanıklar Fevzi Yazıcı ve Tibet Murad Sanlıman ise duruşmaya gelmedi.

Duruşmada, mahkemeye gelen evraklar okundu. Daha sonra Cumhuriyet savcısı, davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaasının hazır olduğunu belirterek, mahkemeye sundu.

Mütalaada, tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Yakup Şimşek, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Fevzi Yazıcı'nın "anayasayı ihlal" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istendi. Mütalaada, tutuksuz sanık Tibet Murad Sanlıman'ın da "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan hapisle cezalandırılması talep edildi.

"FETÖ, SUİ GENERİS BİR ÖRGÜT"

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, savcılığın mütalaasını açıklamasının ardından gelen belgeler ve mütalaaya karşı sanıkların beyanları alındı.

Tutuklu sanıklardan Nazlı Ilıcak, mütalaanın okunmasının ardından mahkeme heyetine, "Bu 309. madde hangisiydi?" diye sordu. Heyet başkanının "Avukatınız onu size söyleyecek" sözleri üzerine Ilıcak, bu kez avukatına, "Darbe suçu var mı?" dedi. Avukatı da "Evet" yanıtını verdi.

Ilıcak, darbe iddiasıyla ilgili daha önce Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararı kapsamında şiddet ve cebir unsuru aranması gerektiğini söylediğini belirterek, "Darbelerle mücadele ettim. Evet, yolsuzluk yapanların hesap vermesi gerektiğini söyledim. Fakat bütün gazeteler yolsuzlukları manşetlerinden duyuruyordu. Yolsuzlukla mücadele edilmesini istemek FETÖ'ye hizmet midir Bunları dürüst bir gazeteci olduğum için yazdım. Ben hükümet devrilsin, isteyemem. AK Parti'ye oyumu veriyordum. Sadece yolsuzluk iddialarının üstünün örtülmemesini istedim" ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbe girişiminden önce attığı tweetleri okuyan ve Avrupa Birliği'nin FETÖ'yü terör örgütü gibi görmediğini söyleyen Ilıcak, "Ben FETÖ'yü terör örgütü olarak görüyorum. 15 Temmuz'dan önce böyle görmedim. FETÖ, sui generis (kendine has) bir örgüttür. Gizlice kılcal damarlara sızıyor, devleti ele geçirmeyi amaçlıyor. Bu çok daha tehlikeli. Ben terör örgütünü FETÖ'ye tercih ederim. Çünkü terör örgütü devleti ele geçirmeye çalışmaz" diye konuştu.

"DARBE OLACAĞINI BİLMİYORDUM"

Hukuki iddiaların somut delillere dayanması gerektiğini, niyet okumayla yargılama olmayacağını savunan Ilıcak, "Ben darbe olacağını bilmiyordum. 'Hayır' diyorum; ben FETÖ'nün amacının devleti ele geçirmek olduğunu bilmiyordum. Bülent Arınç bile Abdullah Gül bile idrak edememiş. FETÖ zaten amacını biliyor, ben üyesi değilim, bilmiyorum" dedi.

İddianamede kendisi hakkında FETÖ'nün amacını benimsediği ve ona göre hareket ettiğinin iddia edildiğini söyleyen Ilıcak, "Örgütün amaç suçu, devleti ele geçirmek, teokratik bir devlet kurmak. Benim böyle bir devlet isteyebileceğimi düşünüyor musunuz Devletin FETÖ tarafından ele geçirilmesinde benim nasıl katkım olabilir Atama ve terfi yetkim mi var Bana değil, bunlara izin veren devlet yetkililerine sorulmalı. Benim tweetlerimin FETÖ'nün devlete sızmasıyla ya da darbeyle ne ilgisi var Ben hükümet devrilsin dememişim ki..." diye konuştu.

"17/25 ARALIK'TA TERÖR ÖRGÜTÜ OLDUĞUNU ANLAMADIM"

Ilıcak, FETÖ'nün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan nefret ettiğini ama kendisinin hiçbir zaman Erdoğan'dan nefret etmediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Erdoğan'a hakaret iddiasıyla hakkımda açılmış tek bir hakaret davası yok. Yazılarımdaki amacım yapılan hatalardan dönülmesine katkıda bulunmaktı, kamuoyu adına denetim yapmaktı. Bana sorulabilir, '17/25 Aralık'ta da mı terör örgütü olduğunu anlayamadın' diye. Hayır, anlamadım. Bülent Arınç, 'Şimdi bana ahmak diyebilirsiniz' demişti. 17/25 Aralık belgeleri bugün hala tartışılıyor. Ben de meselenin yolsuzluk boyutuyla ilgilendim. Amacı hükümeti devirmek olan bir örgüt söz konusu ama ben bunu fark etmedim. Yolsuzluk boyutuyla ilgilendim. Suç sübut olmadığı gerekçesiyle beraatimi istiyorum. 40 yıllık gazeteciyim. Beraat vermezseniz yaşım ve 16-17 aydır tutuklu olmamın zorluğu göze alınarak, tahliyemi talep ediyorum."


Tutuklu sanıklardan Yakup Şimşek'in de beyanının alındığı duruşmaya bir süre ara verildi.

12 ŞUBAT'A ERTELENDİ

FETÖ Medya Yapılanması Davası; mahkeme ara kararında, Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 6 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 12 Şubat'a ertelendi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından FETÖ'nün medya unsurlarına yönelik hazırlanan 247 sayfalık iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanlığı ve 65. Türkiye Cumhuriyet Hükümeti "suçtan zarar gören", Abdulkerim Balcı, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Ali Çolak, Bülent Keneş, Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Osman Özsoy, Şemseddin Efe, Şükrü Tuğrul Özşengül, Tibet Murad Sanlıman, Tuncay Opçin ve Yakup Şimşek "sanık" olarak bulunuyor.

İddianamede tutuklu sanıklar yazar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile gazeteci Nazlı Ilıcak hakkında "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Altan kardeşler ve Ilıcak'ın ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçundan da 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, firari sanıklar kapatılan Zaman Gazetesi'nin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Tuncay Opçin'in de "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor. Bu sanıkların ayrıca "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Emre Uslu için "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçundan da 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Darbe girişimi gecesinde yayın yaparak örgüt lehine konuşmalarda bulunan Samanyolu TV Washington Temsilcisi firari sanık Şemseddin Efe, darbe girişiminden bir ay önce katıldığı bir televizyon programında "Ben profesör olacağıma keşke albay olsaymışım. Mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu." diyen firari sanık Osman Özsoy ile Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı firari Mehmet Kamış, gazetenin yöneticilerinden Faruk Kardıç, görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı, İsrail muhabiri firari Abdulkerim Balcı, kapatılan Today's Zaman Gazetesi'nin eski Genel Yayın Yönetmeni firari Bülent Keneş, Polis Akademisi'nde öğretim görevlisi olan ve 15 Temmuz gecesinde ABD'den yayın yapan FETÖ'nün bir televizyon kanalına çıkarak polisin darbenin yanında olacağını ve Cumhurbaşkanı'nın darbeye direnmeyeceğini iddia eden tutuklu sanık Şükrü Tuğrul Özşengül, Zaman Gazetesi Marka Müdürü Yakup Şimşek ve gazetenin kültür sanat sayfasında çalışan Ali Çolak'ın da aynı suçlardan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, bu sanıklar için ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

İddianamede, Zaman Gazetesi'nin 10 Ekim 2015'de yayınlanan ve darbe çağrışımında bulunulduğu belirtilen reklam filmini çeken ajansın sahibi sanık Tibet Murat Sanlıman hakkında ise "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede, sanıklar Ahmet Hüsrev Altan, Mehmet Altan ve Ayşe Nazlı Ilıcak'ın sosyal konumları, geçmişleri ve eylemlerinin niteliği itibarıyla terör örgütüyle organik bağları bulunmalarından öte süreklilik arz edecek şekilde örgütün amaçları doğrultusunda, iş birliği içerisinde faaliyette oldukları, darbe girişimine silahlı terör örgütü adına iştirak ettikleri anlatılıyor.

Zaman Gazetesi'nin 5 Ekim 2015'de yayınlanan ve darbe yapılacağı mesajının yer aldığı belirtilen reklam filmini çeken ajansın sahibi sanık Tibet Murat Sanlıman'ın, bu reklamın senaryosunu hazırlayan kişiler arasında olduğu ifade edilen iddianamede, Ekrem Dumanlı'nın da reklamın yayınlandığı tarihte darbe iması ve terör örgütüyle ilgili soruşturmalar yürüten savcıları, davalara bakan hakimleri, kamu görevlilerini ve mevcut hükümeti tehdit eden nitelikteki köşe yazısını kaleme aldığı belirtiliyor.

İddianamede, somut olaydaki şifreli mesaj gönderme yönteminin TSK'ya sızmış terör örgütü mensuplarına yönelik olduğu anlatılarak, darbe girişimi faaliyetinin planlı, sistemli ve gizliliğe azami riayet edilerek gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Darbe mesajı verilen söz konusu reklam filminin, darbeci askeri kanatla fikir ve eylem birliği içerisinde, önceye dayalı planın bir parçası olarak hazırlandığı vurgulanan iddianamede, Sanlıman'ın 17-25 Aralık'tan sonra örgütün yayın organlarının reklam işlerini üstlenmeye devam ettiği anlatılıyor.

DOSYALAR AYRILDI

İddianameyi kabul eden ve davaya bakan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Eylül 2017'deki duruşmada, haklarında yakalama kararı çıkarılan firari sanıklar Ekrem Dumanlı, Osman Özsoy, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Abdulkerim Balcı, Bülent Keneş, Faruk Kardıç, Mehmet Kamış, Şemsettin Efe ve Ali Çolak'ın henüz yakalanamamış olmasını göz önüne alarak, bu sanıkların dosyasının ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesini karara bağlamıştı. Böylece bu davada Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan'ın da bulunduğu 7 sanık kalmıştı.

YORUM EKLE