“Matbaa kapitalizmi bitti; dijital kapitalizmle yola devam”

“Mangalda kül bırakmayan matbuat erbabı, kâğıttan kaplanmış!”

“Matbaa kapitalizmi bitti; dijital kapitalizmle yola devam”

Cumhuriyet yazarı Tayfun Atay, Habertürk gazetesinin kapanıp dijital yayına geçmesi üzerine kaleme aldığı yazısında insanlığın iletişim yolculuğunu yazdı.

İletişim  tarihini,  “Homeros Galaksisi”, “Gutenberg Galaksisi”, “Bill-Gates Galaksisi”, sözlü, görse/elektronik olarak üçe ayıran Atay, gazetenin, “Gutenberg Galaksisi”nin iletişim şahikası olduğunu; ancak HaberTürk örneğinde görüldüğü gibi bu  galaksinin yıkıldığını ifade etti.

Bütün gazetelerin dönülmez akşamın ufkunda olduğunu kaydeden Cumhuriyet yazarı, şimdilik iktidar desteği ile ayakta duran gazetelerinde bu sona hazır olması gerektiğini vurguladı.

Atay, bir dönem mangalda kül bırakmayan matbuat erbabının iktidarı baskısı karşısında “kâğıttan kaplan” olduğu gerçeğinin de altını çizdi.

Tayfun Atay’ın konu hakkındaki yazısı şöyle:

“Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Türkiye’de devlet marifetiyle şekillenmiş kapitalizmin cismani karşılığı Vehbi Koç üzerinden kurguladığı tatlı romanında Erol Toy, “Çokzade Fehmi”nin yükselişini anlatırken “gazete ve kapitalizm” ilişkisi açısından çarpıcı şu satırlara da yer verir:

“Gazeteler, ancak reklamların gelişmesiyle sanayileşirler. Sanayileştikleri anda da reklam; kâğıt, makine ve öteki araçlar öneminde yer alır. Çünkü gazeteciyi de besleyen ana madde haline gelir. Bordrolar ona göre düzenlenir. Borçlanmalar hep buna dayanır. Öyle olduğunda, reklamın kesilmesi korkusu, her şeyin üstüne çıkar. Kendini tümüyle reklama dayamış bir basın, reklam verenin tüm isteklerini yerine getirmek durumunda kalır. Yoksa yaşayamaz” (E. Toy, “İmparator”, 1974

[17. Baskı], s. 132).

1950’li yıllar Türkiye’sinin gerçekliğine karşılık gelen bu kurgusal izlenimden, bugüne ait taze bir izlenime sıçrayalım. Yayın faaliyetine yarın nokta koyacak Gazete HaberTürk’ün sahibi Ciner Holding adına yazılı açıklama yapan yönetim kurulu başkanı Mehmet Kenan Tekdağ, şunları kaydetti iki gün önce:

“20. yüzyılın büyük çoğunluğunda en önemli kitle iletişim aracı gazetelerdi. Bununla birlikte kitle iletişim araçları teknolojisinde meydana gelen olağanüstü gelişmeler (televizyon, internet, mobil iletişim teknolojisi) gazetelerin yazılı baskısının 21. yüzyılda sürdürülebilir bir geleceği olup olmadığı konusunu gündeme getirdi.Önlenemez tiraj düşüşleri, diğer taraftan medya ekosisteminde yazılı basının aldığı reklam payının düzenli kayba uğraması gibi sebepler [dünyada] yüzlerce gazeteyi yazılı baskılarını sonlandırmak mecburiyetinde bıraktı. Son beş yılda ülkemizde de gazetelerin yazılı baskılarının tirajı düzenli olarak düşmekte, reklamdan aldığı pay düzenli olarak azalmakta, buna mukabil baskı maliyetleri sürekli artmakta iken televizyon ve internet mecralarının erişim ve reklam payı düzenli olarak yükselmektedir. Bu gelişmelere paralel olarak yazılı basın faaliyetlerimizi 5 Temmuz 2018 itibarıyla sonlandırmaya karar verdik”.

***

Türkiye demek ki “gazete sanayii”ni hepi topu 70 yılda tüketti. “Çokzade Fehmi”den “Cinzade Turgay”a kadar, reklam diye diye 1950’lerden itibaren şişti de şişti bu sanayi ve şimdi yine reklam diye diye sönmekte…

Elbette bir bakıma hepimiz dönülmez akşamın ufkundayız!..

***

İnsanın haber-bilgi-düşünce ihtiyacının endüstriyelleşmesinde geldiğimiz nokta bu… “Matbaa kapitalizmi” bitti, “dijital kapitalizm”le yola devam ediyoruz; “Gutenberg galaksisi” tarihe karıştı, “Bill-Gates galaksisi”nde gün tüketiyoruz.

İnsan dünyasını iletişim deneyimi açısından tarihsel olarak 3 “galaktik” aşamaya ayırmak mümkün: “Homeros Galaksisi”, “Gutenberg Galaksisi”, “Bill-Gates Galaksisi”. İletişimin “çıplak söz”, yani mitos, destan, deyişe (sözlü kültüre); yazılı basılı materyal, yani kitap, dergi, gazeteye (yazılı kültüre); ve ister söz, ister yazı, ister hareket olarak elektronik görüntüye (görsel kültüre) dayandığı tarihsel aşamalar…

Yazılı kültürün insan yaşamına hâkim olmaya başladığı 15’inci yüzyıl ortasından bunun “sonunun başlangıcı”nı işaret eden 20’nci yüzyıl ortasına (televizyonun kitleselleşmesine) dek, iletişimin öznesi kitap, dergi ve en önemlisi gazete idi.

Gazete, “Gutenberg Galaksisi”nin iletişim şahikasıydı. Şimdi ise, en son HaberTürk hadisesinde de olduğu üzere,

o “Galaksi”nin yıkımına şahitlik ettiğimiz mecra…

***

Aslına bakılırsa gazeteler, televizyon endüstrisinin hayatımıza hâkim olduğu dönemden başlayarak zaten geri plâna düşmüş, “yazılı kültür”ün bağrından ziyade “görsel kültür terkisinde” yol almaya koşulmuş ve koyulmuşlardı. Yaklaşık 30 yıldır gazetelerde yazıya görsel (resim, illüstrasyon, fotoğraf) değil, görsele göre yazı “oturtmak” âdetten değil mi?!

Böyle böyle, yazıyı “tüketecek” takatin her yeni nesilde daha da düştüğü bir insanlık hali çıktı ortaya. Hele ki artık 140 karakterle yazılıp çizilen bir dünyada gazete sayfalarında “makale” niteliğinde yazma çabasının da karşılık bulmadığı noktadayız. Ancak kısa, kestirme, satır-başlı ve “spot”lama ile yazarak okunabilme imkânı olan bir dünyada gazete, “kâğıttan TV” ve şimdilerde “kâğıttan WEB” olmaktan öteye gitmez oldu.

Eh, bir dönem mangalda kül bırakmayan matbuat erbabının şimdi iktidar zoru karşısında “kâğıttan kaplan” olduğu da çıktı mı ortaya!..

Gidiş bu gidiş... Yakında “yandaşlık” doğrultusunda sun’i, gerçek-dışı tiraj tabloları ile herkesi aldatan ve aslında iktidar gücü ile ayakta duran “tezvirat”a da aynısı olacak. Sıradan holdingler için şimdi durum ne ise “holdinglerin holdingi” bu iktidar için de aynı şekilde, “rantabl” olmadıkları gerekçesiyle “zevait”ten ibaret sayılacakları günler onlara da çok yakın… Hürriyet’te, HaberTürk’te yaşanan “final”ler, onlara da “kader”dir.

Bunu bilerek yapsınlar ne yandaşlık yapacaklarsa!..”

YORUM EKLE