Nagehan Alçı, hiç bu kadar haklı olmamıştı

“Bu canavarı hep beraber büyüttük!”

Nagehan Alçı, hiç bu kadar haklı olmamıştı

Nagehan Alçı, bugünki yazısında Akmet Maranki’nin medya tarafından nasıl şişirildiğini kaleme aldı.

Maranki’nin meşhur olmasında medyanın inkâr edilemez katkılarını sıralayan Alçı, herkesin suçlu olduğunu ifade etti.

Alçı, Newsweek Türkiye’nin hakkını da teslim etti:

“MARANKİ konusunda Newsweek Türkiye’yi bir kenara ayırıyorum. 2011’e kadar bizim grubun bünyesinde çıkan dergi, 29 Mart 2009’da “Diyetin Sahte Peygamberleri” kapağında “Sebzelerle Aldatmak” deyip Maranki’ye savaş açmıştı. Ve derginin başında şimdi gazetemizin yayın yönetmeni Selçuk Tepeli vardı. Maranki konusunda hakikaten gerçeği yıllar önce görmüşler. Son 5-6 yıldır Habertürk Gazetesi’nde de Maranki’den haber yok! Koskoca medyada bir yüz akımız var en azından...”

İşte Naghan Alçı’nın, altına imzâ atılacak yazısı:

“MARANKİ KONUSUNDA MEDYANIN YATACAK YERİ YOK

AHMET Maranki isimli şahsın saçmalamaları üzerine ne söylense az. Apaçık bir iç savaş çığırtkanlığı yaptığı ortada. Ancak iş buraya gelene kadar bu kişiyle ilgili çoktan kafamızda soru işaretleri oluşturmamız gerekmez miydi?

Biz medya mensupları, yıllardır ekranlarda boy gösteren, kendini bitki uzmanı diye pazarlayan, her şeyin önüne “kozmik” lafını yapıştıran, önüne gelene “çok faydalı” diyerek kaya tuzlarını yalatan bu adama reyting uğruna “gel gel” yapmadık mı? Hangimiz “Söyledikleri doğru mu? Kimdir bu insan?” diye sorguladık?

Bırakın sorgulamayı, televizyon sabah kuşakları onu kapma yarışına girdiler yıllarca. Her dediği otu kaynattılar, her söylediğini hayretler içerisinde dinlediler ve maalesef milyonlarca insana da abuk sabuk şeyleri aldırttılar, evlerinde kaynattırıp içirttiler!

BU CANAVARI HEP BİRLİKTE YARATTIK

Yalnızca bu kadar da değil, programına konuk olduklarının görüntülerini kesip biçip kendi uyduruk ürünlerinin reklamı için alışveriş kanallarında kullandı bu Maranki, ona bile ses çıkarmadık. Kendimden biliyorum, 5 yıl önce kısa bir süre Kanal D’de bir sabah kuşağı programı yapmıştım. Bir gün konuk koordinatörümüz bu Maranki’yi ayarlamış, bizim programa konuk olarak geldi, bir süre sonra birilerinin uyarısı üzerine fark ettim ki, birtakım kanallarda kendi tanıtımı için benim yüzümü kullanıyor. “Aman bununla mı uğraşacağım” dedim, şikâyetçi olmadım. Sonra baktım, birçok kişiyi aynı şekilde izinsizce reklam için kullanmış. Kısacası benim de, senin de, onun da kabahati var.

Maranki adlı “televizyon canavarı”nı hep birlikte yarattık. Önce ilgi manyağı yaptık, sonra da freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı bıraktık. Üzerinden flaşlar biraz eksilince de bombayı iç savaş tellallığı yaparak patlattı...

BRAVO NEWSWEEK!

MARANKİ konusunda Newsweek Türkiye’yi bir kenara ayırıyorum. 2011’e kadar bizim grubun bünyesinde çıkan dergi, 29 Mart 2009’da “Diyetin Sahte Peygamberleri” kapağında “Sebzelerle Aldatmak” deyip Maranki’ye savaş açmıştı. Ve derginin başında şimdi gazetemizin yayın yönetmeni Selçuk Tepeli vardı. Maranki konusunda hakikaten gerçeği yıllar önce görmüşler. Son 5-6 yıldır Habertürk Gazetesi’nde de Maranki’den haber yok! Koskoca medyada bir yüz akımız var en azından...

25 HAZIRAN VE BIR UYARI

AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Maranki’den daha zararlı bir figür herhalde olamaz. Bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük, 25 Haziran’da bir iç savaş çıkmasına hizmet etmek olur.

Bunu iki tarafın da görmesi gerekir. 24 Haziran’da sonuç ne olursa olsun Türkiye bu sonucu hazmetmek zorunda. Nasıl ki Maranki’nin sözü iktidar cephesine büyük zarar veriyorsa, muhalefet cephesi de sandığa güveni sarsacak ve çıkacak yasal sonuçları reddeden en ufak bir yaklaşımdan kaçınmalı. Muhalefet adına da sandıktan çıkan sonuçları beğenmeyip insanları sokağa davet edecek biri ya da birileri çıkarsa onların da Maranki’den farkı kalmaz!

***********

Böyle bir CV’yi nasıl yedik?

“LİSEYİ İstanbul’da okudu. Ardından puanının yettiği (puan anca oraya yetti anlamında) Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirdi ve 1976’da stajını bitirerek devlet görevine başladı. Maliye Gümrük Tekel Bakanlığı’nın çeşitli ve üst kademelerinde teknik, idari görevler, eksper, baş eksper, baş uzman olarak çalıştı. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ni bitirdi. (Yani baş eksper olarak çalışırken bir yandan da endüstri mühendisliği mi okudu?) 1986 yılında İÜ İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset bölümünde master yaptı. 1990’da aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlşkileri alanında doktorasını bitirdi....

İngilizce, Arapça, Osmanlıca, Azerbaycanca Türk Dili(?) ve Rusça bilmektedir. Biyoenerjist, kozmik bilim uzmanı, bitkisel tedavi konusunda uzman, stratejik araştırmalar uzmanı gibi sıfatlarla tanınmaktadır. (Ne zaman aldı bu uzmanlıkları, kozmik bilim uzmanı ne demek? Endüstri mühendisliği ardından sosyal bilimler okuyup nasıl bir insan bitki uzmanı olur, ki öyle bir bölümü okuyup okumadığı da belli değil.)

1993’te Azerbaycan devletinin talebi üzerine TC adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve ders vermek üzere Azerbaycan’a gitti, 10 yıl kaldı. TC adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (o da ne?) UNDP, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili ‘Principles Marketing’, ‘International Economic Organization’, ‘International Marketing’, ‘İslam Economy Relations’ (her şeyin uzmanı maşallah!) ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ‘University Lecturer’ unvanıyla ‘Specialist’ olarak diplomatik statüde görev yaptı.

(Dışişleri’ne soruyorum: Bu doğru mu? Bu kişiye diplomatik bir görev verdiniz mi?)

Azerbaycan Milli Meclisi’nde danışmanlık yaptı... BM’nin UNESCO ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA’da görev yapan Maranki... ilmi şura kararıyla ‘University Lecturer’ göreviyle ‘Economy’ alanında profesör unvanı almıştır. (Türkçesi: Profesörlüğü palavradır!) ...

Ayrıca Türkiye’nin AB’ye girme sürecinde AB stratejilerinin hazırlanması ile ilgili olarak Amsterdam’da ‘Türkiye Hollanda Vakfı’nın başkanlığını yaptı. (Tam hangi alan eksik kaldı derken buldum, AB üzerine de çalışmış!)

Siyah kuşak judo, tekvando, shiatsu hocası konumundadır. (Ondan beklenen de budur!)”

Yukarıda alıntıladığım şarlatanlık kokan ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan uydurmalar Ahmet Maranki denen ve yıllardır kendini bitki ve biyoenerji uzmanı olarak pazarlayan insanın sözde biyografisi. Öyle zor bulunan bir biyografi değil, her yerde var! Birçok gazetenin arşivinde de bulabilirsiniz bu palavraları...

Hepinizin gözünün içine baka baka aklımızla alay eden bu adamın saçmalamalarına hepimiz müstahakız, kimse kusura bakmasın!”

YORUM EKLE
YORUMLAR
RKB
RKB - 5 ay Önce

Bu adam şarlatanın önde gideni.

Mustafa Akgun
Mustafa Akgun - 5 ay Önce

Bu yazı çerçevelenip duvara asılacak cinsten. Yıllardır diyoruz bu kadar ünvan (hiç biri de bilim camiasında yok) ve Sonuç ortada.