Türban kalkanı AKP'yi kurtarır mı?

gazetemanifesto'dan Nuray Yenil'in "Türban kalkanı AKP'yi kurtarır mı?" başlıklı yazısı;

banner311
Türban kalkanı  AKP'yi kurtarır mı?

AKP iktidarının öğrenilmiş çaresizliğidir artık türban mağduriyeti edebiyatı. 17 yıllık iktidar sahibi gerici hareket, yeni bir toplumsal yapı inşa etmeye çalışırken itaate gereksinim duyuyor. Bir refah toplumu yaratamadılar. İktisadi kriz istatistik ile üstü örtülemeyecek denli derinleşti. Çok büyük genç bir nüfus geleceğe ve memlekete inancını yitiriyor. Dindar ve kindar nesil yaratmak hayalleri ile çıktıkları İmam Hatip projesinde yolda kaldılar. Kadın cinayetleri, çocuk istismarları vakalarının önüne geçilemiyor.

Ülkemizin içinde bulunduğu iktisadi krizin ağırlığı altında ezilen emekçi sınıflar yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, geçtiğimiz günlerde zevk-ü sefa içerisinde gününü gün eden iktidara yakın kişiler ve ailelerinin görüntüleri medyada geniş yer buldu.

AKP iktidarı ekonomik krizi manipülatif istatistikler yayınlayarak örtbas etmeye çalışadursun, geçim sıkıntısı yaşayan dört kardeşin intiharı, bir babanın önce aile bireylerini öldürüp intihar etmesi, atanamayan öğretmenlerin, işsiz gençlerin intihar haberleri ardı ardına geldi. Her birine ayrı ayrı kulplar bulmakta gecikmeyen hükümetimiz, yeni vergileri içeren düzenlemeleri torba torba meclisten geçirmeye devam ediyor. Bu torbalardan biri mecliste görüşülürken ekonomideki gidişatı konuşmaktan hazzetmeyen AKP’li vekiller yıllardır usanmadıkları türban mağduriyetini imdada çağırdılar. Cumhurbaşkanı da elbette mal bulmuş mağribi misali aynı nakaratı daha üst perdeden tekrar etmeyi, aba altından sopa göstermeyi ihmal etmedi. Dijital hizmet vergisinden başlayan tartışma, ertesi gün AKP’li kadın milletvekillerinin türban mağduriyeti gerekçesiyle mecliste basın açıklamasıyla noktalandı.

Oysa gündemde ne türban tartışması, ne de bir mağduriyet vardı. Üstelik bırakın türbanı, her fırsatta yemin billah laiklik derdi olmadığını tekrarlamaktan bitap düşmüş muhalefetimiz de özür dilemişti. İslamcı hareketin felsefesi, ideolojisi, dünya görüşü kadınlara had bildirmekle örülüyken; tarihi, şeriatı sayısız kadının haddini bildirmiş ve hayatını karartmışken nereden besleniyor bu mağduriyet edebiyatı diye sormadan edemiyorum.

Mecliste açıklama yapan AKP’li vekiller, dokuz ay işsiz kalan babanın çocukları Ceren, Ali Çınar ve eşiyle birlikte intiharına ilişkin de toplanmayı düşünürler mi?

Hadi ekonomi tıkırında, intiharlara ise birkaç meczubun işi diye bakıyorsunuz. O halde hazır 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününün arifesindeyiz, kadın cinayetlerini konuşalım.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında işlenen kadın cinayeti 66 iken, son üç yılda toplam bin 167 kadın öldürüldü. İçişleri Bakanı, Aile Bakanı ve ilgili diğer bakanlıklar ya da en yüksek mercileriniz hangi işlerle iştigal etmektedir? Daha bir ay önce AKP’li bir milletvekilinin evinde intihar ettiği iddia edilen Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümünü aydınlatsanız örneğin. Ya da Rabia Naz Vatan’ın nasıl öldüğünü. Bir baba düşünün ki çocuğunun nasıl öldüğünü anlamak için aylardır dedektif misali olağanüstü bir gayret sarf ediyor. Ve başta yetkililerin yaptığı açıklamalar bir bir boşa düşüyor. Muazzam hukuk ve adaletiniz…

Mağduriyetleri konuşuyoruz madem tarikat yurtlarında ardı arkası kesilmeyen çocuk istismarlarını, Aladağ’da yitirdiğimiz canlarımızı konuşalım.

Haddini bil lafına pek alınan ve bunu memleket meselesi haline getiren AKP grup başkanvekili Özlem Zengin bir dönem köşe yazarlığını yaptığı Yeni Akit’in her gün milyonlarca kadını aşağılayan, hakaretamiz yayınlarına ortak olmaktan beis duymuş mudur örneğin? Herkesin kılık kıyafetine saygı gibi naif söylemlerin ardına sığınan vekiller bizzat üyesi oldukları partinin üyelerinin geçmişteki ve günümüzdeki aşağılayıcı açıklamalarına yanıt verseler ya; ortalık şenlense.

Peki atıf yapıldığı iddia edilen Merve Kavakçı’ya ne demeli? Gerici harekete hizmetlerinin mükafatını fazlasıyla aldı, üstelik sadece AKP iktidarından da değil. Hizmette kusur etmediği ABD’den de…

AKP iktidarının öğrenilmiş çaresizliğidir artık türban mağduriyeti edebiyatı. 17 yıllık iktidar sahibi gerici hareket, yeni bir toplumsal yapı inşa etmeye çalışırken itaate gereksinim duyuyor. Bir refah toplumu yaratamadılar. İktisadi kriz istatistik ile üstü örtülemeyecek denli derinleşti. Çok büyük genç bir nüfus geleceğe ve memlekete inancını yitiriyor. Dindar ve kindar nesil yaratmak hayalleri ile çıktıkları İmam Hatip projesinde yolda kaldılar. Kadın cinayetleri, çocuk istismarları vakalarının önüne geçilemiyor. Yıllardır toplumun bir kesimini zapt-u rapt altına alan tarikatların varlığı sorgulanır oldu. FETÖ gibi örgütlenmelerin, cemaat yapılanmalarının nelere yeltenebileceği ortaya çıktı. Siyasal İslam bölgede ve ülkemizde çoktan kaybedenler kulübündeki yerini aldı.

Batı karşıtlığı masalından emperyalizm ile işbirliğine, adil düzen aldatmacasından şatafatlı mevlit şölenlerine, özgürlük nidalarından diktatöryal tek adam rejimine, tek yüzükle başlanan siyaset hayatından dünyanın en zenginleri arasına uzanan bir siyasi yaşamın, dramatik bir serüvenin sonuna geliniyor. AKP otoritesinin sarsılmasının, sorgulanmasının önüne geçmek derdinde. Zorlandıkları oranda türban imdada çağrılmakta, kalkan olarak kullanılmaktadır. Ve her seferinde etkisini, sihirli tılsımını biraz daha yitirerek.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.