Türk Ocakları’nın 107. Kuruluş Yıldönümü Kutlandı

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne doğru ve Balkan bozgununa rastlayan günlerde, 25 Mart 1912 tarihinde kurulan Türk Ocakları’nın 107. Yıldönümü Ankara’da Türk Tarih Kurumu Konferans Salonu’nda yapılan toplantı ile kutlandı.

Türk Ocakları’nın 107. Kuruluş Yıldönümü Kutlandı

Haber: Osman Oktay

Toplantı, Türk Ocakları Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Bülent Aksoy tarafından 107 yıl önce bu kutlu ocağın kurulmasına vesile olan 190 Askeri Tıbbiye öğrencisinin zamanın aydınlarına yazdıkları mektup metnini okuması ve ardından İstiklal Marşımızın söylenmesinden sonra Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz bir açış konuşması yaparak katılımcılara teşekkür etti.

Bu açılış konuşmasından sonra, yurt içinde ve Türk Cumhuriyetlerinde Türk Dünyası’na yönelik toplantılar düzenleyip yayınlar yapan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın’a, Türk Ocakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Orhan Kavuncu’nun önerisi ile, uzun yıllar Türk Ocakları Genel Başkanlığı yapan Nuri Gürgür tarafından “Nevzat Kösoğlu Türk Dünyası’na Hizmet Ödülü” takdim edildi. Prof. Aydın, ödülünü aldıktan sonra Türk Dünyası’nın durumu ve bu konuda üniversitelerinin yaptığı çalışmalarla ilgili doyurucu bir konuşma yaptı. Bu arada, Kastamonu Üniversitesi’nin adının, “Türkistan Üniversitesi” olarak değiştirilmesi yolunda hazırlıklar yapıldığının müjdelenmesi alkışlarla karşılandı.

KIVILCIMI ATEŞLEYEN TIBBİYELİ GENÇLER

O yıllar gerçekten çok karanlıktı ve üç kıt’aya hükmeden koca bir Türk Devleti yıkılışa doğru gidiyor, “Aslan payını aslan olmayanların alacağı” günler yaklaşıyordu. Zaten pek çok toprak da kaybedilmişti. Bir şeyler yapmak gerekiyordu. 1911 yılında kurulan Türk Derneği ve çıkarmaya başladıkları Türk Yurdu Dergisi ilk kıvılcımları yakmıştı ama yeterli değildi. Tam bu sırada, 190 Askeri Tıbbiyeli genç bir gece İstanbul’daki Karacaahmet Mezarlığı’nda toplanarak bir değerlendirme yaptılar. Alınan karar gereğince bir mektup kaleme alınarak o zamanki vatanperver yazar, şair, fikir adamı ve ediplere göndereceklerdi. Nitekim şu metni hazırlayarak tespit ettikleri isimlere gönderdiler:

"Efendimiz,

Türk ırkının maarif mekteplerine hizmet ederek, içtimai geleceğini temin emeliyle toplanmış 190 Askeri Tıbbiyeli namına zat-ı âlilerinize müracaat eyliyoruz.

Maksadımız, arz edeceğimiz şeylere dair hâkimane ve edibane fikirlerinizi öğrenmektir.

Türk kavmi, hayat-ı inkıraz yaşamaktadır. Buna seleflerimiz gibi lâkayt kalamayız. Hayat ebedî bir mücadeledir ve bu mücadelede muvaffakiyetin en büyük şartı, maarif ve mekteplerin galebesidir.

Bizler; tekamül kanununa riayet fikrinde ısrarlı, ziraat, ticaret ve sanayi ile kazanılmış bir içtimaî hakimiyeti, kuru bir siyasî hakimiyete tercih etmekteyiz.

Nesl-i müstakbel temiz olsun; miskinliği günah, faaliyeti ibadet bilsin. Müteşebbis, kuvvetli ve servet sahibi olsun.

Böyle bir cemiyetin temel taşlarını yüksek mekteplere devam eden Türk gencinin maddî-manevî fedakârlıklarıyla atacağız.

Bu babdaki hâkimane ve edibane görüşlerinizi öğrenmek istediğimizi bildirir; ilmî ve fiilî iş birliğinde bulunmalarını ısrarla temenni eyleriz.”

Mektubun muhatabı olan milliyetçi münevverler yaptıkları değerlendirmelerin sonucunda 25 Mart 1912’de Mehmet Emin Yurdakul’un Başkanlığında Türk Ocakları’nı kurmaya karar verdiler. İşte, o tarihte “Türklerin faidesine hadim” olarak kurulan bu dernek Türkiye’nin en eski Sivil Toplum kuruluşu olarak varlığını sürdürüyor.

Sırada, “Türk’ün Sönmeyen Ocağı: Dünü, Bugünü, Yarını” konulu panele gelmişti. Paneli yönetmek üzere Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, konuşmacılar olarak da TOBB Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Sarınay’la T ürk Ocakları Şeref Başkanı Nuri Gürgür yerlerini aldılar.

İlk konuşmayı yapan Prof. Sarınay, 107 yıl önce Türk Ocakları’nın kuruluşuna giden şartları özetledikten sonra, “Balkan Savaşları döneminde ve öncesinde İmparatorluk sathında Türk kelimesini Türk Ocakları’ndan başka kullanan yoktu. Ondan sonra giderek yayıldı ve yolu İstanbul’a düşüp Türk Ocaklılarla tanışanlar bunu heyecanla Anadolu’ya da taşıdılar. Türk Ocakları, İmparatorluktan tevarüs eden büyük bir medeniyet projesi olup Balkan ve Çanakkale savaşlarında oynadığı rolü İstiklal Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında da oynamıştır” dedi. Sarınay daha sonra Türk Ocakları’nın 1931 yılına kadar süren çalışma dönemini anlattı.

Prof. Dr. Öz’ün söz vermesi üzerine Nuri Gürgür, zamanın şartları gereği 1931 yılında Ocak faaliyetlerinin durdurulmasından sonra 1949 yılında eski Genel Başkanlardan ve Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından tekrar faaliyete geçirilmesinden başlayarak Türk Ocakları’nın günümüze kadar geçen serüvenini anlattı. Gürgür, özellikle 1990’lı yıllardan sonra Türk Ocakları Genel Merkezi ve Hars Heyeti’nin önemli çalışmalara imza attığını, anlatıp Türk Milliyetçiliği, Türk Eğitim Sistemi, Dini Hayat konularında sempozyumlar, paneller düzenlenip yayınlar yapıldığına işaret eti.

Oturumu yöneten Genel Başkan Prof. Dr. Mehmet Öz, konuşmaların kısa bir değerlendirmesini yaptıktan sonra, “Birileri ‘Abant Platformları’ adı altında 15 Temmuz’a giden yolun hazırlıklarını yaparken Türk Ocakları Söğüt ve Gerede toplantılarını düzenleyerek raporlar hazırladı, yayınlar yaptı ve ilgili yerlere de gönderdi ama siyaset kurumu ile basın yayın kuruluşları bunları görmezden geldiler. Genel Merkez bünyesinde ve bazı şubelerimizde Türk Ocakları Akademisi ve Milli Mefkure Mektepleri oluşturduk. Oralarda gençlerimize tarihten ilahiyata kadar her konuda akademik programlar uyguluyor; bilgi ile ülkü, akıl ile gönül birlikteliğini canlandırmaya çalışıyoruz” diyerek sözlerini bitirdi.

Toplantı, bütün katılımcıların ayakta söylediği Çırpınırdı Karadeniz şarkısı ile sona erdi. Bu Ocağın daha nice yüz yıllar tütmesini diliyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Yılmaz  würzburg
Ahmet Yılmaz würzburg - 1 ay Önce

Var olma gayretlerinizi tebrik eder,başarılar dilerim...

SIRADAKİ HABER