Türkiye, olası bir su savaşının merkezi konumunda

Dünya ülkelerinin 5'te 1'ini, 2040 yılında iklim değişikliği ve yağış modelleri ile artacak nüfusun yükselen su talebi nedeniyle kuraklık ve susuzluk bekliyor.

Türkiye, olası bir su savaşının merkezi konumunda

Bunun sonucu bir diğer tehlike ise, su savaşları. Mersin Üniversitesi (MEÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur uyardı: "Ortadoğu’nun en önemli su havzalarını barındıran Türkiye, bu özelliği ile olası bir su savaşının tam da merkezinde bulunuyor."

Prof. Dr. Halil Kumbur, "22 Mart Dünya Su Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, canlı hayatı için önemli bir unsur olan suyun, sanılanın aksine sınırlı bir kaynak olduğunu belirtti. İnsanların kullanımına hazır olan tatlı su varlığının, dünyadaki toplam su varlığının yaklaşık yüzde 0.3 ila 0.5’inden az olduğunu kaydeden Kumbur, son yıllarda yaşanan küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucunda bu miktarın daha da azaldığını ifade etti.

Başta Afrika ve Ortadoğu ülkeleri olmak üzere dünyada birçok ülkenin su sıkıntısı çektiğini söyleyen Kumbur, "Su kaynaklarının paylaşım ve kullanımındaki aşırı talep ve dengesizlikler, ülkeler arasındaki huzursuzlukları, anlaşmazlıkları ve savaşları beraberinde getirmiştir. Bu savaşların çoğu özellikle gelişmiş ülkeler tarafından çevre ve insan haklarının ihlali bahanesi ile çıkartılmıştır. Anlaşmazlıkların temelinde su ve enerji kaynaklarının paylaşımı yatmaktadır" dedi.

2040 yılında iklim değişikliği ile değişen yağış modelleri ve artan nüfusla yükselen su talebi nedeniyle, dünya genelindeki ülkelerin yaklaşık 5'te 1'inde (33 ülke) ciddi derecelerde kuraklık ve su sıkıntısı beklendiğini hatırlatan Kumbur, bu ülkelerin çoğunluğunun Ortadoğu ülkeleri olduğunu, Türkiye’nin bu sıralamada 27. sırada yer aldığını belirtti.

Türkiye’nin günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu, bu oranın 80 milyona bölündüğünde kişi başına yılda bin 400 metreküp su düştüğünü vurgulayan Kumbur, "Bu değerlere göre Türkiye, potansiyel su yoksulu ülke konumuna yaklaşmaktadır. Türkiye’nin su kaynakları potansiyeli doğu bölgelerde ağırlıkta iken, ihtiyaçlar batı bölgelerde yoğunlaşmıştır. Mevcut suyumuzun yaklaşık yüzde 73’ü sulama, yüzde 16’sı belediyeler, yüzde 11 kadarı da endüstriyel amaçlar için kullanılmaktadır" diye konuştu.

Türkiye’nin, Ortadoğu bölgesindeki sınır aşan sular konusunda jeopolitik açıdan oldukça önemli ve belirleyici bir role sahip olduğunu ifade eden Kumbur, şu görüşlere yer verdi:

"Ortadoğu’nun en önemli su havzalarını barındıran Türkiye, olası bir su savaşının da merkezi konumundadır. AB uyum süreci içerinde sınır aşan ve ülkemizin su potansiyelinin yüzde 30’unu oluşturan Dicle ve Fırat nehirlerimizin yönetiminin Türkiye’den alınarak uluslararası bir konsorsiyuma veya sudan yararlanan komşu ülkelerle beraber yönetilmesi dayatması ile karşılaşma ihtimali yüksektir. Bu dayatma, bu nehirlerin suyuna dayalı yapılacak her türlü yatırımlarımızı, başta GAP projesi olmak üzere barajlar, sulama ve enerji üretimi gibi olumsuz yönde etkileyecektir."

Açıklamasında, Mersin’in su potansiyeline de değinen Kumbur, tarım, turizm, sanayi, ticaret ve liman gibi faaliyetleri ile öne çıkan kentin, yer üstü ve yer altı su potansiyelinin yıllık yaklaşık 7.4 milyar metreküp olduğunu söyledi.

Son yıllarda almış olduğu göç ile birlikte artan nüfus projeksiyonuna ve sektörel potansiyeline bağlı olarak kentte, su kullanımına yönelik yatırımların da arttığına işaret eden Kumbur, şunları söyledi: "Genelde Mersin kent merkezleri ve köylerin büyük bir kısmının su sıkıntısı bulunmamaktadır."

"İlçe sınırları içerisindeki birbirine yakın mahallelerin içme ve atık su sorunları havza bazında bir yaklaşımla tek bir proje ile kalıcı ve ekonomik olarak çözümlenmelidir. Su kaynaklarının bilinçli tüketiminin sağlanması, suyun kalitesinin korunması, kayıp-kaçakların azaltılması, suyun tek bir noktadan kontrolünü sağlayacak ’su bilgi yönetim sistemleri’nden yararlanılması, arıtılmış suların geri kazanılarak sulama suyu olarak kullanımının sağlanması, su kaynaklarının düzenli kullanımına yönelik ulusal su politikalarının belirlenmesi, havza bazlı entegre su projelerinin yapılması ve bu projelerin sayılarının arttırılarak suyun ülke ihtiyaçları için rezerv edilmesi gerekmektedir. Su sıkıntısı çekilen yerlerde barajlar, göletler yapılarak su kış aylarında depolanmalıdır."

 

10 / 10

©Shutterstock

Su sorununun, daha çok suyun plansız kullanımı ve uygulanmakta olan sulama tekniklerinden kaynaklandığını belirten Halil Kumbur, özellikle sulama suyu teknik ve yöntemlerinin değiştirilmesi, damlama sulama tekniklerine bir an önce geçmesi gerektiğini söyledi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Lütfü
Lütfü - 4 ay Önce

Su hakkında beceriksiz su ve orman işleri bakanlığı varken hiç bir değişiklik olmaz kardeşim.